Hepatit C, siroz vakalarının %27’sinin ve karaciğer kanseri vakalarının %25’inin sebebini teşkil etmektedir.الالتهاب الكبدي C هو السبب وراء 27% من حالات التشمع و25% من حالات سرطان الكبد.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.وعادةً ما تنتهي العدوى تماماً وبدون حدوث أمراض للكبد.
Triaçilgliseroller normal durumda karaciğerde birikmez.الأعصاب لا تتكاثر أبدا في عضو المينا.
HCV enfeksiyonu karaciğer anomalileri olduğu kanıtlanmış kişilerin tedavi araması gerekir.الأشخاص الذين تتأكد إصابتهم بـاضطرابات كبدية بسبب HCV يجب عليهم التوجه للعلاج.
Alkol karaciğere zarar verir.الحكول يضر الكبد
Durdy Bayramov’a 2014 yılında karaciğer kanseri teşhisi konuldu.Em fevereiro de 2014, Durdy Bayramov foi diagnosticado com câncer de fígado.
Nüfus büyüklüğüne göre Karaçi Pakistan'ın en büyük kentidir.Pelo tamanho de população, Karachi é a maior cidade do Paquistão.
Altı yıl sonra, karaciğer kanserine yakalandı.Seis anos mais tarde, foi diagnosticada com câncer de fígado.
Karaçi'de küçük bir Yahudi cemaati varlıklarını halen sürdürmektedir.Em Karlsruhe havia e existem até a atualidade diversos cemitérios judaicos.
Bir karaciğer hücresinde sayıları 2500 civarına ulaşabilir.O volume de seus pulmões pode chegar a 5 000 ℓ.
Hepatoloji, karaciğeri inceleyen tıp dalı.A hepatologia é o estudo do fígado.
Böylece Karaçi kurulmuş oldu.Tudo se deve ao Karma.
İnsan karaciğeri günde yaklaşık bir litre safra üretir.O estômago produz cerca de três litros de suco gástrico por dia.
Karaciğer kanseri ile mücadele ediyordu, öldüğünde 65 yaşındaydı.Contraiu câncer terminal e cometeu suicídio na idade de 65 anos.
Emilen glikoz karaciğer ve vücut hücrelerinde glikojen halinde depolanır.A riboflavina também é armazenada no baço e músculo cardíaco.
Karaciğer enzimlerinin, hastalığın ciddiyetiyle olan ilişkisi zayıftır.O nível de enzimas hepáticas pouca relação tem com a intensidade da doença.
Karaçi: Dawn.Técnico: Dawson.
Kutup ayısının karaciğeri kesinlikle yenmez ve "zehirli" olarak kabul edilir ve sakınılır.A saliva do sapo era considerada venenosa e conhecida como "veneno que abafa".
Karaçi büyük bir şehir haline geldi.Birgunj está ficando uma cidade grande.
Bunun sonucu, Gül'e aynı yıl karaciğer nakli gerçekleştirilmiştir.A última, um transplante capilar naquele mesmo ano.
Fokların kalbi, karaciğeri ve kısa kaburgaları en çok tercih edilen kısımlarıdır.Mãos, braços e face são as áreas mais comumente afetadas.
Hayatının büyük bölümünde alkole olan ilgisiyle bilinen Pierce, 1869 yılında karaciğer sirozu sebebi ile öldü.Pierce sempre bebeu muito ao longo de sua vida e morreu de cirrose hepática em 1869.
Uzun süreli hastalığı sonrasında Segar karaciğer hastalığından 43 yaşında öldü.No entanto, ele morreu alguns anos mais tarde, de uma doença infecciosa com a idade de 35 anos.
Karaciğerde bilhassa CYP2D6 enzimleri ile metabolize edilir.Sua eficiência também depende do metabolismo hepático CYP2D6 dos pacientes.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.A infeção geralmente resolve-se sozinha e sem causar outras doenças no fígado.
Buna ilaveten, serbest radikaller alkole bağlı karaciğer hasarına katkıda bulunur.Zo zijn vrije radicalen betrokken bij leverbeschadiging, die door alcohol is veroorzaakt.
Frazier'e Eylül 2011'de Karaciğer kanseri teşhisi konmuş ve 7 Kasım 2011'de hayatını kaybetmiştir.Bij Frazier werd eind september 2011 leverkanker geconstateerd, waaraan hij op 7 november overleed.
Bir karaciğer hücresinde sayıları 2500 civarına ulaşabilir.Bij de geboorte heeft een hersencel zowat 2500 synapsen.
Bu çalışmasında büyük miktarlarda ciğerin (karaciğer) hastalığı tedavi ettiğini keşfetmiştir.Hij ontdekte dat het eten van grote hoeveelheden lever de aandoening leek te verhelpen.
Altı yıl sonra, karaciğer kanserine yakalandı.Hij stierf zes jaar later aan maagkanker.
Digenea Trematodaların (karaciğer kelebeklerinin) alt sınıfıdır.De Digenea zijn een onderklasse van parasitaire platwormen (Platyhelminthes).
Leberwurst (karaciğer ezmesi sucuğu) gibi etten yapılan ürünler de kahvaltı esnasında yenmektedir.Van maleïnezuuranhydride afgeleide producten worden ook gebruikt als smeermiddeladditief.
Bu durumda karaciğer AST enzim düzeyi de yükselir.Als gevolg hiervan zal de lichaamstemperatuur stijgen.
Böylece Karaçi kurulmuş oldu.Chcą się upewnić, że karoca istnieje.
Karaçi Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı oldu.Był przewodniczącym Izby Handlu i Przemysłu w Karaczi.
Hepatit C, siroz vakalarının %27’sinin ve karaciğer kanseri vakalarının %25’inin sebebini teşkil etmektedir.WZW C jest przyczyną 27% przypadków marskości wątroby i 25% raka wątroby.
Altı yıl sonra, karaciğer kanserine yakalandı.Sześć lat później zmarł na raka płuc.
Karaciğerde yapılır.Jest produkowane w wątrobie.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Zarażenie często wygasa nie pozostawiając trwałej odporności.
İskelet ve karaciğerde biriken kaliforniyumun yarısı sırasıyla elli ve yirmi yılda gider.Biologiczny okres półtrwania dla szkieletu i wątroby wynosi odpowiednio 50 i 20 lat.
HDL, karaciğerde üretilir.HbF jest wytwarzana przez wątrobę płodu.
Ağustos 2002'de Londra'daki King's College Hastanesi'nde başarılı bir karaciğer nakli geçirdi.W sierpniu 2005 r. trafiła do szpitala King's College Hospital w Londynie.
Karaçi'nin nüfusu büyümeye devam ediyor.Liczba ludności Pabianic rosła nieustannie.
Karaciğerde bilhassa CYP2D6 enzimleri ile metabolize edilir.Wchodzi w interakcje z innymi substancjami metabolizowanymi przez enzym CYP2D6.
Hepatit C özellikle karaciğeri etkileyen bir enfeksiyondur.Hepatit C är en infektion som primärt drabbar levern.
Şehir, 1960'lı yıllarda Karaçi'nin yerine başkent olması için inşa edilmiştir.Staden byggdes under slutet av 1960-talet för att ersätta Karachi som landets huvudstad.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Infektionen löses vanligen helt och utan fortgående leversjukdom.
Hepatit C, siroz vakalarının %27’sinin ve karaciğer kanseri vakalarının %25’inin sebebini teşkil etmektedir.Hepatit C orsakar 27 % av skrumpleverfallen och 25 % av levercancerfallen.
Karaciğer organ metabolizmasında önemli bir rol oynar.Vatten har en viktig roll i kroppens metabolism.
Hepatit A, hepatit A virüsünün (HAV) karaciğerde yol açtığı akut bir bulaşıcı hastalıktır.Hepatit A är en akut infektionssjukdom som drabbar levern och orsakas av hepatit A-virus (HAV).
Birçok organ etkilenmekle birlikte, karaciğer ve beyin en çok etkilenen organlardır.Den har en skadlig verkan på ett antal organ, särskilt hjärna och lever.
İnsan karaciğeri günde yaklaşık bir litre safra üretir.En människa avsöndrar dagligen omkring 2 gram.
İnsan başlı tanrı İmset karaciğeri korurdu.Guds ängel räddade dem dock från att brinna upp.
Akut karaciğer yetmezliği nadiren görülür ve daha çok yaşlılarda rastlanır.Akut leversvikt sker i sällsynta fall och drabbar framförallt äldre.
1982 yılında ziyaret için gittiği memleketi Budapeşte'de karaciğer ve böbrek yetmezliğinden hayatını kaybetti.Han avled i Budapest år 1982 av problem med lever och njurar under ett besök till sitt hemland.
Triaçilgliseroller normal durumda karaciğerde birikmez.Många trubbnoshundar kan inte andas normalt.
Bunlar en sık olarak deri, kemik ve karaciğeri etkiler ancak her yerde oluşabilir.Як правило, вони уражають шкіру, кістки та печінку, але можуть з'явитися в будь-якому місці.
Ya da ABD, Karaciç'in yargıdan muaf olacağına dair vaatlerde bulunuyordu.)Младич відмовився дати свідчення на процесі Караджича (укр.)
Hepatit C, siroz vakalarının %27’sinin ve karaciğer kanseri vakalarının %25’inin sebebini teşkil etmektedir.Гепатит C спричиняє цироз у 27 % випадків та у 25 % — рак печінки.
Karaciğerde bilhassa CYP2D6 enzimleri ile metabolize edilir.У метаболізмі препарату бере участь ізофермент CYP2D6.