Henüz mükemmel bir kocayla karşılaşmadım.I have yet to find a perfect husband.
Bir kez bile onunla karşılaşmadım.I haven't met him even once.
Orada kimseyle karşılaşmadım.I didn't meet anyone there.
On beş yıl önceki mezuniyetten beri eski sınıf arkadaşlarımla hiç karşılaşmadım.Since graduation fifteen years ago I have never run into my former classmates.
Daha önce böyle inatçı bir kişiyle karşılaşmadım.I have never come across such a stubborn person.
Böyle garip bir davayla hiç karşılaşmadım.I've never come across such a strange case.
Neredeyse onunla hiç karşılaşmadım.I almost never met her.
Arkadaşlarımdan herhangi biriyle karşılaşmadım.I didn't meet any of my friends.
Ben onunla karşılaşmadım.I haven't met him.
Daha önce onunla karşılaşmadım.I haven't met him before.
Arkadaşlarla karşılaşmadım.I haven't met friends.
Onunla hiç karşılaşmadım.I've never met her.
Sevmediğim bir müzisyenle hiç karşılaşmadım.I've never met a musician that I didn't like.
Çikolatadan hoşlanmayan biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone who doesn't like chocolate.
Ondan sonra bir daha onunla karşılaşmadım.I didn't meet him again after that.
Aslında Tom'la hiç karşılaşmadım.I never actually met Tom.
Tom'la hiç karşılaşmadım.I've never met Tom.
Ben bile Tom'la hiç karşılaşmadım.I've never even met Tom.
Daha önce bir Kanadalı ile hiç karşılaşmadım.I've never met a Canadian before.
Tom gibi biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone like Tom.
Daha önce Tom'a oldukça benzeyen biriyle karşılaşmadım.I had never met anyone quite like Tom before.
Tom'la hiç karşılaşmadım bile.I never even met Tom.
Ben Maria'yla hiç karşılaşmadım.I never met Maria.
Onun gibi biriyle asla karşılaşmadım.I've never met anybody like her.
Daha önce tamamen Tom gibi biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone quite like Tom before.
Onlarla hiç karşılaşmadım.I never met them.
Daha önce onlarla hiç karşılaşmadım.I'd never met them before.
Ben de Tom'la hiç karşılaşmadım.I've never met Tom, either.
Partide yeni biriyle karşılaşmadım.I didn't meet anyone new at the party.
Daha günahkar bir kişiyle hiç karşılaşmadım.I have never met a more sinful person.
Daha günahkar bir kadınla hiç karşılaşmadım.I have never met a more sinful woman.
Çocuklarımla hiç karşılaşmadım.I have never met my children.
Ben hiç annemle karşılaşmadım.I've never met my mother.
Bu aralar onunla karşılaşmadım.I haven't met with her recently.
Onunla hiç karşılaşmadım.” ^ Secher, Benjamin."Benjamin, Hon. Sir Benjamin" .
Bana ne kastediyorsun diye soran biriyle henüz karşılaşmadım.I've never meet a person who says: how you mean that? You know.
Ben hiç bir zaman"ben çiçekleri sevmem" diyen birisi ile karşılaşmadım.I've never met anyone who says, "I don't like flowers."
"Ben, yabancı olarak gördüğüm kimseyle karşılaşmadım."'I've never met anyone I consider a stranger.'
Yani hiç karşılaşmadım.It just didn't come up like that, you know?
Diğer arkadaşlardan kimseyle de karşılaşmadım.I haven't run into any of the others
Diğer birşey de gerçekten penguenleri sevmediğini söyleyen biriyle bugüne kadar karşılaşmadım.The other thing is, I've never met anybody that really doesn't say that they like penguins.
Onunla hiç karşılaşmadım.” ^ Secher, Benjamin.O, mejor dicho, no lo haga." Busch, Anita.
Onunla hiç karşılaşmadım.” ^ Secher, Benjamin.أصبحت جملته الشهيرة،"باه، هامباغ!"
Onunla hiç karşılaşmadım.” ^ Secher, Benjamin.Ele estava impossível de ser marcado” (Humberto, zagueiro-central do Benfica).
Onunla hiç karşılaşmadım.” ^ Secher, Benjamin.Nigdy nie mieliśmy tylu problemów” – przyznał Rachman.
Onunla hiç karşılaşmadım.” ^ Secher, Benjamin.Nikdy jsem se s ním nesetkal.“ CAMPBELL, Marc.
Onunla hiç karşılaşmadım.” ^ Secher, Benjamin.『そんなコト考えた事なかったクイズ!
Onunla hiç karşılaşmadım.” ^ Secher, Benjamin.나!」(頑張れ!私!, 간바레 와타시!)을 발표했다.
Afganistan'ın en ücra köşelerinde bile yöneticilerini seçmek istemeyen bir Allah'ın kuluyla karşılaşmadım.제가 아프가니스탄에 있을 때, 가장 멀리 떨어진 시골에서조차, 누가 자신을 다스리는지 말하기 싫어하는 사람을 보지 못했습니다.
Afganistan'ın en ücra köşelerinde bile yöneticilerini seçmek istemeyen bir Allah'ın kuluyla karşılaşmadım.No he conocido, en Afganistán, aún en la más remota comunidad, nadie que no quisiera decir quién los gobierne.
Afganistan'ın en ücra köşelerinde bile yöneticilerini seçmek istemeyen bir Allah'ın kuluyla karşılaşmadım.לא פגשתי, באפגניסטן, אפילו בקהילה הכי נידחת אדם שלא רוצה להביע את דעתו לגבי מי ישלוט בו.
Afganistan'ın en ücra köşelerinde bile yöneticilerini seçmek istemeyen bir Allah'ın kuluyla karşılaşmadım.إن جميع النشطاء في أفغانستان من الذين التقيتهم، أرادو أن يكون لهم قرار في اختيار من يحكمهم
Afganistan'ın en ücra köşelerinde bile yöneticilerini seçmek istemeyen bir Allah'ın kuluyla karşılaşmadım.誰が自分達を統治するのか決めるのに 誰もが参加したいと思っています どんなに辺境の土地に行っても 選挙権はいらないと
Bana ne kastediyorsun diye soran biriyle henüz karşılaşmadım.Ich habe noch nie jemanden getroffen, der diese Frage stellte. Man sagt einem Richter:
Bana ne kastediyorsun diye soran biriyle henüz karşılaşmadım.Je n'ai jamais rencontré de personne disant : qu'est-ce que tu veux dire ?, vous savez.
Bana ne kastediyorsun diye soran biriyle henüz karşılaşmadım.Non ho mai incontrato un a persona che dica:cosa intendi?sai.
Bana ne kastediyorsun diye soran biriyle henüz karşılaşmadım.Saya belum pernah bertemu orang yang mengatakan: bagaimana Anda mengartikan itu ? Anda ngerti ?.
Bana ne kastediyorsun diye soran biriyle henüz karşılaşmadım.Yo nunca conocí a una persona que diga ¿Cómo dices eso? Sabes
Bana ne kastediyorsun diye soran biriyle henüz karşılaşmadım."Какво имате предвид под това?". Ако кажете на съдия:
Bana ne kastediyorsun diye soran biriyle henüz karşılaşmadım.あなたは間違ったものを見ている