kaldık ile cümle

kaldık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.Et quand ils doivent s'expliquer ces déconvenues, ils pensent que c'est de leur faute.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.I kiedy muszą sobie jakoś wytłumaczyć te doświadczenia myślą, że to ich wina.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.Ja kun he yrittävät selittää nämä kokemukset itselleen, he ajattelevat olevansa syyllisiä.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.Keď sa snažia vysvetliť si tieto zážitky, myslia si, že sú sami na vine.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.그리고 이런 경험들을 자신에게 설명하려 할때 이것들이 자신의 잘못이라고 생각합니다.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.När de sedan ska förklara dessa upplevelser för sig själva tror de att det är de själva som bär skulden.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.Potom, když mají sami sobě vysvětlit tuhle zkušenost, myslí si, že je to jejich chyba.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.Și atunci când trebuie să-și explice aceste experiențe cred că ei sunt de vină.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.Und dann, wenn Sie sich diese Erfahrungen selbst erklären müssen, denken sie es wäre ihre schuld.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.Và rồi họ phải giải thích những trải nghiệm này cho bản thân, họ nghĩ là lỗi của mình.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.Y cuando tienen que explicarse estas experiencias a sí mismos, piensan que son culpables.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.Και αργότερα, όταν έρθει η ώρα να δώσουν μιαν εξήγηση στον εαυτό τους, θεωρούν ότι έσφαλαν.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.И после, когато трябва да си обяснят своето разочарование, те си мислят, че са виновни.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.ואז כשהם צריכים להסביר לעצמם את החוויות האלה, הם חושבים שהם לא בסדר.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.وبالتالي حينما يفسرون هذه التجارب لأنفسهم، يعتقدون أنهم السبب.
Ve sonra bu deneyimleri kendilerine açıklamak zorunda kaldıklarında, kendi hataları olduğunu düşünürler.全て 自分の責任だと思ってしまうのです すると総体的な結果として 一般的に 客観的には良い事になっているのに
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Ed è vero che abbiamo dovuto bloccarle in un paio d'occasioni.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.És az is igaz, hogy le kellett zárnunk a szócikkeket néhány alkalommal.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Et c'est vrai que nous avions dû par moment verrouiller quelques articles .
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Het is waar dat we de artikels op bepaalde momenten moesten vergrendelen.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Je pravda, že jsme museli při pár událostech články uzamknout.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.결국 몇 번씩이나 부시-케리 선거 관련 글을 차단해놓을 수 밖에 없었죠.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Na verdade tivemos que trancá-los em diversas ocasiões.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Så det är sant att vi fick låsa artiklarna vid ett par tillfällen.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Şi este adevărat ca a trebuit să blocăm articolele cu cateva ocazii.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.To prawda, że kilka musieliśmy je zablokować.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Und es stimmt, dass wir die Artikel mehrere Male sperren mussten.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Và thực sự là chúng tôi đã phải khoá các bài viết đó trong một vài tình huống.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Y es cierto que tuvimos que bloquear los artículos un par de veces.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Είναι αλήθεια ότι αναγκαστήκαμε να κλειδώσουμε τα άρθρα σε δύο περιπτώσεις.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.И действительно, нам пришлось пару раз заблокировать редактирование.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.Истина е, че трябваше да заключим статиите няколко пъти.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.І це правда, що нам довелося закрити деякі статті через певні обставини.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.וזה נכון שהיינו צריכים לנעול את המאמרים במספר מקרים.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.وصحيح أننا عمدنا لإغلاق الموضوعات التي كانت في عدة مناسبات.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik."時には極端な処置も必要となり
Ve yeniden burada sıkıştık kaldık.사라졌습니다. 그리고 우리는 1950년대 후반에 있던
Ve yeniden burada sıkıştık kaldık. 1950lerde sahip olduğumuz askeri ve ticari kapasite seviyesindeyiz.I utknęliśmy przy takich samych możliwościach myśliwców i samolotów pasażerskich, jakie mieliśmy w latach 50.
Ve yeniden burada sıkıştık kaldık.יצא משירות. ואנחנו שוב תקועים כאן
Ve yeniden burada sıkıştık kaldık.أخرجت من الخدمة. و نحن عالقون هناك
Ve yeniden burada sıkıştık kaldık.私たちは、1950年代後半に登場した飛行機と
(Video): Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.A început " Star Afgan " și am întârziat.
(Video): Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Chúng ta sắp trễ giờ coi Ngôi Sao Afghan rồi.
(Video): Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Estamos atrasados para assistir ao "Estrelas Afegãs".
(Video): Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.아프간 스타를 보기에는 늦었습니다
(Video): Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Lekésünk az "Afgán Sztárról".
(Video): Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.We zijn te laat voor Afghan Star.
(Video): Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Закъсняваме за гледането на "Афганистанска звезда".
(Video): Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.(וידאו): אנחנו מאחרים לראות "הכוכב האפגני"
(Video): Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.(فيديو): نحن متأخرون لمشاهدة النجم الأفغاني
Yani "foot", "foot"u götürdü ve bu yüzden inç/dakika ile kaldık.여기 피트와 저기 피트는 약분되고 1분당 인치만 남는 이유입니다
Yani "foot", "foot"u götürdü ve bu yüzden inç/dakika ile kaldık.Assim os pés e os pés cancelaram e que o por que nós foram deixados com polegadas por minuto.
Yani "foot", "foot"u götürdü ve bu yüzden inç/dakika ile kaldık.Entonces los pies cancelaron a los pies y esto es por qué nos quedamos con pulgadas por minuto.
Yani "foot", "foot"u götürdü ve bu yüzden inç/dakika ile kaldık.Quindi i piedi e i piedi si cancellano e questo è il motivo per cui siamo rimasti con i pollici al minuto.
Yani "foot", "foot"u götürdü ve bu yüzden inç/dakika ile kaldık.Takže stopy se zkrátí a nám zbydou palce za minutu.
Yani "foot", "foot"u götürdü ve bu yüzden inç/dakika ile kaldık.Tehát a láb és a láb semlegesítették egymást és ezért maradt nekünk inch per perc.
Yani "foot", "foot"u götürdü ve bu yüzden inç/dakika ile kaldık.Футовете се задраскват с футове и ето защо оставяме с инчовете за минута.
Yani "foot", "foot"u götürdü ve bu yüzden inç/dakika ile kaldık.وهكذا مع الاقدام فالاقدام يتم الغاؤها ولذلك بقينا مع الاقدام في كل دقيقة
Yani sonunda parmakları nasıl hareket ettirdiğinize dair yepyeni teknikler geliştirmek zorunda kaldık.Așa că a trebuit să dezvoltăm o întreagă știință pentru cum îți miști degetele.
Yani sonunda parmakları nasıl hareket ettirdiğinize dair yepyeni teknikler geliştirmek zorunda kaldık.Così abbiamo dovuto sviluppare una scienza completamente nuova su come muovete le dita.

İlgili Sayfalar