Büyük Kanyon tanınmış bir turistik mekandır.The Grand Canyon is a well-known tourist destination.
Kanapenin altını kontrol etmen gerektiğini düşünüyorum.I think you should check under the couch.
Bu bitki Kanada'ya özgüdür.This plant is indigenous to Canada.
Onun yüzü kanla kaplıydı.His face was covered in blood.
Fransızlar 1889'da Panama Kanalı'nın inşası projesini terk etti.The French abandoned the project of the construction of the Panama Canal in 1889.
Kalbim senin için kan ağlıyor.My heart bleeds for you.
Bu kesik çok kanıyor.This cut is bleeding a lot.
Tom ve Mary kan akrabaları.Tom and Mary are blood relatives.
Tom sıcak kanlı bir bireydir.Tom is a hot-blooded individual.
Kanada'da kışlar soğuktur.The winters are cold in Canada.
Kanada devlet radyosunu seviyorum.I love Canadian public radio.
Polis davayla ilgili yeni kanıtlar ortaya çıkarmıştır.The police have uncovered new evidence related to the case.
Yerde kan vardı.There was blood on the floor.
Geçimimi kıt kanaat sağlıyorum.I get by.
O, bacaklarındaki zayıf kan dolaşımından sıkıntı çekiyor.He suffers from poor blood circulation to his legs.
Kanun değişti.The law has been changed.
Kanatlara sahip olmanın nasıl olacağını merak ediyorum!I wonder how it would be to have wings!
Bu bir Alman tv kanalı, RTL 2.This is RTL 2, a German TV channel.
Sudaki küçük bir miktar insan kanı bile köpek balıklarını millerce uzaktan çekebilir.Even a small amount of human blood in the water can attract sharks from miles away.
Köpekbalıkları kanı algılayabilir.Sharks can sense blood.
Doğruyu söylemediğin kanısındayım.I get the impression that you aren't telling the truth.
Tom oturma odasında, kanepede uyuyor.Tom is in the living room, sleeping on the couch.
Markku ve Liisa kıt kanaat geçinecek kadar yeterli miktara sahipti.Markku and Liisa had just enough to keep the wolf from the door.
Kanapede uyuyacağım.I'll sleep on the couch.
Bu kan değil. Bu domates sosu.It's not blood. It's tomato sauce.
Bütün kanunlar adil değildir.Not all laws are just.
Tüm kanunlar adil değildir.Not all laws are just.
Tüm kanunlar adil midir?Are all laws just?
Bütün kanunlar adil midir?Are all laws just?
Bu kanun adil değil.This law is unjust.
O, Amerikalı değil, Kanadalıdır.He's a Canadian, not an American.
Kanadalılar Amerikalı değildir.Canadians are not Americans.
Tom çömeldi ve kanepenin arkasına saklandı.Tom crouched down and hid behind the couch.
Tom kanepede oturup TV izliyordu.Tom was sitting on the couch, watching TV.
Tom bir Kanada vatandaşı olmak istedi.Tom wanted to become a Canadian citizen.
Tom kanı bıçaktan yıkadı.Tom washed the blood off the knife.
Tom içeri yürüdü ve kanepeye oturdu.Tom walked in and sat on the couch.
Duvara kan sıçratılmıştı.The wall was splattered with blood.
Kan basıncın çok yüksek.Your blood pressure is very high.
Tom anahtarlarını kancaya astı.Tom hung up his keys on the hook.
Bir şey kanıtlamaya çalışmıyorum.I'm not trying to prove anything.
Belki de kanomu satmamalıyım.Maybe I shouldn't sell my canoe.
Kanepede uyuyorum.I've been sleeping on the couch.
Bir şey kanıtlamaya çalışıyordum.I was trying to prove something.
Tom suçu kanıtlanmış bir banka soyguncusu.Tom is a convicted bank robber.
Hiç kimseyi kandırmaya çalışmıyordum.I wasn't trying to fool anyone.
Tom'un Kanadalı olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom was Canadian.
Tom sık sık kanepede uyur.Tom often sleeps on the couch.
Senin bir Kanadalı olduğunu düşündüm.I thought you were a Canadian.
Kendimi kandırmayacağım.I'm not going to fool myself.
Bunu senin için kanıtlayacağım.I'll demonstrate it for you.
Ben Tom'un kan basıncını ölçtüm.I took Tom's blood pressure.
Keşke Kanadalı olmasam.I wish I weren't Canadian.
Burada hepimiz Kanadalıyız.We're all Canadians here.
Tom Kanadalı olduğunu söyledi.Tom said he was Canadian.
Tom'un kan grubu ne?What's Tom's blood type?
Tamamen kandırıldımI was completely fooled.
Yine kanıyorsun.You're bleeding again.
Yine kanaman başlamış.You're bleeding again.
Tom kanepede oturdu.Tom sat on the couch.