kalmamış ile cümle

kalmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Kiedy kochałem się z żoną, wypływała ze mnie nie sperma, lecz krew.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.아내와 사랑을 나눌 때, 정액이 나오는게 아니라 피가 나왔어요.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Mikor a feleségemmel szeretkeztem, sperma helyett vér ömlött belőlem.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Quand je faisais l'amour à ma femme, ce n'était pas du sperme qui sortait de moi, mais du sang.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Quando facevo l'amore con mia moglie, non mi usciva nemmeno più sperma; usciva sangue.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Quando fazia amor com a minha mulher, não saía esperma, mas sangue.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Wenn meine Frau und ich uns geliebt haben, kam kein Sperma mehr, nur Blut.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Όταν έκανα έρωτα με τη γυναίκα μου, δεν έβγαινε σπέρμα από μέσα μου, αλλά αίμα.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Когда я занимался любовью со своей женой, из меня вытекала не сперма, а кровь.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Коли я займався коханням з дружиною, то у мене навіть не було сперми. Була кров.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.כשתיניתי אהבה עם אשתי, לא זרע פרץ ממני כי אם דם.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.عندما مارست الحب مع زوجتي، لم يكن هناك أي حيوانات المنوية تخرج مني خرج مني دم.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.血が流れました パリにいる友人の医者のところに行き
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Aangezien je jouw huis verloren hebt, heb je vast geen schoenen meer over.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.De cand ti-ai pierdut casa,nu mai ai incaltaminte.Am dreptate?
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır. Haksız mıyım?Chắc từ khi nhà bị sập, con không còn đôi giày nào, cô nói có đúng không?
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır. Haksız mıyım?Da ihr euer Haus verloren habt, hast du bestimmt keine Schuhe mehr, oder ?
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır. Haksız mıyım?집이 무너졌으니까, 신발도 없었을 거 아니야.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır. Haksız mıyım?Puisque tu as perdu ta maison, tu n'as sûrement plus de chaussures, n'est-ce pas ?
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır. Haksız mıyım?Twój dom został zniszczony, więc pomyślałam, że musisz nie mieć żadnych butów.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır. Haksız mıyım?מאז שאיבדת את הבית, אין לך יותר נעליים אני צודקת?
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır. Haksız mıyım?طالما انتِ خسرتِ منزلكِ ,لابد أنه لم يبقى لديكِ حذاء ,هل أنا محقة ؟
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır. Haksız mıyım?履いてみて
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.I och med ni förlorade ert hus, så har du inga skor kvar.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Karena kamu baru kehilangan rumah, kamu pasti tidak punya sepatu.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Keďže ste prišli o dom, asi nemáš žiadne topánky.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Siden du mistede dit hus, har du sikkert ingen sko tilbage.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Visto che hai perso casa, devi essere rimasta senza scarpe.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Εφόσον έχασες το σπίτι σου, δεν θα έχεις καθόλου παπούτσια.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Поскольку вы потеряли свой дом, у тебя наверно даже обуви хорошей нет.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.След като си загубила дома си, сигурно нямаш и никакви обувки.
Farkettim ki zamanımız kalmamış.Apercebi-me que já não tenho tempo.
Farkettim ki zamanımız kalmamış.A právě jsem si uvědomil, že mi vypršel čas.
Farkettim ki zamanımız kalmamış.واستنتجت الآن ان الوقت نفذ مني.
Farkettim ki zamanımız kalmamış.次のビデオで続きをやりたいと思います。
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Come vedete, c'è solo terreno secco, non è rimasto niente, solo un po' d'erba.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Comme vous pouvez le voire, il n'y a que de la terre jaune. Il ne reste plus rien, juste un peu d'herbe là.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Como podem ver, só há terreno amarelo. Não restou nada - só um bocadinho de erva ali.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Como pueden ver solo hay un terreno amarillo, no queda nada más, solo un poco de pasto ahí.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Dupa cum vedeti tot pamantul e galben, nu e nimic ramas, numai putina iarba acolo.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Jak můžete vidět, je tu jen žlutá pustina, nezbylo tu nic, jen trochu trávy.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.누런 땅밖에 남지 않은게 보이시죠 잡초 몇 포기빼고는 아무 것도 남아있지 않았습니다
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Láthatják: a talaj mindenütt sárga, kopár, csak pár fűcsomó itt-ott.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Như bạn có thể thấy chỉ có những vùng đất màu vàng. Không còn lại gì - chỉ còn lại một chút cỏ.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Seperti Anda lihat hanya ada tanah kuning tak ada yang tersisa, hanya ada sedikit alang-alang.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.To całkiem żółty teren, nie zostało nic, jedynie odrobina trawy.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Wie Sie sehen können ist dort nur gelbes Gelände, dort is nichts übrig, nur ein bisschen Gras hier.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Zoals je ziet is er slechts geel terrein Er is niets over, alleen een beetje gras daar.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Как вы видите, там только желтая земля, там не не осталось ничего, за исключением редкой травы.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.Както можете да видите има единствено жълт терен. Нищо не е останало, освен малко трева тук-таме.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.כפי שתוכלו לראות, יש שם רק שטח צהוב לא נותר שם כלום, רק מעט עשב.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.وكما ترى يوجد فقط بقع صفراء لم يبق شيئأً، فقط القليل من العشب هناك.
Gördüğünüz gibi sadece sarı arazi var, hiçbir şey kalmamış, sadece biraz ot.少し草が生えているだけで、何も残されていません。 2002年、ここに住む約半数が失業者で
-Hayır, uyuya kalmamışım. -Hayır.- A ja nie - Kawa już gotowa.
-Hayır, uyuya kalmamışım. -Hayır.- Δεν παρακοιμήθηκα.
-Hayır, uyuya kalmamışım.- Ich habe gar nicht verschlafen. - Nein.
-Hayır, uyuya kalmamışım.- Nezaspal jsem.
-Hayır, uyuya kalmamışım.-No me he dormido.
-Hayır, uyuya kalmamışım.- Non ho fatto tardi.
Hiç ağaç kalmamıştı.Donde no quedan árboles.

İlgili Sayfalar