kameraları ile cümle
kameraları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Gece 8'de kameraların burada olmasına... ...pek de alışık değiller.Sie sind die Kameras nicht gewohnt um 8 Uhr abends.
Gece 8'de kameraların burada olmasına... ...pek de alışık değiller.Им непривычно видеть камеры в 8 часов вечера.
Gece 8'de kameraların burada olmasına... ...pek de alışık değiller.הם לא ממש רגילים למצלמות כאן בשעה 8 בלילה.
Gece 8'de kameraların burada olmasına... ...pek de alışık değiller.فهي لم تعتد على نواجد الكاميرات هنا عند الساعة 8 مساء.
Gece 8'de kameraların burada olmasına... ...pek de alışık değiller.夜の8時にあるなんて そしてまた私達は あらゆる研究に
Gerçek şu ki, aile politikası olarak kameraların karşısına çıkmıyorum.Franchement, je déteste faire la course avec les appareils photos, surtout quand il s'agit de ma vie privée.
Gerçek şu ki, aile politikası olarak kameraların karşısına çıkmıyorum.Ki nem állhatom ezt a futást a kamerák elől, különösen ha a magánéletemről van szó.
Gerçek şu ki, aile politikası olarak kameraların karşısına çıkmıyorum.Λόγω της οικογενειακής μου κατάστασης, είμαι συνήθως πολύ φιλικός με τις κάμερες.
Gerçek şu ki, aile politikası olarak kameraların karşısına çıkmıyorum.في الواقع وبسبب العلاقات الاسرية السياسية انا لست محبا للكاميرات
-İngilizce olacak. -Sıçtığımın kameralarından da fena gına geldi.- I'm so fucking tired of cameras and fucking press conferences and fucking cameras..
-İngilizce olacak. -Sıçtığımın kameralarından da fena gına geldi.영어로 진행되는거야 / 그냥 거지같은 카메라가 싫어
-İngilizce olacak. -Sıçtığımın kameralarından da fena gına geldi..זה באנגלית- .כל-כך פאקינג נמאס לי ממצלמות
-İngilizce olacak. -Sıçtığımın kameralarından da fena gına geldi.إنها باللغة الإنجليزية - كرهت من الكاميرات -
-İngilizce olacak. -Sıçtığımın kameralarından da fena gına geldi.- でたらめだ! - 落ち着け 最後だ
Kameraları patlatıyorum.Haciendo explotar las cámaras
Kameraları patlatıyorum. O her zaman kafayı bulmuş olan... ...X-Factor jürisi!Když jedu do klubu, tak se nabourám a ujedu a během toho držím svého syna
Kameraları patlatıyorum.גורמת למצלמות להיתפוצץ
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Kibera TV.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Kibera TV.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Kibera TV.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Kibera TV.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Kibera TV.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Kibera TV.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Kibera TV.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Kibera TV.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Kibera TV.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.TV Kibera.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.스스로의 방송인 키베라TV에 보도를 올리고 있습니다.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.Кибера ТВ.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.ТВ Кибера.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.ולדווח לערוץ הפרטי שלהם, ערוץ קיברה.
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.وتنقل اخبار المنطقة الى قناة خاصة بنا قناة كيبيرا
KebiraTV'ye rapor etmek için el kameraları kullanıyorlar.流しています 土地が限られているので
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.Bizonyos értelemben a gép az egyes kamerák pixeljein át lát
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.Dans un sens, la machine voit à travers les pixels de chacune des caméras.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.En algún sentido, la máquina ve por medio de pixeles de cámaras individuales.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.Im gewissen Sinne, sieht die Maschine durch die Pixel der individuellen Kameras.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.Într-un anumit sens, mașina privește prin pixelii tuturor aparatelor foto individuale.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.In un certo senso, la macchina vede attraverso i pixel delle macchine fotografiche digitali.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.In zekere zin kijkt de machine door de pixels van de individuele camera's.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.어떻게 보면 이 기계가 개별 카메라의 픽셀을 통해 풍경을 보고 있는 셈입니다.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.På ett sätt kan man säga att maskinen ser genom våra kameror.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.Tietyllä tavalla Kone näkee yksittäisten kameroiden pikselien kautta.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.W pewnym sensie maszyna widzi poprzez piksele poszczególnych aparatów.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.Κατά κάποιο τρόπο, το μηχάνημα βλέπει μέσα από τα pixel των επιμέρους φωτογραφικών μηχανών.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.В известен смисъл, машината вижда през пикселите на отделните апарати.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.В каком-то смысле, машина смотрит через объективы наших камер.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.במובן מסויים, המכונה רואה דרך הפיקסלים של מצלמות פרטניות.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.في حاسة محددة، تنفذ الآلة عبر البيكسل لكل كاميرا منفردة.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.次に、私が話したい2番目のことは再構成 -- つまり、ウェブが行っているのは
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.Az egyik dolog amit a menedzserek próbáltak tenni az a kameráink megtalálása volt.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.De managers probeerden onze camera's op te sporen.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.En sak som cheferna försökte göra var att hitta alla våra kameror.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.En ting som ledelsen prøvede at lave var at opspore vores kameraer.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.I responsabili hanno cercato di rintracciare le nostre telecamere.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.Kierownictwo próbowało namierzyć nasze kamery.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.관리자들이 저희 카메라를 찾아내려고 했습니다.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.Los gerentes trataron de localizar nuestras cámaras.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.Managerii au încercat să dea de urma camerelor noastre.
Müdürlerin yapmaya çalıştığı şey kameralarımızın izini sürmekti.Manažéri sa ešte snažili vystopovať naše kamery.