kanadalı ile cümle

kanadalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
Nehir altında yaşayan tüm Kanadalılar'ın, tüm yerel politikacıların desteği ileDzięki wsparciu wszystkich żyjących w tym regionie Kanadyjczyków oraz lokalnych polityków,
Nehir altında yaşayan tüm Kanadalılar'ın, tüm yerel politikacıların desteği ile탈탄족들은 하류에 사는 모든 캐나다인들과
Nehir altında yaşayan tüm Kanadalılar'ın, tüm yerel politikacıların desteği ileבני הטהלטאן הצליחו, בעזרת כל הקנדים שחיים במורד הנהרות
Nehir altında yaşayan tüm Kanadalılar'ın, tüm yerel politikacıların desteği ileاستطاعت شعوب تاهلتان بالدعم من جميع الكنديين الذين يعيشون في اتجاه مجرى النهر
Nehir altında yaşayan tüm Kanadalılar'ın, tüm yerel politikacıların desteği ile下流に住む全てのカナダ人や 地元の政治家の支援があったお蔭で 故郷の地への攻撃に抵抗をしてこれました
Neyse ki Kanadalı bir grup biliminsanı괜찮아요, 캐나다의 연구팀이
Neyse ki Kanadalı bir grup biliminsanıזה בסדר, כי יש צוות של מדעני מחקר
Neyse ki Kanadalı bir grup biliminsanıلا بأس، لأن هناك فريقاً من العلماء الباحثين
Neyse ki Kanadalı bir grup biliminsanıカナダの研究チームが RePOOPulateという
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Assim que conhece um jovem meio tailandês, meio canadiano, de Edimburgo, reconhece-o como semelhante.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Ha ő találkozik egy félig thai, félig kanadai fiatal sráccal Edinburgh-ból, azt magához hasonlónak tartja.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.그녀가 반 태국인, 반 캐나다인인 에든버러에서 온 젊은 남자를 만난다면, 그녀는 그를 친척으로 인식할 것입니다.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Og så snart hun møder en ung halv-thailandsk, halv-canadisk fyr fra Edinburgh, vil hun genkende ham som slægt.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Så snart hon träffar en halv-thai, halvkanadensisk kille från Edinburgh, så känner hon igen sig i honom.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Και αμέσως μόλις αυτή συναντήσει έναν νεαρό μίσο-Ταϊλανδό μισο-Καναδό από το Εδιμβούργο, των θεωρεί συγγενή.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.И щом тя срещне наполовина тайландец, наполовина канадец от Единбург тя го разпознава като сродна душа.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.ברגע שהיא פוגשת צעיר תאילנדי למחצה, קנדי למחצה מאדינבורו, היא רואה בו עמית קרוב.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.وحالما تلتقي شاباً نصف-تايلاندي، نصف-كندي من أدنبرة، فإنها تعامله مثل الأقرباء.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.エディンバラ出身の若い男性と 彼女が出会ったならば すぐに彼を仲間だと思うでしょう 100%韓国人だったり ドイツ人である人よりも
Ödüllü Kanadalı yazar Margaret Atwood Mayıs'ta eserini bağışlayarak projenin ilk yazarı oldu.De bekroonde Canadese schrijfster Margaret Atwoord was in mei de eerste die een manuscript inleverde.
Ödüllü Kanadalı yazar Margaret Atwood Mayıs'ta eserini bağışlayarak projenin ilk yazarı oldu.L'écrivain canadienne Margaret Atwood est la première a avoir donné son manuscrit, en mai dernier.
Ödüllü Kanadalı yazar Margaret Atwood Mayıs'ta eserini bağışlayarak projenin ilk yazarı oldu.Η βραβευμένη Καναδή συγγραφέας Margaret Atwood ήταν η πρώτη που υπέβαλε το χειρόγραφό της το Μάιο.
Ödüllü Kanadalı yazar Margaret Atwood Mayıs'ta eserini bağışlayarak projenin ilk yazarı oldu.كانت الكاتبة الكندية الحائزة على الجوائز مارجرت آتوود أول من قدم نصًا في شهر مايو/ أيار.
Oh evet. Kanadalı olmayanı nasıl anlarsın?Aqui a mais nova de sete irmãos ia ter de se pôr no lugar da frente.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Az a fajta hely, ahova mi, mint kanadaiak, bedobhatnánk Angliát, és soha nem találnák meg.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Det är den slags ställe där vi kanadensare kunde lägga England och ingen skulle hitta det.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Det er den slags steder vi, som canadiere, kunne placere England, og man ville aldrig finde det.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.É o tipo de lugar que nós, como canadianos, poderíamos lançar à Inglaterra, que eles nunca o encontrariam.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Es ist die Art von Ort, den wir als Kanadier, England hinwerfen könnten und sie würden ihn niemals finden.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.È uno di quei posti in cui noi canadesi potremmo gettare l'Inghilterra, e non la troveranno mai.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Het soort plaats waar wij, Canadezen, Engeland in kunnen doen verdwijnen.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Inilah tempat di mana kami, sebagai orang Kanada, dapat melupakan Inggris seterusnya.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.우리 캐나다인들이 영국과 비교해도 비슷한 곳을 찾지 못할만한 곳입니다.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Nó giống như một nơi người Canada chúng tôi có thể giấu nước Anh đi và họ sẽ không bao giờ tìm thấy
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.To miejsce gdzie my, Kanadyjczycy, moglibyśmy wrzucić Anglię i nikt by jej nie znalazł.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Un ținut în care noi, canadienii, am putea arunca toată Anglia și niciodată n-ar mai găsi-o nimeni.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Това е място, на което ние, като канадци можем да захвърлим Англия, и те никога няма да го намерят.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.Это одно из таких мест, которое мы, канадцы, могли бы отдать Англии, они бы всё равно его никогда не нашли.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.זהו מין מקום שאנו, הקנדים, היינו יכולים לשים בו את כל אנגליה והיא היתה אובדת בו.
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.إنه مكان يمكننا نحن الكنديين أن نرمي به دولة إنجلترا بأكملها فتضيع فيه تماماً
Orası Kanadalılar olarak bizim İngiltere'yi kaçırdığımız ve orayı onların asla bulamayacağı bir çeşit yerdir.イギリスではありえない風景です 1879年 ジョン ・ ミューアは スティキーン川の下流から3分の1を上り
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.A nie iba k austrálskému lieku, alebo kanadskému, ale jednoducho k lieku.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.A nie znajdziemy australijskiego czy kanadyjskiego lekarstwa. Znajdziemy lekarstwo.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.E a nossa ideia não é encontrar uma cura australiana nem uma cura canadiana, mas sim encontrar a cura.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.E non vogliamo trovare una cura australiana o canadese, ma vogliamo trovare la cura.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.És mi nem csak Ausztráliára gondoltunk, vagy csak Kanadára, hanem arra, hogy valóban megtaláljuk a gyógymódot.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.Het gaat ons niet om een Australische remedie of een Canadese remedie, wij willen een remedie vinden.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.우리는 호주의 치료법이나 캐나다의 치료법을 찾고 있는 것이 아니라, 우리 모두를 위한 치료법을 찾고 있었습니다.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.Nám nejde o nalezení australského léku, nebo kanadského, chceme najít lék.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.Og vi arbejder ikke for at finde en kur for Australien eller en kur for Canada, vi vil finde kuren.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.Y no estamos en la búsqueda de una cura australiana o una cura canadiense, estamos buscando la cura.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.И мы хотим, чтобы это лекарство было для всех, не только для австралийцев или канадцев.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.Йдеться не про те, щоб знайти панацею для австралійців чи канадців - ми хочемо просто знайти спосіб лікування.
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.מניע מחקר, והמחקר יגרום למציאת התרופה. ואנחנו לא עסוקים במציאת תרופה אוסטרלית
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.ولم نكن نسعى للحصول على علاج أسترالي أو علاج كندي ، همنا هو إيجاد علاج
Ve Avustralyalı ya da Kanadalı bir çare bulmak üzere değildik, ama bir çare bulmak üzereydik.カナダのためだけでなく 全人類のための治療法の発見です 2007年に カナダへキャンペーンを持ち込み
Ve bir diğeri ise Kanadalı.4姉妹は世界の隅々へと送られた訳です
Ve bir diğeri ise Kanadalı.그리고 한 명은 캐나다에서 살고 있습니다.
Ve bir diğeri ise Kanadalı.והשלישית קנדית.
Ve bir diğeri ise Kanadalı.والثالثة كندية.

İlgili Sayfalar