kalmayacağız ile cümle
kalmayacağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Biz tekrar otelde kalmayacağız.We are not going to stay at the hotel again.
O otelde tekrar kalmayacağız.We aren't going to stay at that hotel again.
Biz bunu asla tekrar yapmak zorunda kalmayacağız.We'll never have to do this again.
Uzun süre kalmayacağız.We won't be long.
Geç kalmayacağız.We won't be late.
Biz çok çalışmak zorunda kalmayacağız.We won't have to work very hard.
Biz burada uzun süre kalmayacağız.We're not going to stay here long.
Biz uzun süre beklemek zorunda kalmayacağız.We won't have to wait long.
Muhtemelen artık Boston'a gitmek zorunda kalmayacağız.We probably won't have to go to Boston anymore.
Hiçbir zaman kayıtsız kalmayacağız.We'll never be complacent.
Asla sessiz kalmayacağız.We'll never keep quiet.
Burada hayatta kalmayacağız.We won't survive here.
Fazla kalmayacağız.We won't stay long.
Fazla kalmayacağız.Can't stay.
Orada fazla kalmayacağız.Might even be fun. D-boys do their thing now.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.65 million years from now, we don't have to have our bones collecting dust in a museum.
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,But if you say, We will not dwell in this land; so that you don't obey the voice of Yahweh your God,
Asla sessiz kalmayacağız.Wir werden niemals schweigen.
Ama biz, oğlum... ...biz asla aç kalmayacağız.Mas nós, filho, nunca teremos fome.
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Ako pa porečete: Ne ostanemo v tej deželi, in ne boste poslušali glasu GOSPODA, Boga svojega,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Ale ak poviete: Nebudeme bývať v tejto zemi, nepočúvajúc na hlas Hospodina, svojho Boha,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Ale řeknete-li: Nezůstaneme v zemi této, neposlouchajíce hlasu Hospodina Boha svého,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Ale rzeczecieli: Nie zostaniemy w tej ziemi, nie słuchając głosu Pana, Boga waszego,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,De ha ti ezt mondjátok: Nem lakunk e földön, nem hallgatván az Úrnak, a ti Isteneteknek szavára,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Hvis I derimod ikke hører HERREN eders Guds Røst, idet I siger, at I ikke vil bo her i Landet,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,그러나 만일 너희가 너희 하나님 여호와의 말씀을 순복지 아니하고 말하기를 우리는 이 땅에 거하지 아니하리라 하며
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Mais si vous n`obéissez pas à la voix de l`Éternel, votre Dieu,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Mas se vós disserdes: Não habitaremos nesta terra; não obedecendo � voz do Senhor vosso Deus,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Men dersom I sier: Vi vil ikke bli i dette land, og I ikke lyder Herrens, eders Guds røst,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Men om I sägen: »Vi vilja icke stanna i detta land», om I alltså icke hören HERRENS, eder Guds, röst,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Mutta jos te sanotte: `Me emme jää tähän maahan`, ettekä tottele Herran, teidän Jumalanne, ääntä,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Pero si decís: 'No habitaremos en esta tierra', desobedeciendo así la voz de Jehovah vuestro Dios
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Se invece, non dando retta alla voce del Signore vostro Dio, voi direte: Non vogliamo abitare in questo paese
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Если же вы скажете: „не хотим жить в этой земле", и не послушаетесь гласа Господа Бога вашего, говоря:
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,Но ако кажете: Не щем да живеем в тая земя, И не послушате гласа на Господа вашия Бог,
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,ואם אמרים אתם לא נשב בארץ הזאת לבלתי שמע בקול יהוה אלהיכם׃
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,وان قلتم لا نسكن في هذه الارض ولم تسمعوا لصوت الرب الهكم
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,倘 若 你 們 說 、 我 們 不 住 在 這 地 、 以 致 不 聽 從 耶 和 華 你 們 神 的 話
‹‹Ama, ‹Bu ülkede kalmayacağız› der, Tanrınız RABbin sözünü dinlemezseniz,倘若 你 們說 、 我 們 不 住在 這地 、 以致 不 聽從 耶和華 你 們神 的 話
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.지금으로부터 6,500만 년 후에 박물관 한쪽에서 우리의 유골에 먼지만 쌓여가지 않아도 되는 거죠.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.65 juta tahun dari sekarang, tulang-belulang kita tidak harus dipajang di museum yang berdebu.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.65 millió év múlva a csontjaink nem kell, hogy egy múzeumban porosodjanak.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.65 triệu năm sau, chúng ta sẽ không phải có xương của chúng ta bám bụi trong một viện bảo tàng.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.6千5百萬年後 我們嘅骨頭唔會 係博物館裡面惹塵埃
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.Čez 65 milijonov let ni treba, da bi naše kosti zaprašene sedele v kakem muzeju.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.Daqui a 65 milhões de anos, não temos de ter os nossos ossos a apanhar pó num museu.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.Dentro de 65 millones de años no es necesario que nuestros huesos estén acumulando polvo en un museo.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.Fra 65 milioni di anni le nostre ossa non dovranno collezionare polvere in un museo.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.In 65 Millionen Jahren müssen nicht unsere Knochen als Staubfänger im Museum liegen.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.Není nutné, aby za 65 miliónů let na naše kosti padal někde v muzeu prach.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.O 65 miliónov rokov od teraz sa nebudeme musieť pozerať na naše kosti ako zapadajú prachom v múzeu.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.Om 65 miljoner år, så måste inte våra benknotor samla damm på ett museum.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.Peste 65 de milioane de ani, oasele noastre nu vor aduna praful într-un muzeu.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.Za 65 milionów lat, nasze kości nie będą musiały zbierać kurzu w muzeum.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.И через 65 миллионов лет нашим костям не придется пылиться в музейных залах.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.След 65 милиона години, не трябва да оставим нашите кости да събират прах в някой музей.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.(צחוק) יש לנו את היכולת לשנות את העתיד שלנו. 65 מיליון שנה מהיום,
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.بعد ٦٥ مليون عاماً من اليوم، ليس على عظامنا أن تعرض في متحف يعلوها الغبار.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.ホコリまみれの我々の骨を 博物館に展示しなくても良いのです ありがとうございました
Fazla kalmayacağız. Her ne kadar istesek de.Non possiamo rimanere... anche se ci piacerebbe.