kanıyor ile cümle

kanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
4
ORT. KELİME
Burnun kanıyor.Your nose is bleeding.
Benim dişetim kanıyor.I have bleeding gums.
Onun yarası kanıyordu.His wound was bleeding.
Benim dizim kanıyor.My knee is bleeding.
Onun burnu kanıyor.He has a nose bleed.
Bir kesik kanıyorsa, üzerine baskı uygula.If a cut is bleeding, put pressure on it.
Çocuğun burnu kanıyor.The child's nose is bleeding.
Onun parmağı kanıyor.His finger bleeds.
Parmağı kanıyor.His toe bleeds.
Burnum kanıyor.My nose is bleeding.
Burnu kanıyor.His nose is bleeding.
Tom parmağını kesti ve oldukça kötü kanıyor.Tom cut his finger and it's bleeding pretty badly.
Bu sabah kulağım kanıyordu.My ear was bleeding this morning.
Tom'un bacağı kanıyor.Tom's leg is bleeding.
Benim kulaklarım kanıyor!My ears are bleeding!
Bu kesik çok kanıyor.This cut is bleeding a lot.
Yine kanıyorsun.You're bleeding again.
Kalbim kanıyor.My heart is bleeding.
Çok kanıyordum.I was bleeding a lot.
Tavşanın kulağı kanıyor.The rabbit's ear is bleeding.
Neden kanıyorsun?Why are you bleeding?
Onun gözü şişmişti ve burnu kanıyordu.His eye was swollen and his nose was bleeding.
Tom bolca kanıyordu.Tom was bleeding profusely.
Diş etlerim kanıyor.My gums are bleeding.
Mary'nin burnu kanıyordu.Mary's nose was bleeding.
Burnun kanıyordu.Your nose was bleeding.
Sen kanıyorsun!You're bleeding!
Leyla'nın başı kanıyordu.Layla was bleeding from the head.
Leyla kanıyordu.Layla was bleeding.
Yara ağır bir şekilde kanıyordu.The wound was bleeding heavily.
Yara şiddetli bir şekilde kanıyordu.The wound was bleeding heavily.
Leyla bolca kanıyordu.Layla was bleeding profusely.
Ayağım kanıyor.My foot is bleeding.
Sami kötü biçimde kanıyordu.Sami was bleeding badly.
Sami kanıyordu.Sami was bleeding.
Alnın kanıyor.Your forehead's bleeding.
Burnunuz sık kanıyor mu?Do you regularly have nosebleeds?
"Her Mart'ta kanıyor yürekler"."You Can Now Check the Weather on Mars Every Day".
- Kanıyor.I am bleeding.
Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum. Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.You'll just have to hold on.
Burnum kanıyor!! ah!Then should I stay outside with this?
"Kanıyorsa manşettir," çok doğru."If it bleeds it leads," is very true.
- Kanıyorsunuz !- You've lost a lot of blood!
Ah Fei, iyi misin ? iyiyim ... kanıyorsun ! yaralandım ... seni koruyamam !Fei, are you all right? I'm fine... You're bleeding!
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Yes. Don't worry.
Ama kanıyor.But I'm bleeding.
Hey, başınız kanıyor.God! Hey, you're bleeding.
Baksana... ...kanıyor. Hayır, yeter, Monika, Vurma sakın!Someone's there
Burnu kanıyor!His nose is bleeding!
Önemli değil, sadece burnum kanıyorWhy are you hurt? No problem. It's only a nose bleed
Yoksa sözün zahirine (veya boş ve süslü olanına)mi (kanıyorsunuz)?Or is it only empty talk?
Burnu kanıyor.Seine Nase blutet.
Kalbim kanıyor.Mein Herz blutet.
Burnumuz kanıyor.Unsere Nasen bluten.
Burnun kanıyor.Tu as saigné du nez.
Burunları kanıyordu.Elles saignaient du nez.
Dizim kanıyor.Me está sangrando la rodilla.
Sofia'nın parmağı o kadar kanıyordu ki kan yere damlıyordu.El dedo de Sofía sangraba tanto que la sangre goteaba en el piso.
Yara çok kanıyordu.A ferida sangrava muito.
"Her Mart'ta kanıyor yürekler".Mijn moederlijke hart bloedt voor ieder van jullie.

İlgili Sayfalar