Buna karışma, Tom.Stay out of this, Tom.
Karışmasaydın plan işe yarardı.The plan would've worked, if you hadn't interfered.
Şüphesiz aklın karışmış, Tom.You're no doubt confused, Tom.
Sarkazm, kinizmle karıştırılmamalıdır.Sarcasm should not be confused with cynicism.
Ben bir sultan olsaydım, üç karım olurdu!If I were a sultan, I'd have three wives!
Ben senin karın değilim.I am not your wife.
Neden karım beni anlamıyor?Why does my wife not understand me?
Karışıklıklardan kaçınmak için her fonksiyonun amacını açıklayan yorumları olmalı.Every function should have comments describing its purpose in order to avoid confusion.
Biri "olmamalı" ile "gerek yok"u karıştırmamalıdır.One must not confuse "must not" with "need not".
Biri "must not" ile "need not"ı karıştırmamalıdır.One must not confuse "must not" with "need not".
Karımla birlikte bir şey yapmak istiyorum.I want to do something with my life.
Karınla birlikte evde olmalısın.You should be at home with your wife.
Karı sevmiyorum.I don't like snow.
Karım kasabada alışveriş yaparken ben mutfakta etrafı toparladım.While my wife was shopping in town, I tidied up in the kitchen.
Karım Muay Thai dersinde bayıldı.My wife passed out in the Muay Thai lesson.
Şimdi benim inanç konusunda gerçekten kafam karıştı.I'm really confused about my faith right now.
Karıma sürekli olarak yalan söyledim.I lied constantly to my wife.
Tom'un karısının kim olduğu hakkında hiç bir fikrim yok.I have no idea who Tom's wife is.
Bunun senin için ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu biliyorum.I know how confusing this must be for you.
Tom'un olanlara karışmış olabileceğini düşünüyorum.I think Tom might be involved in what happened.
Burada bir karışıklığımız var.We have a complication here.
Mutfakta karıncalarımız var. Bir yok edici aramamız gerekiyor.We have ants in the kitchen. We need to call an exterminator.
Mutfağı karınca basmış. Bir ilaçlamacı çağırmalıyız.We have ants in the kitchen. We need to call an exterminator.
Bizim de kafamız karıştı.We were confused as well.
Siz ikiniz az önce ne hakkında bir kavgaya karıştınız?What did you two get into a fight about?
Tom'un kafasını karıştırıyorsun.You're confusing Tom.
Gerçekten kafamı karıştırıyorsun.You're really confusing me.
Tom karısını ve çocuklarını terk etti.Tom abandoned his wife and children.
Tom karısının nerede olduğu hakkında bir fikri olmadığını itiraf etti.Tom admitted he had no idea where his wife was.
Tom ve karısı sorunlarını çözmeye çalıştılar.Tom and his wife tried to work out their problems.
Tom karısı hoşlandığı için o arabayı aldı.Tom bought that car because his wife liked it.
Tom karısından ve çocuklarından ayrılmayı istemiyordu.Tom didn't like being separated from his wife and children.
Tom bir şey arayarak dolabını karıştırdı.Tom dug through his closet looking for something.
Tom ne bulabileceğini görmek için külleri karıştırdı.Tom dug through the ashes to see what he could find.
Tom şiddetli karın ağrısı çekiyor.Tom is suffering from severe abdominal pain.
Tom sık sık karısı ile tartışır.Tom often quarrels with his wife.
Tom Mary'nin çok kafası karışmış olduğunu fark etti.Tom realized Mary was very confused.
Tom tamamen aklı karışmış gibi görünüyor.Tom seems to be totally confused.
Annesi masayı hazırlarken Tom spagetti sosunu karıştırdı.Tom stirred the spaghetti sauce while his mother set the table.
Tom John ve Mary'nin koca ve karı olduklarına ikna olmadı.Tom was never convinced that John and Mary were husband and wife.
Mary odaya girdiğinde Tom eşyalarından bazılarını karıştırıyordu.Tom was rummaging through some of his stuff when Mary walked into the room.
Tom'un karısı ondan işini bırakmasını istedi.Tom's wife asked him to quit his job.
Tom'un karısının dün bir kız bebeği vardı.Tom's wife had a baby girl yesterday.
Doktor kazaya karışan dört kişiyi kurtardı.The doctor saved the four people involved in the accident.
Karın biliyor mu?Does your wife know?
Tom çorbayı bir kaşıkla karıştırdı.Tom stirred the soup with a spoon.
Beni başka biriyle karıştırdığını düşünüyorum.I think you've got me confused with someone else.
Nefertari Ramses II'nin ilk karısıydı.Nefertari was Ramses II's first wife.
Umutsuzum ve kafam karışık.I'm desperate and confused.
Âşığım ve kafam karışık.I'm in love and I'm confused.
Sosu salatanın üzerine dökün ve hafifçe karıştırın.Pour the dressing over the salad and toss gently.
Salatayı karıştırabilir misin?Can you toss the salad?
İşler çok karıştı.Things got very complicated.
İşler inanılmaz derecede karıştı.Things got incredibly complicated.
Kek karıncalarla kaynıyordu.The cake was crawling with ants.
Kimin kafası karışmış?Who is confused?
Tom sersemlemiş ve kafası karışmıştı.Tom was dazed and confused.
Tom çok kafası karışmış görünüyor.Tom looks very confused.
O benim karımı tanır.He knows my wife.
O benim karımı bilir.She knows my wife.