kapandı ile cümle
kapandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Nedbruten ligger den öde staden; vart hus är stängt, så att ingen kommer därin.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Nedbrutt er den øde by; stengt er hvert hus, så ingen kan gå inn.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Potříno bude město marnosti; zavřín bude každý dům, aby do něho nechodili.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Quebrantada está la ciudad del caos; toda casa se ha cerrado para que nadie entre
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Razdrto je mesto zmešnjave; zaprta je sleherna hiša, ni več nobenega vhoda.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Rommá lõn az álnokság városa, bezároltatott minden ház, senki be nem mehet!
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Seluruh kota rusuh; semua pintu rumah terkunci karena penghuninya ketakutan
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Skrúšené bude mesto zmätku; zavrený bude každý dom, aby nikto nevošiel.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Starte będzie miasto próżności; każdy dom zawarty będzie, aby do niego nie wchodzono.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Thành hoang loạn đã đổ nát; nhà cửa đều đóng lại, không ai vào được.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Thành hoang loạn đã đổ_nát ; nhà_cửa đều đóng lại , không ai vào được .
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Η πολις της ερημωσεως ηφανισθη πασα οικια εκλεισθη, ωστε να μη εισελθη μηδεις.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Разрушен опустевший город, все домы заперты, нельзя войти.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.Суетният град се събори; Всяка къща се затвори тъй щото да не влезе никой.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.נשברה קרית תהו סגר כל בית מבוא׃
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.دمرت قرية الخراب. أغلق كل بيت عن الدخول.
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.荒 涼 的 城 拆 毀 了 . 各 家 關 門 閉 戶 、 使 人 都 不 得 進 去
Yıkılan kent perişan durumda, Kimse girmesin diye her evin girişi kapandı.荒涼 的 城拆 毀 了 . 各 家 關門閉戶 、 使 人 都 不得進去
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.Han hilste på dem og spurgte: "Går det eders gamle Fader vel, ham, I talte om? Lever han endnu?"
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.Keď potom prišiel Jozef domov, doniesli mu dar, ktorý mali vo svojej ruke, do domu, a klaňali sa mu k zemi.
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.Ketika Yusuf sampai di rumah, mereka memberikan hadiah-hadiah itu kepada Yusuf sambil sujud kepadanya
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.요셉이 집으로 오매 그들이 그 집으로 들어가서 그 예물을 그에게 드리고 땅에 엎드리어 절하니
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.Tedy přišel Jozef domů. I přinesli mu dar, kterýž měli v rukou svých, a klaněli se jemu až k zemi.
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.Toen Jozef kwam, boden ze hem de geschenken aan en bogen diep voor hem.
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.И пришел Иосиф домой; и они принесли ему в дом дары, которые былина руках их, и поклонились ему до земли.
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.ויבא יוסף הביתה ויביאו לו את המנחה אשר בידם הביתה וישתחוו לו ארצה׃
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.فلما جاء يوسف الى البيت احضروا اليه الهدية التي في اياديهم الى البيت وسجدوا له الى الارض.
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.約 瑟 來 到 家 裡 、 他 們 就 把 手 中 的 禮 物 拿 進 屋 去 給 他 、 又 俯 伏 在 地 向 他 下 拜
Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.約瑟 來到 家裡 、 他 們 就 把 手中 的 禮物 拿 進屋 去 給 他 、 又 俯伏 在 地向 他 下拜
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Allora Giuseppe li ritirò dalle sue ginocchia e si prostrò con la faccia a terra
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Derpå tog Josef dem bort fra hans Knæ og kastede sig til Jorden. på sit Ansigt.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Então José os tirou dos joelhos de seu pai; e inclinou-se � terra diante da sua face.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Entonces José los apartó de entre sus rodillas, y se postró con su rostro a tierra
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Giô-sép dẫn hai đứa con trai ra khỏi hai đầu gối cha mình, rồi sấp mình xuống đất.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Giô-sép dẫn hai đứa con_trai ra khỏi hai đầu_gối cha mình , rồi sấp mình xuống đất .
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Iosif i -a dat la o parte de lîngă genunchii tatălui său, şi s'a aruncat cu faţa la pămînt înaintea lui.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Ja Joosef otti heidät pois hänen polviltansa ja kumartui maahan kasvoilleen.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Joseph les retira des genoux de son père, et il se prosterna en terre devant lui.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Kemudian Yusuf mengambil mereka dari pangkuan Yakub, lalu ia sendiri sujud di hadapan ayahnya
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.요셉이 아비 무릎 사이에서 두 아들을 물리고 땅에 엎드려 절하고
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.kor kivevé József azokat az õ a[tyjának] térdei közül, és leborula arczczal a földre.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Nato ju pelje Jožef izmed kolen njegovih in se prikloni z obličjem svojim do tal.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Och Josef förde dem bort ifrån hans knän och föll ned till jorden på sitt ansikte.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Potom ich odviedol Jozef od jeho kolien a poklonil sa tvárou k zemi.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Så førte Josef dem bort fra hans knær og bøide sig til jorden for ham.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Tedy Józef odwiódł je od łona jego, i pokłonił się obliczem swem aż do ziemi.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Tedy vzav je Jozef z klína jeho, sklonil se tváří až k zemi.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Und Joseph nahm sie von seinem Schoß und neigte sich zur Erde gegen sein Angesicht.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.Και εξηγαγεν αυτους ο Ιωσηφ εκ μεσου των γονατων αυτου. Και προσεκυνησεν επι προσωπον εως εδαφους.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.И Иосиф, като ги махна от между колената си, поклони се с лицето до земята.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.И отвел их Иосиф от колен его и поклонился ему лицем своим до земли.
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.ויוצא יוסף אתם מעם ברכיו וישתחו לאפיו ארצה׃
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.ثم اخرجهما يوسف من بين ركبتيه وسجد امام وجهه الى الارض
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.約 瑟 把 兩 個 兒 子 從 以 色 列 兩 膝 中 領 出 來 、 自 己 就 臉 伏 於 地 下 拜
Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.約瑟 把 兩個兒 子從 以色列 兩膝 中領 出來 、 自己 就 臉伏於 地下 拜
Yusuf ülkenin yöneticisiydi, herkese o buğday satıyordu. Kardeşleri gelip onun önünde yere kapandılar.때에 요셉이 나라의 총리로서 그 땅 모든 백성에게 팔더니 요셉의 형들이 와서 그 앞에서 땅에 엎드려 절하매
Yusuf ülkenin yöneticisiydi, herkese o buğday satıyordu. Kardeşleri gelip onun önünde yere kapandılar.ויוסף הוא השליט על הארץ הוא המשביר לכל עם הארץ ויבאו אחי יוסף וישתחוו לו אפים ארצה׃
Yusuf ülkenin yöneticisiydi, herkese o buğday satıyordu. Kardeşleri gelip onun önünde yere kapandılar.وكان يوسف هو المسلّط على الارض وهو البائع لكل شعب الارض. فأتى اخوة يوسف وسجدوا له بوجوههم الى الارض.
Yusuf ülkenin yöneticisiydi, herkese o buğday satıyordu. Kardeşleri gelip onun önünde yere kapandılar.當 時 治 理 埃 及 地 的 是 約 瑟 、 糶 糧 給 那 地 眾 民 的 就 是 他 。 約 瑟 的 哥 哥 們 來 了 、 臉 伏 於 地 、 向 他 下 拜
Yusuf ülkenin yöneticisiydi, herkese o buğday satıyordu. Kardeşleri gelip onun önünde yere kapandılar.當時 治理 埃及 地的 是 約瑟 、 糶糧給 那 地 眾民 的 就是 他 。 約瑟 的 哥哥 們來 了 、 臉伏 於地 、 向 他 下拜
İlgili Sayfalar