Bu yıl büyükbabamı kanserden kaybettim.I lost my grandfather to cancer this year.
Dedem bu yıl ölümcül bir kansere yenik düştü.My grandfather succumbed to a terminal cancer this year.
Kanji öğrenmeden Japonca öğrenemeyiz.We can not learn Japanese without learning Kanji.
Sen masum kanı döktün!You shed innocent blood!
Duvarlar kanlı.The walls are bloody.
Üstelik, Kartaca'nın öldürülmesi kanısındayım.Moreover, I am of the opinion that Carthage must be destroyed.
Bu cümle doğrudur ama kanıtlanabilir değildir.This sentence is true, but not provable.
Kanın görünüşü onu heyecanlandırdı.The sight of blood made her excited.
Biz birbirimize yardımcı olmalıyız, doğanın kanunu bu.We must help each other, it's nature's law.
Bu tehlike sesi bana ödünç kanatlar verdi.This sound of danger lent me wings.
Kan göğsünün üzerine aktı.Her blood flowed over her chest.
Uzun süre önce Kanada'yı ziyaret ettim.I visited Canada a long time ago.
Yüreğim kan ağlıyor.My heart bleeds.
Tom Kanada'ya kaçtı.Tom fled to Canada.
Suçu kanıtlanana kadar suçlanan masumdur.The accused is innocent until proven guilty.
Bu aptalca tutumlar ile, Maria sadece kendi kibrini kanıtlıyor.With these stupid attitudes, Maria only proves her own arrogance.
Bu aptalca tavırlarıyla Maria kendi kibrini kanıtlamaktan daha fazlasını yapmaz.With these stupid attitudes, Maria doesn't do more than proving her own arrogance.
Dalgıç kanala atladı.The frogman jumped into the canal.
Ölüm perisi kan donduran bir çığlık sesi çıkardı.The banshee let out a blood-curdling scream.
Bu kan değil. Sadece kırmızı boya.This isn't blood. It's just red paint.
Onun şimdi söylediği her şeyi kanıtlayabilirim.I can attest to everything she just said.
Kanserden kurtulduğum için, ameliyattan sonra mutluydum.After the operation I was happy, since I managed to eliminate the cancer.
Hem kanıt hemde çözüm önemsiz.Both the proof and solution are trivial.
Tom su götürmez bir kanıta sahip.Tom has an airtight alibi.
Ben bir Kanadalı değilim.I am not a Canadian.
O yeterince insani görünüyor. Bu herkesi kandırıyor.He looks human enough. It fools everybody...
Kanamayı durduramam.I cannot stop the bleeding.
Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.Extraordinary claims require extraordinary evidence.
Duvarlar kanla kaplı.The walls are covered with blood.
Tom bunun işe yaradığını kanıtladı.Tom has proved that it works.
Kuşların kanatları vardır.Birds have wings.
Onun için güvenilir bir kanıt olmadıkça, hiçbir şeye inanmamalıyız.Unless there is reliable evidence for it, we should not believe anything.
Kendini kandırma.Don't deceive yourself.
O yaşlı adam kanserden öldü.That old man died of cancer.
Bu Tom'un kanaryası.This is Tom's canary.
Beni kandırmaya çalışmayın!Don't try to trick me!
Kan grubum A+.My blood group is A+.
Riemann Hipotezi kanıtlanmamıştır.The Riemann Hypothesis is unproven.
Geçen kış, Kanada'ya kayağa gittim.Last winter, I went skiing in Canada.
Yaralılar ne kadar kan kaybetti?How much blood has the injured lost?
Donörden kan al.Take blood from the donor.
O hayaletlerin varlığını kanıtlamaya çalışıyor.She is trying to prove the existence of ghosts.
Gerçekler endişelerimizin gereksiz olduğunu kanıtladı.The facts proved that our worries were unnecessary.
Vampirler yaşamak için kan içmeli.Vampires must drink blood to survive.
Aza kanaat etmeyen hiçbir şeye kanaat etmez.He who is not satisfied with a little, is satisfied with nothing.
Arkadaşım Kanada'ya gitti.My friend went to Canada.
Tom kan kaybediyor.Tom is bleeding.
O, kanepeye yayıldı.He is sprawled out on the sofa.
Tom kanser.Tom has cancer.
Her yerde kan vardı.There was blood everywhere.
Bu kanjiyi nasıl okuyorsun?How do you read this kanji?
Japonya'da ucuz bir kanji sözlüğü varsa, onu satın alacağım.If there's a cheap kanji dictionary in Japan, I will buy it.
Eski kanepeni satmak istiyorsan neden yerel bir gazeteye bir reklam koymuyorsun?If you want to sell your old sofa, why not put an advertisement in the local paper?
Suda kan var.There's blood in the water.
Sarı kanepeye oturacak.She's going to sit on the yellow couch.
Tom kan tükürmeye başladı.Tom began coughing up blood.
Tom kan kustu.Tom vomited blood.
Bugün kanepede uyuyacağım.Today, I'll sleep on the couch.
Bu sabah kulağım kanıyordu.My ear was bleeding this morning.
Kanunu uygulayanlar kanuna uymalıdırlar.Those who enforce the law must obey the law.