kararın ile cümle
kararın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bölge Mahkemesi, Pirate Bay Davası hakkındaki kararını açıkladı.Tòa án quận đã đưa ra lời phán quyết trong vụ xét xử Pirate Bay.
Bölge Mahkemesi, Pirate Bay Davası hakkındaki kararını açıkladı.지방법원은 TPB재판의 평결을 발표했습니다
Bölge Mahkemesi, Pirate Bay Davası hakkındaki kararını açıkladı.Районный суд объявил Приговор по делу Pirate Bay.
Bölge Mahkemesi, Pirate Bay Davası hakkındaki kararını açıkladı.Съдът обяви присъдата по делото за "Пиратският Залив".
Bölge Mahkemesi, Pirate Bay Davası hakkındaki kararını açıkladı.בית המשפט המחוזי הכריז על .גזר הדין במשפט מפרץ הפיראטים
Bölge Mahkemesi, Pirate Bay Davası hakkındaki kararını açıkladı.أعلنت المحكمة الجزئية حُكمها "في قضية موقع "قراصنة الخليج
Bölge Mahkemesi, Pirate Bay Davası hakkındaki kararını açıkladı.「約450万ドルの被害を認めます」
Bu durum ayrıca, 18 Haziran 2003 tarihli Konsey Tavsiye Kararının Üye Devletler’i hasar azaltmaCannabis: popularitet kan have toppet — mens folkesundhedsspørgsmål får større betydning
Bu durum ayrıca, 18 Haziran 2003 tarihli Konsey Tavsiye Kararının Üye Devletler’i hasar azaltmaDetta innebär att cannabis är den vanligaste illegala drogen i Europa. Positionen som den
Bu durum ayrıca, 18 Haziran 2003 tarihli Konsey Tavsiye Kararının Üye Devletler’i hasar azaltmaÉ também evidente num relatório recente da Comissão
Bu durum ayrıca, 18 Haziran 2003 tarihli Konsey Tavsiye Kararının Üye Devletler’i hasar azaltmaHelyzetkép a börtönökből: a kábítószer-használóknak szóló szolgáltatások továbbra sem elég fejlettek
Bu durum ayrıca, 18 Haziran 2003 tarihli Konsey Tavsiye Kararının Üye Devletler’i hasar azaltmaKanabis: popularita už možno dosiahla vrchol, ako narastá uznávanie otázok verejného zdravia
Bu durum ayrıca, 18 Haziran 2003 tarihli Konsey Tavsiye Kararının Üye Devletler’i hasar azaltmaKonopí: oblíbenost drogy už možná dosáhla vrcholu – s rostoucím vědomím problémů veřejného zdraví
Bu durum ayrıca, 18 Haziran 2003 tarihli Konsey Tavsiye Kararının Üye Devletler’i hasar azaltmaZapor: storitve za uživalce drog ostajajo slabo razvite?
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.2.Rada ministrůje pravidelněinformována členskými státy účastnícími semise o jejím stavu.
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.Dans ce cas, il n’est pas tenu d’appliquer la décisioneuropéenne, mais il accepte qu’elle engage l’Union.
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.Denne tjeneste arbejder sammen med medlemsstaternes diplomatiske tjenester.1
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.Evropski zakoni ali okvirni zakoni določijo potrebne ukrepe za izvajanje skupne trgovinske politike.
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.În acest caz, Consiliul nu este obligat săaplice decizia europeană, daracceptăca aceasta săangajeze Uniunea.
Bu durumda, Avrupa kararınıuygula-makla yükümlü değildir ancak bunun Birlik’i bağladığınıkabul eder.Nesse caso, não é obrigado aaplicar a decisão europeia, mas deve reconhecer que ela vincula a União.
Bu hesaplamalar, varsayımlar, ev alma kararını verirken gerçekten önemli. .Das sind also Art der wichtigen Zahlen in der Heimat Kauf-Szenario.
Bu hesaplamalar, varsayımlar, ev alma kararını verirken gerçekten önemli. .Tohle jsou důležitá čísla ve scénáři nákupu domu.
Bu hesaplamalar, varsayımlar, ev alma kararını verirken gerçekten önemli. .Οπότε αυτά είναι τα σημαντικά νούμερα στο σενάριο της αγοράς του σπιτιού.
Bu hesaplamalar, varsayımlar, ev alma kararını verirken gerçekten önemli. .重要な数字の一種です。 この負債に対する金利は、どの金利で計算するか仮定して、
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Bojimose, da bo zaradi te odločitve prišlo do odpuščanja.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum. Komisyon’untavrını anlayamıyorum.U vreest dat er hierdoor ontslagenzullen vallen en begrijpt de houding van de Commissie niet.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Nous craignons que cettedécision n’entraîne des licenciements.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Obávame sa, že toto rozhodnutie môže viesť kprepúšťaniu.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Obáváme se, že toto rozhodnutí může vést kpropouštění z důvodu nadbytečnosti.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Pracownicy obawiają się, że decyzja Komisjimoże doprowadzić do masowych zwolnień.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Tememos que esta decisão provoque despedimentos.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Temiamo che taledecisione possa causare licenziamenti di personale.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Vi fruktar att detta beslut skallleda till uppsägningar.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Vi frygter, at denne beslutningmedfører afskedigelser.
Bu kararın,işten çıkarmalara yol açabileceğinden korkuyorum.Wir befürchten, daß diese Entscheidung zu Entlassungen führen wird.
Bu kararın üzerine그 결정을 내린 그들은
Bu kararın üzerineמשהגיעו להחלטה זו,
Bu kararın üzerineوقد اتخذ هذا القرار
Bu kararın üzerineリベラル・アーツ教育の本場である
Bunun üzerine sen nasıl bir gazeteyi idare etmenin getirdiği sorumlulukları üstlenme kararını verdin?어떻게 그런 어려운 상황속에서 신문사를 이어받겠다는
Bunun üzerine sen nasıl bir gazeteyi idare etmenin getirdiği sorumlulukları üstlenme kararını verdin?אז איך את הגעת לידיי ההחלטה ולקחת את האחריות של לנהל עיתון,
Bunun üzerine sen nasıl bir gazeteyi idare etmenin getirdiği sorumlulukları üstlenme kararını verdin?فكيف استطعت ان تمسكي بزمام الامور وتتولي المسؤوليات المتعلقة بادارة تلك الصحيفة
Bunun üzerine sen nasıl bir gazeteyi idare etmenin getirdiği sorumlulukları üstlenme kararını verdin?決定を下し 責任を引き受け 新聞を続けているのですか 特にこの難しい情勢のなかで
Bu onun için büyük bir sorun. Muhtemelen sınav kağıdını görünce kararını değiştirecektir.Ha meglátja ezt a tesztet, mindjárt meggondolja, hogy engedje-e az embereket szavazni.
Bu onun için büyük bir sorun. Muhtemelen sınav kağıdını görünce kararını değiştirecektir.Quand il verra ce test, il remettra en question l'idée de laisser le peuple voter.
Bu resim aynı zamanda, alınan bu kararın bedeline ilişkin.Aber dies ist auch ein Gemälde über die Kosten davon
Bu resim aynı zamanda, alınan bu kararın bedeline ilişkin.Ale tento obraz také vyjadřuje cenu, která se za tento postoj platí.
Bu resim aynı zamanda, alınan bu kararın bedeline ilişkin.Jednak jest to także obraz o kosztach takiego postępowania.
Bu resim aynı zamanda, alınan bu kararın bedeline ilişkin.Але є також картина яка показує вартість цього.
Bu sefer de Al'ın kararının sabit olduğunu varsayacağız. Al itiraf etmişti ve kararını değiştirmeyecek.Jsme v tomto stavu, budeme předpokládat, že Al je neměnný.
Bu sefer de Al'ın kararının sabit olduğunu varsayacağız.Ми у цьому стані і припускаємо, що Ал незмінний.
Bu tür bir hareket Güvenlik Konseyi kararını ve BM Genel Kurulunu ihlal ediyor.Cette décision viole les résolutions du Conseil de Sécurité et de l'Assemblée Générale des Nations Unies.
Bu tür bir hareket Güvenlik Konseyi kararını ve BM Genel Kurulunu ihlal ediyor.Essa manobra desrespeita resoluções do Conselho de Segurança e da Assembleia Geral da ONU.
Bu tür bir hareket Güvenlik Konseyi kararını ve BM Genel Kurulunu ihlal ediyor.Esta medida viola la resolución del Consejo de Seguridad y la Asamblea General de Naciones Unidas.
Bu tür bir hareket Güvenlik Konseyi kararını ve BM Genel Kurulunu ihlal ediyor.Подобное действие нарушает резолюцию Совета Безопасности и Генеральной Ассамблеи ООН.
CDO'lara yatırım kararını alanlar aynen bu kişiler.A jsou to právě oni, kdo investoval do těchto zajištěných dluhových obligací.
CDO'lara yatırım kararını alanlar aynen bu kişiler.そして、あなたが本質的に、 これらのCDOsを買い取るつもりであったなら、
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Azért érdekes, mert elutasította az arisztotelészi premisszát, ami alátámasztotta a többségi véleményt.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Den er interessant, fordi han afviste det aristoteliske præmis, der lå til bunds for flertallets holdning.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.E é interessante porque ele rejeitou a premissa aristoteliana subjacente à opinião da maioria.
İlgili Sayfalar