Burada kalacaksınız.You are to stay here.
Gelemediği takdirde, onun yerini almak zorunda kalacaksınız.You'll have to take his place in case he can't come.
Nerede kalacaksınız?Where will you be staying?
Burada ne kadar kalacaksınız?How long will you be staying here?
Beklemek ve görmek zorunda kalacaksınız.You will have to wait and see.
Acele edin kızlar, geç kalacaksınız.Hurry up, girls, you're going to be late.
Acele edin arkadaşlar, geç kalacaksınız.Hurry up, guys, you're going to be late.
Bence memnun kalacaksınız.I think you'll be pleased.
Bence çok memnun kalacaksınız.I think you'll be very pleased.
İkiniz de bundan daha iyisini yapmak zorunda kalacaksınız.You'll both have to do better than that.
Hesabı ödemek zorunda kalacaksınız.You'll have to pick up the check.
Bir tost yapmak zorunda kalacaksınız, ancak bu sadece bir formalitedir.You'll have to make a toast but it's just a formality.
Ne kadar kalacaksınız?For how long will you stay?
Onu tekrar yapmak zorunda kalacaksınız.You'll have to do that again.
Bunu tek başınıza yapmak zorunda kalacaksınız.You'll have to do that by yourself.
Ne kadar Avustralya’da kalacaksınız?How long are you staying in Australia?
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"You're going to have to kill me!"
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!You're going to have to fire me!
Ama, bugün yine otelde mi kalacaksınız?But, are you staying at a hotel again today?
Sonuca siz de şaşıracaksınız... Her zaman kendi özünüz ile bağlantıda kalacaksınız...You will be surprised, that you are always, always in touch to your being...
Bir kelime daha ederseniz otomatikman kalacaksınız.One more word and you'II automatically fail.
Terör tehditi bitti haberi gelene kadar güvenli evde kalmak zorunda kalacaksınız.You'll have to stay here in the safe house until we get word the terrorist threat is over.
Bu inanılmaz bir pruva rüzgarına maruz kalacaksınız demek.You'll be in a massive headwind.
Aynı zamanda buzdaki çatlakları ve büyük yarıkları da geçmek zorunda kalacaksınız.And at some point you're going to have to cross these cracks in the ice, these crevasses.
Yedi gün çardaklarda kalacaksınız. Bütün yerli İsrailliler çardaklarda yaşayacak.You shall dwell in booths seven days. All who are native-born in Israel shall dwell in booths,
Cehennemin kapılarından girin, orada ebedi kalacaksınız.So enter the gates of Hell to abide in it for ever."
(Malik) "Siz kalacaksınız (hiçbir suretle buradan kurtuluş yok)." dedi.He will answer: "You are to stay."
Nöbetçi: "Siz böyle kalacaksınız" der.He will answer: "You are to stay."
Artık girin cehennem kapılarından, ebedi kalacaksınız orada.So enter the gates of Hell, and dwell there for ever.
Hadi, girin cehennem kapılarından; sürekli kalacaksınız orada.So enter the gates of Hell, and dwell there for ever.
Şöyle denilir: "Girin cehennemin kapılarından! Orada uzun süre kalacaksınız."Enter the gates of Hell," they will be told, "and there abide for ever."
Girin cehennemin kapılarından; uzun süre kalacaksınız içeride.So enter the gates of Hell to abide in it for ever."
Malik de: Siz böyle kalacaksınız! der.He will answer: "You are to stay."
Mâlik de: "Siz böylece kalacaksınız." der.He will answer: "You are to stay."
O da, "Siz böyle kalacaksınız," der.He will answer: "You are to stay."
Cehennemin kapılarından girin, orada ebedi kalacaksınız. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!“Enter the gates of hell, to remain in it forever”; so what a wretched destination for the haughty!
Rabbin hiç değilse canımızı alsın." Nöbetçi: "Siz böyle kalacaksınız" der.He will answer, “Rather you are to stay (forever).” (*The guard of hell)
Rabbin artık bizi öldürsün." diye seslenirler. Mâlik de: "Siz böylece kalacaksınız." der.He will answer, “Rather you are to stay (forever).” (*The guard of hell)
Ve siz orada ebedi kalacaksınız.'And therein, you shall dwell forever.
Ve siz orada süresiz kalacaksınız."'And therein, you shall dwell forever.
Siz orada ebedi kalacaksınız.'And therein, you shall dwell forever.
Ve siz orada sürekli kalacaksınız.'And therein, you shall dwell forever.
Ve siz, orada ebedi kalacaksınız.'And therein, you shall dwell forever.
Rabbin bizim işimizi bitirsin! diye seslenirler. Malik de: Siz böyle kalacaksınız! der.And they shall call, 'O
Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.'And therein, you shall dwell forever.
Allah'ın, dile(yip affet)mesi hariç, orada ebedi kalacaksınız."He will say, “The Fire is your dwelling, wherein you will remain, except as God wills.
Orada uzun süre kalacaksınız.Herein shall you abide.”
Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der.Only those whom Allah wills shall escape the Fire.
Orada uzun süre kalacaksınız. Büyüklük taslayanların barınağı ne de kötüymüş!"It shall be said: Enter the gates of hell to abide therein; so evil is the abode of the proud.
Beklemek ve görmek zorunda kalacaksınız.Sie werden abwarten müssen.
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Ich werde dich töten!
O zaman beni öldürmek zorunda kalacaksınız!"Du wirst sterben!“).
Boston'da ne kadar kalacaksınız?Combien de temps resterez-vous à Boston ?
Bu dağa tırmanarak,tehlikeyle yüzyüze kalacaksınız.Escalando esta montaña, usted quedará cara a cara con el peligro.
Nerede kalacaksınız?¿Dónde os quedaréis?
Kaç gece kalacaksınız?¿Cuántas noches se quedarán ustedes?
Burada ne kadar kalacaksınız?¿Cuánto tiempo va a quedarse aquí?
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!¡Tendrán que despedirme!
Beni kovmak zorunda kalacaksınız!Mi dovrai uccidere!
Bence memnun kalacaksınız.Я думаю, вы останетесь довольны.