Bu reklamda manyetik olarak havalanan kayaktan bahsediliyor. tuttuğunuz jel kayağın altını kaplıyor.Đây là cái ván nâng bằng từ được nhắc tới trong quảng cáo. Cái gel các bạn đang cầm sẽ viền khắp đáy tấm ván.
Bu reklamda manyetik olarak havalanan kayaktan bahsediliyor. tuttuğunuz jel kayağın altını kaplıyor.이게 아까 광고에서 보여드린 자성으로 뜨는 보드 입니다. 들고 계시는 젤리 자석이 보드의 밑바닥에 붙여질 것입니다.
Bu reklamda manyetik olarak havalanan kayaktan bahsediliyor. tuttuğunuz jel kayağın altını kaplıyor.Эта магнитная парящая доска, упомянутая в рекламе. Гель, который вы держите, будет покрывать низ доски.
Bu reklamda manyetik olarak havalanan kayaktan bahsediliyor. tuttuğunuz jel kayağın altını kaplıyor.זה הקרש המרחף מגנטית שהוזכר בפירסומת. הג'ל שאתם מחזיקים יכסה את תחתית הקרש.
Bu reklamda manyetik olarak havalanan kayaktan bahsediliyor. tuttuğunuz jel kayağın altını kaplıyor.هذا هو اللوح المرفوع-مغناطيسيا الذي ذكر في الإعلان التجاري. الهلام الذي تمسكونه سيرتب أسفل اللوح.
Bu reklamda manyetik olarak havalanan kayaktan bahsediliyor. tuttuğunuz jel kayağın altını kaplıyor.皆さんがお持ちのジェルが 板の底面に並んでいます これは2つの理由から非常に重要です
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Această ceață e ubicuă, globală, învăluind Titanul.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Cette brume est partout, elle est totalement globale et recouvre Titan.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Det är en himlakropp som länge förbryllat astronomer.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Deze mist is overal aanwezig, overal op de oppervlakte en helemaal rond Titan.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Dieser Nebel ist allgegenwärtig, er schließt Titan vollständig ein.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Essa névoa é omnipresente, é completamente global e envolve Titã.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Este aerosol es omnipresente, global, rodea Titán completamente.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Ez a köd mindenhol ott van, teljes mértékben körülöleli a Titánt.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Kabut ini ada di mana-mana, benar-benar global menyelubungi Titan.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.이 옅은 안개는 어디에나 있고 타이탄을 완전히 둘러 싸고 있습니다.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Questa foschia è onnipresente e avvolge completamente Titano.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Ta gęsta mgła spowija cały Tytan.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Ta megla je vseobsežna in univerzalna ter popolnoma obdaja Titan.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Ten je všadeprítomný, úplne globálny a obklopuje Titan.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Αυτό το νέφος είναι πανταχού παρόν, είναι πραγματικά παντού και περιτυλίγει τον Τιτάνα.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Тази лека мъгла е повсеместна, глобална и напълно обгръщаща Титан.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Цей туман всюдисущий. Він повністю обволікає Титан.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.Эта дымка вездесуща, она глобальна и опоясывается весь Титан.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.האובך הזה הוא בכל מקום, גלובלי לגמרי ועוטף את טיטאן.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.هذا الضباب شامل. يسود "تايتان" و يطوقه تماما.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.そのため可視光線の領域においては
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Ada sumber air panas di bawah laut.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Also muss es dort heiße Unterwasserquellen geben.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Así que debían de ser aguas termales submarinas.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Donc qu'il devait y avoir des sources thermales sous-marines.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Dovevano esserci delle sorgenti calde sott'acqua.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Dus moesten er onderzeese hete bronnen zijn.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.거기 심해 온천 있음이 틀림없었어요.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Musia tam byť teda podmorské horúce pramene.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.-så måste det finnas varma källor under vatten.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Trebuie să existe izvoare termale.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Valahol víz alatti forró hőforrásoknak kell lenniük.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Zatem to muszą być podwodne gorące źródła.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Πρέπει να υπάρχουν υποθαλάσσιες θερμές πηγές.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Да, там должны быть подводные горячие источники.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Така че там трябваше да има подводни горещи извори.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.אז חייבים להיות מעיינות חמים תת ימיים.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.لذلك أصبح من المؤكد وجود ينابيع مياه دافئة.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.私達は失われた熱量を探す探査を開始しました
Cinsiyete dayalı şiddet hikayelerinde bile erkekler büyük bir alanı kaplıyor.Até mesmo em histórias sobre violência sexual, os homens têm a esmagadora maioria do espaço impresso e no ar.
Cinsiyete dayalı şiddet hikayelerinde bile erkekler büyük bir alanı kaplıyor.Dokonca aj v správach o sexuálnom násilí dostávajú muži oveľa viac priestoru v tlači aj vo vysielaní.
Cinsiyete dayalı şiddet hikayelerinde bile erkekler büyük bir alanı kaplıyor.Jopa jutuissa sukupuolittuneesta väkivallasta miehet saavat suurimman osan palstatilasta ja lähetysajasta.
Cinsiyete dayalı şiddet hikayelerinde bile erkekler büyük bir alanı kaplıyor.심지어 성범죄 사건에서도 남성을 다루는 분량이 인쇄 매체나 방송에서도 대부분을 차지합니다.
Cinsiyete dayalı şiddet hikayelerinde bile erkekler büyük bir alanı kaplıyor.Még a nemi erőszakról szóló hírekben is a férfiak kapják a nyomtatott felület és adásidő túlnyomó részét.
Cinsiyete dayalı şiddet hikayelerinde bile erkekler büyük bir alanı kaplıyor.Thậm chí trong các bài viết về bạo lực giới tính, đàn ông tốn áp đảo giấy mực và thời lượng phát sóng.
Cinsiyete dayalı şiddet hikayelerinde bile erkekler büyük bir alanı kaplıyor.Zelfs in verhalen over geweld tegen vrouwen krijgen mannen het leeuwendeel van de paginaruimte en uitzendtijd.
Cinsiyete dayalı şiddet hikayelerinde bile erkekler büyük bir alanı kaplıyor.אפילו בכתבות העוסקות באלימות על רגע מגדרי, הגברים זוכים לרוב מכריע של שטח דפוס וזמן אוויר.
Cinsiyete dayalı şiddet hikayelerinde bile erkekler büyük bir alanı kaplıyor.男性が紙面や放送時間の 大半を占めています 男性が紙面や放送時間の 大半を占めています いい例があります
Const KaplinskyConst Kaplinsky
Const KaplinskyConst Kaplinsky
Const KaplinskyConst Kaplinsky
Const KaplinskyConst Kaplinsky
Const KaplinskyConst Kaplinsky
Const KaplinskyConst Kaplinsky