Ana içeriğe geç
Sözlük

kaplam ile cümle

kaplam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.내 살에는 구더기와 흙 조각이 의복처럼 입혔고 내 가죽은 합창 되었다가 터지는구나
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Med förruttnelsens maskar höljes min kropp, med en skorpa lik jord; min hud skrymper samman och faller sönder.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Mein Fleisch ist um und um wurmig und knotig; meine Haut ist verschrumpft und zunichte geworden.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Mi carne se ha vestido de gusanos y de costras de tierra; mi piel resquebrajada se deshace
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Mijn lichaam zit vol wormen en onder het stof. Het is bedekt met vieze korsten. Ik ben niet om aan te zien.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Minun ruumiini verhoutuu matoihin ja tomukamaraan, minun ihoni kovettuu ja märkii.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Mit Legeme er klædt med Orme og Skorpe, min Hud skrumper ind og væsker.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Mitt kjøtt er klædd med makk og med skorper som av jord; min hud skrukner og brister.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Moje meso je oblečeno s črvadjo in prašno skorjo, koža se mi grbanči in iznova prepušča gnoj.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Moje telo sa odialo červy a kôrou prachu; moja koža sa svraštila a tečie hnisom.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Mon corps se couvre de vers et d`une croûte terreuse, Ma peau se crevasse et se dissout.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Obleczone jest ciało moje w robaki i w plugastwo z prochu; skóra moja popadała się, i rozsiadła się.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Ricoperta di vermi e croste è la mia carne, raggrinzita è la mia pelle e si disfà
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Tělo mé odíno jest červy a strupem i prachem, kůže má puká se a rozpouští.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Testem férgekkel van fedve és a pornak piszokjával; bõröm összehúzódik és meggennyed.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Thịt tôi bị bao phủ giòi tửa và lấp đất; Da tôi nứt nẻ và chảy mủ ra!
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Thịt tôi bị bao_phủ giòi tửa và lấp đất ; Da tôi nứt_nẻ và chảy mủ ra !
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Trupul mi se acopere cu viermi şi cu o coajă pămîntoasă, pielea-mi crapă şi se desface.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Tubuhku penuh cacing dan kerak darah; kulitku luka dan mengeluarkan nanah
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Η σαρξ μου ειναι περιενδεδυμενη σκωληκας και βωλους χωματος το δερμα μου διασχιζεται και ρεει.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Снагата ми е облечена с червеи и пръстени буци; кожата ми се пука и тлее.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.Тело мое одето червями и пыльными струпами; кожа моя лопается и гноится.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.לבש בשרי רמה וגיש עפר עורי רגע וימאס׃
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.لبس لحمي الدود مع مدر التراب. جلدي كرش وساخ.
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.我 的 肉 體 以 蟲 子 和 塵 土 為 衣 . 我 的 皮 膚 纔 收 了 口 、 又 重 新 破 裂
Bedenimi kurt, kabuk kaplamış, Çatlayan derimden irin akıyor.我的肉體 以 蟲子 和 塵土為衣 . 我 的 皮膚纔 收 了 口 、 又 重新 破裂
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.(103:9) Ты положил предел, которого не перейдут, и не возвратятся покрыть землю.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Chúa định chơn cho nước để nước không hề qua khỏi , Không còn trở_lại ngập đất nữa .
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Chúa định chơn cho nước để nước không hề qua khỏi, Không còn trở lại ngập đất nữa.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Du hast eine Grenze gesetzt, darüber kommen sie nicht und dürfen nicht wiederum das Erdreich bedecken.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.du satte en Grænse, de ej kommer over, så de ikke igen skal tilhylle Jorden.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.En gräns satte du, som vattnen ej fingo överskrida, så att de icke åter skulle betäcka jorden.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.En grense satte du, som de ikke skal overskride; de skal ikke vende tilbake for å dekke jorden.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Hai posto un limite alle acque: non lo passeranno, non torneranno a coprire la terra
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Határt vetettél, a melyet át nem hágnak, nem térnek vissza a földnek elborítására.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Kautentukan batas-batas yang tak boleh ia lalui, supaya jangan kembali menggenangi bumi
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.주께서 물의 경계를 정하여 넘치지 못하게 하시며 다시 돌아와 땅을 덮지 못하게 하셨나이다
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Le-ai pus o margine, pe care nu trebuie s'o treacă, pentruca să nu se mai întoarcă să acopere pămîntul.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Les pusiste un límite, el cual no traspasarán, ni volverán a cubrir la tierra
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Limite lhes traçaste, que não haviam de ultrapassar, para que não tornassem a cobrir a terra.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Mejo si jim postavil, da je ne prestopijo, da se ne povrnejo pokrit zemljo.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Meze jsi položil, aby jich nepřestupovaly, ani se navracovaly k přikrývání země.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Položil si hranice, aby neprekročily, aby sa nevrátily pokryť zem.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Sinä panit rajan, jonka yli vedet eivät käy eivätkä palaja peittämään maata.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.U hebt aan het water grenzen gesteld, die niet worden overschreden. De aarde heeft niets meer te vrezen.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Zamierzyłeś im kres, aby go nie przestępowały, ani się wracały na okrycie ziemi.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.εθεσας οριον, το οποιον δεν θελουσιν υπερβη ουδε θελουσιν επιστρεψει δια να σκεπασωσι την γην.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.Положил си предел на водите, за да не могат да преминат, Нито да се върнат пак да покрият земята.
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.גבול שמת בל יעברון בל ישובון לכסות הארץ׃
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.وضعت لها تخما لا تتعداه. لا ترجع لتغطي الارض
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.你 定 了 界 限 、 使 水 不 能 過 去 、 不 再 轉 回 遮 蓋 地 面
Bir sınır koydun önlerine, Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.你 定 了 界限 、 使 水 不 能 過去 、 不 再 轉 回 遮蓋 地面
Bu alanı kaplamaktadır.Impregna el espacio.
Bu alanı kaplamaktadır.공간 안으로 퍼져나갑니다.
Bu alanı kaplamaktadır.Ono wypełnia przestrzeń.
Bu alanı kaplamaktadır.Prostupuje prostor.
Bu alanı kaplamaktadır.То обхваща пространството
Bu alanı kaplamaktadır.הוא ממלא את המרחב.
Bu demek oluyor ki ilk periyotta ki elementlerin elektronlari ilk enerji seviyeseni kaplamaktadir.A to znamená, že elektrony prvků v této první periodě, zaplní první energetickou slupku.
Bu demek oluyor ki ilk periyotta ki elementlerin elektronlari ilk enerji seviyeseni kaplamaktadir.E ciò significa che per gli elementi con periodo uno i loro elettroni riempiono il primo "guscio" energetico.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod