kapın ile cümle
kapın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Çıplak bir bisiklet yarışındalar ve direkt olarak sokak kapınıza yönelmiş vaziyetteler.مشتركون في سباق دراجات للعراة ومتجهون إلى باب منزلكم مباشرة
Çıplak bir bisiklet yarışındalar ve direkt olarak sokak kapınıza yönelmiş vaziyetteler.あなたの玄関に突進してきます その映像を思い浮かべてください
Daha sonra kapalı bir kapının önünde durduk ve Dr. Robicsek büyük bir gururla dedi ki그리고 우리는 닫혀진 문 앞에서 잠시 멈추었는네, 로빅첵 박사는
Daha sonra kapalı bir kapının önünde durduk ve Dr. Robicsek büyük bir gururla dedi kiNastępnie zatrzymaliśmy się przed zamkniętymi drzwiami i doktor Robicsek powiedział, z wyraźną dumą:
Daha sonra kapalı bir kapının önünde durduk ve Dr. Robicsek büyük bir gururla dedi kiPotom sme zastali pred zavretými dverami a Dr. Robicsek s očividnou hrdosťou povedal:
Daha sonra kapalı bir kapının önünde durduk ve Dr. Robicsek büyük bir gururla dedi kiואז עצרנו לפני דלת סגורה וד"ר רוביצ'ק אמר,
Daha sonra kapalı bir kapının önünde durduk ve Dr. Robicsek büyük bir gururla dedi kiثم توقفنا أمام الباب المغلق قال السيد روبيكسك
Daha sonra kapalı bir kapının önünde durduk ve Dr. Robicsek büyük bir gururla dedi ki「さあこの先はレジスタンス作品だ」
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.A Dávid si zažiadal a riekol: Oj, keby sa mi dal niekto napiť vody zo studne v Betleheme, ktorá je pri bráne!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.A Dávid si zažiadal a riekol: Ó, keby sa mi dal niekto napiť vody zo studne v Betleheme, ktorá je pri bráne!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.David a avut o dorinţă, şi a zis: ,,Cine-mi va aduce apă de băut din fîntîna de la poarta Betleemului?``
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.David a avut o dorinţă, şi a zis: ,,Cine-mi va da să beau apă din fîntîna de la poarta Betleemului?``
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.David eut un désir, et il dit: Qui me fera boire de l`eau de la citerne qui est à la porte de Bethléhem?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Ða - vít ao_ước rằng : Chớ_chi ta được uống nước bởi giếng ở bên cửa thành Bết-lê-hem !
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Ða-vít ao ước rằng: Chớ chi ta được uống nước bởi giếng ở bên cửa thành Bết-lê-hem!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Ða - vít ước_ao rằng : Than_ôi ! chớ gì ai ban cho ta nước uống của giếng bên cửa thành Bết-lê-hem !
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Ða-vít ước ao rằng: Than ôi! chớ gì ai ban cho ta nước uống của giếng bên cửa thành Bết-lê-hem!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.E Davi, com saudade, exclamou: Quem me dera beber da água da cisterna que está junto a porta de Belém!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.E Davi, ofegante, exclamou: Quem me dera beber da água do poço de Belém, que está junto � porta!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.In Davida je obšla želja in je rekel: O da bi mi kdo dal piti vode iz studenca v Betlehemu, ki je pri vratih!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.In Davida je obšla želja in je rekel: O, da bi mi kdo dal piti vode iz studenca v Betlehemu, ki je pri vratih!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.다윗이 사모하여 가로되 베들레헴 성문 곁 우물 물을 누가 나로 마시게 할꼬 하매
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Pohnul se pak David žádostí, a řekl: Ó by mi někdo dal píti vody z čisterny Betlémské, kteráž jest u brány.
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Pragnęł tedy Dawid: Oby mi się kto dał napić wody z studni Betlehemskiej, która jest u bramy!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Så vågnede Lysten hos David, og han sagde: "Hvem skaffer mig en Drik Vand fra Cisternen ved Betlehems Port?"
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Tedy pragnął Dawid, i rzekł: O by mi się kto dał napić wody z studni Betlehemskiej, która jest u bramy!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.vána Dávid [vizet,] és monda: Óh, ki adhatna nékem innom a Bethlehem kapuja elõtt való forrásnak vizébõl!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Zechtělo se pak Davidovi vody, a řekl: Ó by mi někdo dal píti vody z čisterny Betlémské, kteráž jest u brány!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.и Давид пожелавайки рече: Кой би ми дал да пия вода от витлеемския кладенец, който е при портата;
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.и Давид пожелавайки рече: Кой би ми дал да пия вода от витлеемския кладенец, който е при портата?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.И захотел Давид пить, и сказал: кто напоит меня водою из колодезя Вифлеемского, что у ворот?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.И сильно захотелось пить Давиду, и он сказал:кто напоит меня водою из колодезя Вифлеемского, что у ворот?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.ויתאו דויד ויאמר מי ישקני מים מבור בית לחם אשר בשער׃
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.ויתאוה דוד ויאמר מי ישקני מים מבאר בית לחם אשר בשער׃
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.فتأوه داود وقال من يسقيني ماء من بئر بيت لحم التي عند الباب.
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.فتأوّه داود وقال من يسقيني ماء من بئر بيت لحم التي عند الباب.
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大 衛 渴 想 、 說 、 甚 願 有 人 將 伯 利 恆 城 門 旁 、 井 裡 的 水 打 來 給 我 喝
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大 衛 渴 想 、 說 、 甚 願 有 人 將 伯 利 恆 城 門 旁 井 裡 的 水 打 來 給 我 喝
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大衛 渴想 、 說 、 甚 願 有 人 將伯利恆 城門 旁 、 井裡 的 水 打 來給 我 喝
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大衛 渴想 、 說 、 甚 願 有 人 將伯利恆 城門 旁 井裡 的 水 打 來給 我 喝
Ders çalışıyorum ben! O zaman kapını kapat!Jemand ist an der Tür!
Ders çalışıyorum ben! O zaman kapını kapat!Ktoś jest przy drzwiach!
Ders çalışıyorum ben! O zaman kapını kapat!Niekto je za dverami!
Ders çalışıyorum ben! O zaman kapını kapat!Κάποιος είναι στην πόρτα!
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Bohužel, za těmi druhými dveřmi, mě čeká pomalá a bolestivá smrt, a všechno utrpení světa.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Bohužiaľ hneď za druhými dverami nás čaká pomalá a veľmi bolestivá smrť a všetko utrpenie sveta.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Desværre, bag den anden dør er en langsom og smertefuld død, og alt den elendighed der findes i verden.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Dummerweise befindet sich hinter der anderen Türe ein langsamer, qualvoller Tod, und alles Leiden der Welt.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Helaas, achter de andere deur wacht een langzame en pijnlijke dood en alle denkbare ellende van de wereld.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -불행히도, 다른 문에는 서서히 고통스럽게 맞이하는 죽음과 세상의 모든 불행이 있습니다.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Olyckligtvis, bakom den andra dörren väntar en långsam och smärtsam död, och allt annat elände i världen.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Sfortunatamente, dietro l'altra porta ci aspetta una morte lenta e dolorosa
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Valitettavasti, toisen oven takana on hidas ja kivulias kuolema, ja kaikki maailman suru
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Δυστυχώς, πίσω από τη μια πόρτα είναι ένας αργός, και οδυνηρός θάνατος, και επίσης όλη μιζέρια του κόσμου.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -За съжаление, обаче, зад другата врата се намира мъка и болка смърт и цялото нещастие на света.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -לרוע המזל, מאחורי הדלת האחרת מסתתר מוות ארוך וכואב - וכל הסבל שבעולם.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -待っています。 そのため、注意深くドアを選ばなければなりません。
Diğer satırlar, "Bilinmeyen kapını arkasında, son kara parçasının bulunduğu yerde, başladığımız yer var.""Attraverso l'ignoto e ritrovato cancello dove l'ultima terra scoperta è ciò che era all'inizio"
Diğer satırlar, "Bilinmeyen kapını arkasında, son kara parçasının bulunduğu yerde, başladığımız yer var."I dalej, "Poza bramą niepoznanej pamięci, gdzie odkryjesz ostatnie zakątki Ziemi znajduje się początek."
Diğer satırlar, "Bilinmeyen kapını arkasında, son kara parçasının bulunduğu yerde, başladığımız yer var."이어지는 행은 "알지 못한 채 기억되는 문을 통해, 지구상에서 마지막으로 발견해야 할 곳이 남아있다면 그곳은 바로 처음 출발했던 곳이다."
İlgili Sayfalar