Vadide yer yer Akdeniz elemanlarına (incir ve karaçalı) rastlanır.At the time of creation, paradise touched the earth at the Garden of Eden.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.He saw a stretch of empty downs with the wind swaying the remote green-pointed furze bushes.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler."Then all the trees said to the bramble, 'Come and reign over us.'
Vadide yer yer Akdeniz elemanlarına (incir ve karaçalı) rastlanır.По земле проходят поколенья, И земля их подвиги хранит.
Vadide yer yer Akdeniz elemanlarına (incir ve karaçalı) rastlanır.منها أنها الأرض «المكنونة» وهي التي صانها الله وحفظها في قلب الصحراء.
Vadide yer yer Akdeniz elemanlarına (incir ve karaçalı) rastlanır.Het gebruik van de grond zou met gunningen (van bepaalde termijn) aan de meestbiedende gegeven worden.
Vadide yer yer Akdeniz elemanlarına (incir ve karaçalı) rastlanır.和泉地方では摩湯山古墳(岸和田市)に次ぐ時期に位置づけられる。
Vadide yer yer Akdeniz elemanlarına (incir ve karaçalı) rastlanır.Yeri於節目中玩得遊戲為《絕地求生》手機版本(即所謂「吃雞」手遊)。
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Dia melihat hamparan kosong dengan turunnya angin bergoyang the furze hijau menunjuk jauh semak-semak.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.El a văzut o intindere de coborâşuri gol cu vântul leagănă telecomanda verde-a relevat grozamă tufişuri.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Ele viu um trecho de downs vazio com o vento balançando o tojo verde pontas remotas arbustos.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Er sah eine Strecke von leeren Tiefen mit dem Wind wiegenden dem Remote-grünen Spitzen Stechginster Büsche.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Hän näki venyttää tyhjiä alamäkiä tuulen mukana huojuvat kauko vihreä suippo furze pensaita.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Han såg en sträcka av tomma nedgångar med vinden vajande fjärrkontrollen grön-pekade Furze buskar.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Hij zag een stuk van de lege downs met de wind wuivende de afstandsbediening groen-puntige Furze struiken.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Il a vu un tronçon de bas vide avec le vent balançant la télécommande verte branches de genêts buissons.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.그는 원격 녹색 지적 가시 금작화가 흔들리는 바람에 빈가 양지되고 양지가 스트레치를 본 나무.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Látta egy szakasza üres downs a szél imbolygott a távoli zöld hegyes rekettye bokrok.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Ông nhìn thấy một đoạn thăng trầm trống với gió lắc lư cây kim tước hoa màu xanh lá cây chỉ từ xa bụi cây.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Videl odsek praznih padce z vetrom ziblje na daljavo zeleno-izpostavil furze grmovje.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Viděl úsek prázdné sestřelí s houpající se ve větru vzdálený green-zaměřil furze keřů.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Videl úsek prázdne zostrelí s hojdajúcu sa vo vetre vzdialený green-zameral furze kríkov.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Vide una distesa di bassi vuoto con il vento ondeggiando il telecomando verde punte ginestrone cespugli.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Vio a un tramo de bajos vacíos con el viento balanceaba el mando a distancia verde-señaló aulaga arbustos.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Widział odcinku pusty upadki z wiatru kołysząc zdalnego zielono-wskazał furze krzewów.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Είδε ένα τέντωμα των κενών κατεβάζει με τον άνεμο ταλαντεύονται το απομακρυσμένο πράσινο-τόνισε ύληξ θάμνους.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Він побачив порожню ділянку падіння з вітром погойдуючись віддалених зелених зазначив дрік чагарників.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Он увидел пустой участок падения с ветром покачиваясь удаленных зеленых отметил дрок кустарников.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.Той видя участък от празни падения, с вятър люлее дистанционното зелена посочи прещип храсти.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.رأى تمتد من الهبوط فارغة يتمايل مع الريح البعيد الأخضر وأشار الجولق الشجيرات.
O uzaktan yeşil sivri karaçalı rüzgarla sallanan boş çıkışlar bir streç gördüm çalılar.茂み。 "私は酔っですか?"氏マーベルは言った。 "私はビジョンを持っていたことがありますか?
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Alors tous les arbres dirent au buisson d`épines: Viens, toi, règne sur nous.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Atunci toţi copacii au zis spinului: ,Vino, tu, şi împărăţeşte peste noi.`
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Bấy giờ, hết thảy cây cối nói cùng gai góc rằng: Hãy đến cai trị chúng tôi.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Bấy_giờ , hết_thảy cây_cối nói cùng gai_góc rằng : Hãy đến cai_trị chúng_tôi .
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sa alle trærne til tornebusken: Kom du og vær konge over oss!
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Då sade alla träden till törnbusken: 'Kom du och bliv konung över oss.'
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sagde alle Træerne til Tornebusken: Kom du og vær vor Konge!
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sprachen die Bäume zum Dornbusch: Komm du und sei unser König!
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Dissero tutti gli alberi al rovo: Vieni tu, regna su di noi
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Então todas as árvores disseram ao espinheiro: Vem tu, e reina sobre nós.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Entonces todos los árboles dijeron a la zarza: "¡Ven tú, y reina sobre nosotros!
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.I rzekły wszystkie drzewa do ostu: Pójdź ty, króluj nad nami.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Karena itu berkatalah semua pohon kepada semak duri, 'Kau sajalah menjadi raja kami.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.이에 모든 나무가 가시나무에게 이르되 너는 와서 우리의 왕이 되라 하매
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Mondának végre a fák mindnyájan a galagonyabokornak: Jer el te, uralkodjál mi rajtunk.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Naposledy řeklo všecko dříví bodláku: Poď ale ty a kraluj nad námi.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Naposledy riekly všetky stromy bodliaku: Poď tedy ty, kraľuj nad nami!
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Niin kaikki puut sanoivat orjantappuralle: `Tule sinä ja ole meidän kuninkaamme`.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Reko torej vsa drevesa bodljiki: Pridi pa ti in nad nami kraljuj!
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Tenslotte wendden alle bomen zich tot de doornstruik. 'U moet onze koning zijn!' riepen ze.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Τοτε ειπον παντα τα δενδρα προς την ακανθαν, Ελθε συ, βασιλευσον εφ' ημων.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Наконец сказали все дерева терновнику: иди ты, царствуй над нами.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Сетне всичките дървета рекли на тръна: Дойди, та царувай над нас.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.ויאמרו כל העצים אל האטד לך אתה מלך עלינו׃
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.ثم قالت جميع الاشجار للعوسج تعال انت واملك علينا.
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.眾 樹 對 荊 棘 說 、 請 你 來 作 我 們 的 王
‹‹Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.眾樹對荊 棘說 、 請 你 來作 我 們 的 王