Tom artık karısını hiç öpmüyor.Tom doesn't ever kiss his wife anymore.
Tom'un karısından ayrılacağını sanmıyorum.I don't think Tom would leave his wife.
Mary, Tom'un karısının kim olduğunu bildiğini söyledi.Mary said she knew who Tom's wife was.
Onun adı Mary ve o, Tom'un karısı.Her name is Mary and she's Tom's wife.
Mary sana Tom'un karısı olduğunu söyledi mi?Did Mary tell you she was Tom's wife?
Tom artık nadiren karısını öpüyor.Tom seldom kisses his wife anymore.
Tom Mary'nin kafası karışmış olduğunu söyledi.Tom said that Mary was intrigued.
Tom'un karısı onu özlüyor olmalı.Tom's wife must be missing him.
Tom asla karısın terk etmezdi.Tom would never leave his wife.
Tom kafasının karışık olduğunu söyledi.Tom said that he was confused.
Tom kafamın karışık olduğunu biliyordu.Tom knew that I was confused.
Tom karışmayı reddediyor.Tom refuses to get involved.
Tom karışmayı reddetti.Tom refused to get involved.
Tom asla karısını öpmez.Tom never kisses his wife.
Sen Tom'un karısı olmalısın.You must be Tom's wife.
Sami karısının bir ilişkisi olduğunu keşfetti.Sami discovered that his wife was having an affair.
Sanırım hem Tom'un hem de Mary'nin kafası karışık.I think both Tom and Mary are confused.
Sanırım Tom'un ve Mary'nin her ikisinin de kafası karışık.I think Tom and Mary are both confused.
Tom'un kafası karışıktı ve ne diyeceğini bilmiyordu.Tom was confused and didn't know what to say.
Tom eserini asla karısıyla tartışmaz.Tom never discusses his work with his wife.
Tom'u tanıyorum, fakat karısı ile daha önce hiç tanışmadım.I know Tom, but I've never met his wife.
Talimatlar çok karışıktı.The instructions were very complicated.
Tom'u tanıyorum, fakat karısını tanımıyorum.I know Tom, but I don't know his wife.
Tom bana karısının bir resmini gösterdi.Tom showed me a picture of his wife.
Bu karışıklığı yapan kişi Tom'dur.Tom is the one who made this mess.
Tom'un benden daha kafası karışıktı.Tom was more confused than I was.
Tom'un bunun hakkında hâlâ kafası karışık.Tom is still confused about that.
Tom'un açıklaması kafa karıştırıcıydı.Tom's explanation was confusing.
Tom, Mary'nin kafası karışık olduğunu söyledi.Tom said that Mary was confused.
Tom'un karışmasına gerek yoktu.Tom didn't need to get involved.
Tom karışmak zorunda değildi.Tom didn't have to get involved.
Tom'un hâlâ biraz kafası karışık.Tom is still a little confused.
Tom dün gece bir kavgaya karıştı.Tom was in a fight last night.
Tom hâlâ kafası karışmış gibi görünüyor mu?Does Tom still look confused?
Tom çayını karıştırdı.Tom stirred his tea.
Sami bile karısını nasıl kandırdığı konusunda övünüyordu.Sami even bragged about how he fooled his wife.
Tom'un işlerine karışmayın.Don't meddle in Tom's affairs.
Tom'un kafası karışıktı, ama Mary'ninki değildi.Tom was confused, but Mary wasn't.
Tom'un kıskanç bir karısı var.Tom has a jealous wife.
Tom'un karısı değil mi şu?Isn't that Tom's wife?
Tom'u karısına tanıtan kişi benim.I'm the one who introduced Tom to his wife.
Tom'un, karısını araması gerekiyor.Tom needs to call his wife.
Bugün başka bir kavgaya karıştım.I got into another fight today.
Tom'un kafasının karışık olmasına şaşmamalı.No wonder Tom was confused.
Tom ve karısı bir otomobil kazasında ailesi ölen bir kızı evlatlık aldılar.Tom and his wife adopted a girl whose parents had been killed in an automobile accident.
Tom her gün eve gidiyor ve her karısıyla öğle yemeği yiyor.Tom goes home and has lunch with his wife every day.
Tom'un göründüğü kadar kafası karışmış görünmüyorsun.You don't seem to be as confused as Tom seems to be.
Tom kendini kafası karışık hissettiğini söyledi.Tom said he felt confused.
Tom'un karışmasını istemedim.I didn't want Tom to get involved.
Tom'un bu kadar kafası karışmış olacağını düşünmedim.I didn't think Tom would be so intrigued.
Sami, Ferit'in karısıyla yatıyor.Sami is sleeping with Farid's wife.
Sami, karısı Leyla ile olan ilişkisini anlattı.Sami described his relationship with his wife Layla.
Sami'nin karısı kanser hastasıydı.Sami's wife was ill with cancer.
Tom'un kafası karışmış olduğundan şüphelendim.I suspected that Tom was confused.
Ağzım bir karış açık kalmıştı.My jaw dropped.
Sami ve karısının hiç çocukları yok.Sami and his wife have no children.
Sami bir şekilde Leyla'nın ortadan kaybolmasına karışmıştı.Sami was somehow involved in Layla's disappearance.
Sami karısını küvette ölü buldu.Sami found his wife dead in the bathtub.
Sami karısına iyi baktı.Sami took good care of his wife.
Sami'nin karısı öldürüldü.Sami's wife was murdered.