kamp ile cümle
kamp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
1880 yılının seçim kampanyası heyecan verici değildi.The election campaign of 1880 was not exciting.
Benjamin Harrison'un kampanyası iyi organize edilmişti.Benjamin Harrison's campaign was well-organized.
Komünizm kampanyada en büyük konu oldu.Communism was the biggest issue in the campaign.
Kampanyadaki en büyük konulardan birisi vergiydi.One of the big issues in the campaign was taxes.
Koministler büyük bir askeri kampanya başlattı.The Communists launched a major military campaign.
O mutlu bir kampçı değildi.He was not a happy camper.
İtalya'da kampanyanın başarılı olduğunu düşünüyor musun?Do you think the campaign was successful in Italy?
Bizim şehir polisinin sarhoş sürücüleri hedefleyen yeni bir kampanyası var.Our city police have a new campaign targeting drunken driving.
Birçok insan kampla ilgileniyor.A lot of people are interested in camping.
Yüzlerce asker kamp ateşlerinin etrafında sessizce yemek yediler.Hundreds of soldiers ate in silence around their campfires.
Güney Amerikalı bir kampçının bir anakonda tarafından yenildiğini duydum.I heard that a South American camper was eaten by an anaconda.
Her zaman yapmak istediğim bir şey ailemle kamp yapmaya gitmek.One thing I've always wanted to do is go camping with my family.
Kampüsümüzde sigara içilmesine izin verilmez.There is no smoking allowed on our campus.
Tom'a diğer çocuklarla birlikte kampa gitmesine izin verilecek mi?Will Tom be allowed to go camping with the other children?
Tom kamp ateşinin etrafında oturan çocuklarla birlikte şarkı söylüyordu.Tom was singing with the children sitting around the campfire.
Tom sahilde kamp yapmayı sever.Tom likes camping on the beach.
Tom kamp ateşinde yemek pişirmeye alışkındır.Tom is used to cooking on a campfire.
Kampa son gittiğinde Tom bir sürü sivrisinek ısırıklarına maruz kaldı.Tom got a lot of mosquito bites the last time he went camping.
Tom her yaz kampa gider.Tom goes camping every summer.
Tom'un kampa gitmekten hoşlanan hiç arkadaşı yok.Tom doesn't have any friends who like to go camping.
Tom kamp torbasını omuzunda taşıdı.Tom carried the duffle bag on his shoulder.
Tom kampa güvenle geldi.Tom arrived at the camp safely.
Tom Mary'nin bizimle kampa gelip gelmeyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know if Mary will go camping with us or not.
Tom kampa geldiğinde hâlâ günün erken saatleriydi.It was still early in the day when Tom arrived at the campground.
Gerçekten, Tom ile kampa gitmeyeceksin, değil mi?You aren't really going to go camping with Tom, are you?
Tom bir sonraki tatilini yürüyüş ve kamp yaparak geçirmek istediğini söyledi.Tom said he'd like to spend his next holiday hiking and camping.
Tom bütün kamp alanını kendine ayırdı.Tom had the whole campsite to himself.
Tom kampüsümüzden çok uzakta olmayan iyi bir restoran buldu.Tom found a good restaurant not too far from our campus.
Tom tek başına kamp yapmaya gitmenin eğlenceli olmayacağına karar verdi.Tom decided that it wouldn't be much fun to go camping alone.
Tom, John ve Mary ile kampa gitmenin eğlenceli olacağına karar verdi.Tom decided that it would be fun to go camping with John and Mary.
Gittiğini ona bildirseydin Tom seninle kampa gidebilirdi.Tom could have gone camping with you if you'd let him know you were going.
Tom Mary'yi yaz kampına gönderdi.Tom sent Mary to summer camp.
Sabaha kadar düşman ordusunun kampı kuşatılmıştı.Until the morning, the camp of the enemy army was surrounded.
Sen de Amazon'da yılanlarla birlikte kamp kuruyorsun!You also camp in the Amazon with snakes!
Dadaab, Kenya'daki bir mülteci kampıdır.Dadaab is a refugee camp in Kenya.
Senin üniversite kampüsünde bira içmek sorun yaratır mı?Is it OK to drink beer on your university campus?
Öğrenci Birliği, kampüste bir bar işletiyor.The Students' Union runs a bar on campus.
Çeşitli halkla ilişkiler kampanyalarına hukuki tavsiye ve strateji önerileri sunuyoruz.We provide legal advice and strategy recommendations to various public relation campaigns.
Gölün yanında kamp yaptık.We camped on the side of the lake.
Kampüste alkole izin verilmez.No alcohol is allowed on campus.
Tom kamp yerine döndü.Tom returned to the campsite.
Bir çingene ailesi karavanlarıyla birlikte kamp yapıyordu.One gypsy family with their caravan was encamped.
Yaz kampında buluştuk.We met at summer camp.
Tom kamp ateşine yakın oturuyor.Tom is sitting by the campfire.
Karavan kampında yaşıyor.He lives in a trailer park.
Bizimle kamp yapmaya gidebilseydin, sanırım hepimiz eğlenirdik.If you were able to go camping with us, I think we'd all have fun.
Ben çocukken kamp yapmaya giderdik.We used to go camping when I was a kid.
Biz kampüsün yakınında bir kafede buluştuk.We met in a coffee shop near the campus.
Tom'un çalışmak zorunda olması ve bizimle kampa gelememesi bir utanç.It's a shame Tom had to work and couldn't go camping with us.
Kamp ateşini yakan Tom değildi.It wasn't Tom who lit the campfire.
Kamp ateşi hâlâ yanıyor.The campfire is still burning.
Bir dahaki sefere kampa gittiğimizde bizimle gelmeyi düşünmelisin.You should plan to come with us the next time we go camping.
Senin kamp gezinde Tom'un seninle gideceğini düşünüyordum.I thought Tom would go with you on your camping trip.
Kamp yapmaya gidelim.Let's go camping.
Tom'a bizimle kampa gitmek istediğini söyle.Tell Tom you want to go camping with us.
Buradan kampüse otuz dakikalık bir yürüyüş.It's a fifteen minute walk from here to the campus.
Buradan kampüse yürümek on beş dakika sürer.It takes fifteen minutes to walk from here to the campus.
Tom gelecek hafta sonu bizimle kamp yapmaya gitmek istemeyebilir.Tom may not want to go camping with us next weekend.
Tom mutlu bir kampçı değildir.Tom is not a happy camper.
Ne güzel bir kampüs!What a beautiful campus!