Onun iyi bir fikir olduğuna karar verdim.I decided it was a good idea.
Eve gelme zamanı olduğuna karar verdim.I decided it was time to come home.
Bostona geri gitmemeye karar verdim.I decided not to go back to Boston.
Fransızca çalışmamaya karar verdim.I decided not to study French.
Mary'ye çıkma teklif etmeye karar verdim.I decided to ask Mary out.
Yüzmeye gitmeye karar verdim.I decided to go swimming.
Tom'u bir şey yapmasını ikna etmeye çabalamayı durdurmaya karar verdim.I decided to stop trying to convince Tom to do anything.
Kararına katılmıyorum.I don't disagree with your decision.
Sağlıklı bir karar vermek için yeterli bilgim yok.I don't have enough information yet to make a good decision.
Onu yapmak için gerçekten karar verdiğimi hatırlamıyorum.I don't remember actually deciding to do that.
Ben onun bir zor karar olduğunu düşünmem.I don't think it's a difficult decision.
Kararınızı hevesle bekliyorum.I eagerly await your decision.
Sonunda gitmeye ve Tom'u görmeye karar verdim.I finally decided to go and see Tom.
Acele etmeden alınan kararlarım vardı.I had second thoughts.
Onu almak için şansım vardı ama almamaya karar verdim.I had the chance to buy that, but I decided not to.
Hemen karar vermek zorundaydım.I had to decide right then and there.
Ne söylersen söyle farketmez, kararımı değiştirmeyeceğim.No matter what you may say, I won't change my mind.
Henüz bir ev yapmak için aslında karar vermedim.I haven't actually decided to build a house yet.
Planın hakkında acele etmeden kararlar alıyorum.I've been having second thoughts about your plan.
Daha bir şeye karar vermedim.I haven't decided anything yet.
Kalmakta karar kıldım.I've decided I'm going to stay.
İşi bırakmamaya karar verdim.I've decided not to quit.
Bırakmamaya karar verdim.I've decided not to quit.
Tom'a dava açmamaya karar verdim.I've decided not to sue Tom.
İş teklifini kabul etmeye karar verdim.I've decided to accept the job offer.
Tom'u affetmeye karar verdim.I've decided to forgive Tom.
Siyasete girmeye karar verdim.I've decided to get into politics.
Politikaya girmeye karar verdim.I've decided to get into politics.
Öğretmenliğe başlamaya karar verdim.I've decided to get into teaching.
Öğretmenlik işine girmeye karar verdim.I've decided to get into teaching.
Tom'a terfi vermeye karar verdik.I've decided to give Tom the promotion.
Kendi işimi yürütmeye karar verdim.I've decided to go into business for myself.
Diyete başlamaya karar verdim.I've decided to go on a diet.
Boston'dan ayrılmaya karar verdim.I've decided to leave Boston.
Boston'u terketmeye karar verdim.I've decided to leave Boston.
Tom'un arabamı kullanmasına izin vermeye karar verdik.I've decided to let Tom use my car.
Tom'la evlenmeye karar verdim.I've decided to marry Tom.
İşimi bırakmaya karar verdim.I've decided to quit my job.
İşi bırakmaya karar verdim.I've decided to quit my job.
Burada kalmaya karar verdim.I've decided to remain here.
İstifa etmeye karar verdim.I've decided to resign.
Emekliye ayrılmaya karar verdim.I've decided to retire.
Evet demeye karar verdim.I've decided to say yes.
Sadece ithal şarap sunmaya karar verdim.I've decided to serve only imported wine.
Yalnızca ithal şarap sunmaya karar verdim.I've decided to serve only imported wine.
Kalmaya karar verdim.I've decided to stay.
Bir roman yazmaya karar verdim.I've decided to write a novel.
Roman yazmaya karar verdim.I've decided to write a novel.
Tom'a kararımı söylemem gerekene kadar kalan bir saatten daha az zamanım var.I have less than an hour left until I have to tell Tom my decision.
Bir karar verdim.I've made a decision.
Bazı kararlar verdim.I've made some decisions.
Ne yapacağıma karar vermek zorundayım.I have to decide what to do.
Ne yapacağıma karar vermem gerekiyor.I have to decide what to do.
Öncelik sırasına karar vermeliyim.I have to prioritize.
Kararım hakkında Tom'a bilgi verdim.I informed Tom of my decision.
Sanırım o aptalca bir karardı.I think that was a foolish decision.
Bunu bir daha yapmama kararı aldım.I'd decided not to do that again.
Onu atmaya karar verdim.I'd decided to throw that away.
Ben sadece eve erken gelmeye karar verdim.I just decided I'd come home early.
Ayrılmaya karar verip vermediklerini bilmiyorum.I don't know if they've decided to leave.