Ana içeriğe geç
Sözlük

kana ile cümle

kana kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Dan kolejden ayrılıp Kanada'ya taşınmayı planladı.Dan planned to drop out of college and move to Canada.
Kanadalılardan neden bu kadar nefret ediyorsun?Why do you hate Canadians so much?
Buradaki tek Kanadalı olduğumdan emin misin?Are you sure I'm the only Canadian here?
Neden bana Tom'un Kanadalı olmadığını söylemedin?Why didn't you tell me Tom wasn't Canadian?
Tom'un Kanadalı olan üç arkadaşı vardır.Tom has three friends who are Canadian.
Kanaate dayalı bir karardı.It was a judgment call.
Kanamayı hemen durdurmak için yaranın üzerine baskı uygulayın.To stop the bleeding immediately press on the wound.
Tom, Kanadalı'ymış gibi yaptı.Tom pretended to be Canadian.
Tom'un karısı Kanadalıdır.Tom's wife is Canadian.
Tom gerçekten Kanadalı değil.Tom isn't really Canadian.
Tom, Mary'nin Kanadalı olduğunu söyledi.Tom said Mary was Canadian.
Gemi Süveyş Kanalı'ndan geçti.The ship sailed through the Suez Canal.
Ben, suitleri ferah, kanapeleri geniş sandviçleri bol buldum.I found the suites capacious, the sofas commodious, the sandwiches copious.
Kanadalıların giydikleri giysilerin çoğu Kanada'nın dışında yapılmaktadır.Most of the clothes that Canadians wear are made outside of Canada.
Bir kız ilk kez seks yaptığında, onun kızlık zarı parçalanır ve kanar.When a girl has sex for the first time, her hymen ruptures and bleeds.
Tom televizyon izlerken Mary ile kanapede oturuyordu.Tom was sitting on the couch with Mary watching TV.
Belki Tom kanapeyi taşımana yardım edebilir.Maybe Tom can help you move the sofa.
Meleklerin iki kanadı, Şeytan'ın bir kuyruğu vardır.Angels have two wings; the Devil has a tail.
Bu ev, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki sınırda yer almaktadır.This house straddles the border between Canada and the United States.
Kanada, buz hokeyinin anavatanıdır.Canada is the motherland of ice hockey.
Büyük annem kanaviçe işi yapmayı sever.My grandmother likes doing cross-stitch.
Kanada'da her şey süt ve bal değildir.All is not milk and honey in Canada.
O kanatlı bir atın üzerinde uçuyor.He's flying on a winged horse.
Aslında domuzların kanatları yokken neden menüde domuz kanatları var?Why are there pork wings on the menu when pigs don't actually have any wings?
Ben de Kanadalıyım.I'm Canadian, too.
On beş bin göçmen Kanal Tüneli'ne saldırdı.Fifteen hundred migrants stormed the Channel Tunnel.
O eski bir Kanada geleneğidir.That's an old Canadian custom.
Lütfen kanalı değiştir; o müziğe tahammül edilemez.Change the channel, please; that music is unbearable.
Yaradan gelen kanama için bir şey yap.Do something for the bleeding from the wound.
Tom'un bir Kanada pasaportu var.Tom has a Canadian passport.
Tom'un kızının erkek arkadaşı Kanadalı.Tom's daughter's boyfriend is Canadian.
Tom'un anne ve babasının ikisi de Kanadalıdır.Tom's parents are both Canadians.
Sen Kanadalısın, değil mi?You're Canadian, aren't you?
Onlardan üçü Kanadalıydı.Three of them were Canadian.
Senin Kanadalı olduğunu varsayıyorum.I assume that you're Canadian.
İnsanlar benim Kanadalı olmadığımı nasıl bildi?How did people know I wasn't Canadian?
Ben onların hepsinin Kanadalı olduğunu sanıyordum.I thought they were all Canadians.
Hiçbir Kanadalı yaralı değildi.No Canadians were injured.
Üç Kanadalı öldürüldü.Three Canadians were killed.
Hem Tom hem de John Kanadalı kadınlarla evlendi.Both Tom and John married Canadian women.
O, annesiyle Kanada'ya kaçtı.She escaped with her mother to Canada.
Tatoeba kanalını izliyorsun.You're watching Tatoeba TV.
Tatoeba kanalını izliyorsunuz.You're watching Tatoeba TV.
Her zaman Tatoeba kanalını izlerim.I always watch the Tatoeba channel.
O, kana benziyor.That looks like blood.
Çocuklar kanapenin üstünde yukarı aşağı sıçramaya başladı.The children started bouncing up and down on the couch.
Mary'nin Tom'la olan ilk cinsel ilişkisinde kanama olmadı.Mary did not bleed in her first sexual intercourse with Tom.
Yolcuların çoğu Kanadalıydılar.Most of the passengers were Canadians.
Sonunda kanamayı durdurduk.We've finally stopped the bleeding.
Hiçbir Kanadalı asla öyle söylemezdi.No Canadian would ever say that.
Hiçbir Kanadalı bunu söylemezdi.No Canadian would ever say that.
Sen bir Kanada vatandaşı mısın?Are you a Canadian citizen?
Tom bir Kanadalı.Tom is a Canadian.
Kanada işsizlik oranı 2015 yılının Ekim ayında yüzde 7 idi.The Canadian unemployment rate was 7 percent in October of 2015.
Kanada'da Fransızca konuşan kimseler var mı?Are there French speakers in Canada?
Kanalı değiştirebilir miyim?May I change the channel?
Bu eski bir Kanada geleneğidir.This is an old Canadian custom.
Hırs benim burnumu kanatıyor.Ambition gives me a nosebleed.
Eğer tırnaklarınızı yerseniz, er ya da geç parmaklarınızı kanatacaksınız.If you bite your fingernails, sooner or later you will make your fingers bleed.
Kanada'da kışın her zaman kar yağar.It always snows during winter in Canada.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod