Kendimi kandırmanın faydası yok.It's no use kidding myself.
Onların Kanadalı olduğundan emin olamayız.We can't be certain they're Canadians.
Biz Kanadalıların dahil olduğunu onaylayamayız.We can't confirm that Canadians were involved.
Ben senin suçlamanı destekleyecek bir kanıt bulamıyorum.I can't find any evidence to support your accusation.
Kendimizi kandırmaya devam edemeyiz.We can't keep on fooling ourselves.
Bir şey kanıtlayamazsın.You can't prove a thing.
Bunun herhangi birini kanıtlayamazsın.You can't prove any of this.
Ben kan görmeye dayanamıyorum.I can't stand the sight of blood.
Tom'un yalan söylediğini kanıtlayamıyoruz ama söylediğinden oldukça eminiz.We can't prove Tom is lying, but we're pretty sure he is.
Tom'un Kanadalı olduğunu düşündüm.I thought Tom was Canadian.
Senin Kanadalı olduğunu düşündüm.I thought you were Canadian.
Hiç Kanadalı arkadaşım yok.I don't have any Canadian friends.
Aslında Tom'un bir Kanadalı olduğuna inanmadım.I never actually believed Tom was a Canadian.
Bu büyük kanepe küçük bir oda için gerçekten uygun değil.This big sofa is really not suitable for a small room.
Onun iyi görünüşüne kanmayın.Don't be fooled by his good looks.
Kanepe rahatsız edici.The sofa is uncomfortable.
Kanepe rahat değil.The sofa is uncomfortable.
Son duyduğumda, Tom Kanada'da balık tutuyordu.The last I heard, Tom was fishing up in Canada.
Tom balığın kancasını çıkardı ve onu suya geri bıraktı.Tom unhooked the fish and released it back into the water.
Bufalo kanatları servis eden bir yer bulmaya gidelim.Let's go find a place that serves Buffalo wings.
Kendimizi kandırmayalım.Let's not kid ourselves.
Kanapeyi taşıyalım.Let's move the sofa.
Tom'un bunu kanıtlamasına yardımcı olmak isterim.I'd like to help Tom prove it.
Kandili yakmanı istiyorum.I want you to light the candle.
Sadece herhangi bir kan dökme olmasını istemiyorum.I just don't want there to be any bloodshed.
Kedi kanapemi mahvetti.The cat ruined my sofa.
Bu gece yine kanepede uyumak istemiyorum.I don't want to sleep on the couch again tonight.
Herhangi bir kanıt bırakmamak için dikkatliydim.I was careful to not leave any evidence.
Tom herhangi bir kanıt bırakmamak için dikkatliydi.Tom was careful not to leave any evidence.
YouTube'taki video kanalımın çok sayıda izleyicisi var.My video channel on YouTube has a wide viewership.
Bana yanlışı kanıtla.Prove me wrong.
Yılın en soğuk mevsimi kıştır, kanıt, bazen kar yağar.Winter is the coldest season of the year, proof, sometime it snows.
Senin yüzünden kan basıncımla ilgili sorun yaşıyorum.Because of you, I'm having problems with my blood pressure.
İşte, o benim haklı olduğumu kanıtlıyor!Hah, that proves I was right!
Tom Kanadalı.Tom's Canadian.
Kanepede azıcık kestir.Take a little nap on the sofa.
Sen kendini kandırıyorsun.You're fooling yourself.
Kendini kandırıyorsun.You are deceiving yourself.
İdrarımda kan var.There's blood in my urine.
Ben İngilizcenin yaygın, sıradan bir dil olduğu Kanada'da yaşıyorum.I live in Canada, where English is a common, ordinary language.
O, onu kanıtlayabileceğine inanıyor.He believes that he can prove it.
Ben on dört yaşındayken babam subaraknoid kanama yüzünden öldü.My father died of a subarachnoid hemorrhage when I was fourteen.
Dedesi geçen yıl kanserden öldü.His grandfather died of cancer last year.
Kanji çalışmaya karar verdim.I've decided to study kanji.
Bana kanepede uyuyabileceğimi söyledi.She told me that I could sleep on the sofa.
Bir DNA testi onun masum olduğunu kanıtladı.A DNA test proved he was innocent.
Kanapede uyuyabilirsin.You can sleep on the couch.
Biz Kanadalılarız.We're Canadians.
Biz Kanadalıyız.We're Canadians.
Tom kanepede tek başına oturdu.Tom sat alone on the couch.
Neden kanepede orada oturmuyorsun?Why don't you sit right there on the couch?
Sen kan kaybetmiyorsun.You're not bleeding.
Kan kaybetmiyorsun.You aren't bleeding.
Kan kaybetmiyorsunuz.You aren't bleeding.
Sen Kanadalı değilsin.You're not Canadian.
Kanadalı değilsiniz.You aren't Canadian.
Akrabalarınız arasından herhangi biri kanser hastası mıydı?Was anybody among your relatives ill with cancer?
Bu kanıttır.This is evidence.
Tom kanıt buldu.Tom found evidence.
Tom kan kaybetmiyor.Tom isn't bleeding.