kala ile cümle
kala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bütün bu sadece anlamsız laf kalabalığı.All this is just meaningless verbiage.
Bu tren kalabalık, bu yüzden bir sonrakine binelim.This train is crowded, so let's take the next one.
Genel Merkezimiz Boston'da kalacak.Our headquarters will remain in Boston.
Tom dün geri kalanımızla pizza yemedi.Tom didn't eat pizza with the rest of us yesterday.
Kazanın tek hayatta kalanı bir bebekti.The accident's only survivor was a baby.
Kalacak bir yer aradım.I looked for a place to stay.
Onlardan birisi gitmek zorunda kalacak.One of them will have to go.
Onu yapmak zorunda kalacağım.I'll have to do that.
Şu andan itibaren daha iyi yapmak zorunda kalacağız.We'll have to do better from now on.
Tom neden bize geç kalacağını söylemedi?Why didn't Tom tell us that he was going to be late?
Tom'un kalan bir şeyi var mı?Does Tom have anything left?
Gece burada kalabilirsin, sorun yok.You can stay the night here; there is no problem.
Büyük bir kalabalık bekliyordum.I expected a big crowd.
Biri Tom'a yardım etmeye gitmek zorunda kalabilir.Someone may have to go help Tom.
Toplantıyı ertelemek zorunda kalacağız.We'll have to postpone the meeting.
Tren yaklaşık olarak 2 dakika boyunca bu istasyonda kalacak.The train will remain at this station for approximately 2 minutes.
Tom onunla başa çıkmak zorunda kalacak.Tom will have to handle that.
Kalabalıkta onu kaybettim.I lost him in the crowd.
Mary evde kalan bir annedir.Mary is a stay-at-home mom.
Bunun dışında kalacaksın. Beni duyuyor musun?You'll stay out of it. You hear me?
Tom'un sağlıklı kalacağını umalım.Let's hope Tom stays healthy.
Tom kalabileceğimizi söyledi.Tom said we can stay.
Tom bizimle kalacak mı?Will Tom stay with us?
Neden kalamıyorsun?Why can't you stay?
Artık oraya hiç kimse gitmiyor. O çok kalabalık.Nobody goes there anymore. It’s too crowded.
Çok kalabalık olduğu için tanıdığım hiç kimse artık oraya gitmiyor.Nobody I know goes there anymore because it's too crowded.
Eğer kefalet ödeyemezsen hapishanede kalmak zorunda kalacaksın.If you can't make bail, you'll have to stay in jail.
Tren çok kalabalıktı.The train was very crowded.
Otobüs geç kalabilir.The bus may be late.
Ahşap su içinde on yıl kalabilir ama o asla bir timsah olmaz.Wood may remain ten years in the water, but it will never become a crocodile.
Kalabalık hâlâ bağırıyor.The crowd is still yelling.
Onu başarmak için kendini tehlikeye atmak zorunda kalacaksın.In order to achieve that, you'll have to take risks.
Eve geç dönmek durumunda kalabilirim. Bu durumda, seni arayacağım.It could be that I'll return home late. In that case, I'll call you.
Kalabalık kahkahalara boğuldu.The crowd erupted into laughter.
Kalabalık alkışa boğuldu.The crowd erupted into applause.
Acele et. Aksi takdirde, öğle yemeği için geç kalacağız.Hurry up. Otherwise, we'll be late to lunch.
Acele et. Öbür türlü öğle yemeğine geç kalacağız.Hurry up. Otherwise, we'll be late to lunch.
Yaz tatilinde olduğum için geç saatlere kadar kalabilirim.I can stay up late since I am on summer holidays.
Tom'un muhtemelen geç kalacağını biliyorum.I know Tom is likely to be late.
O, kalabalığın arasından ite kaka yol açtı.She elbowed her way through the crowd.
Bu yetersiz kalan bir ifade olabilir.That may be an understatement.
Eğer koşmazsan geç kalacaksın.If you don't run, you'll be late.
Eğer bir kalabalıkta kaybolursan, seni ararım.If you get lost in a crowd, I'll search for you.
Kalabalıktaki insanların bazıları bira şişelerini atıyorlardı.Some of the people in the crowd were throwing beer bottles.
Birkaç günlüğüne kalacak bir yere ihtiyacım var.I need a place to stay for a couple of days.
New York'ta ne kadar kalacaksın?How long will you remain in New York?
Onlar Tokyo'da ne kadar kalacak?How long will they remain in Tokyo?
O, Moskova'da ne kadar kalacak?How long will he remain in Moscow?
Paris'te ne kadar kalacağız?How long will we remain in Paris?
Pekin'de ne kadar kalacağız?How long will we remain in Beijing?
"Pekin'de ne kadar kalacaksın?" "Pazara kadar.""How long will you remain in Beijing?" "Until Sunday."
"New York'ta ne kadar kalacaksın?" "Cumartesiye kadar.""How long will you remain in New York?" "Until Saturday."
Moskova'da ne kadar kalacaksın?" "Pazara kadar.""How long will you remain in Moscow?" "Until Sunday."
Londra'da ne kadar kalacaksın?" "Pazartesiye kadar.""How long will you remain in London?" "Until Monday."
Otobüsler özellikle işe gidiş geliş saatlerinde kalabalıktır.The busses are especially crowded during rush hour.
Tom üç gün daha kalacak.Tom is going to stay for another three days.
"Atina'da ne kadar kalacaksın?" "Pazara kadar.""How long will you remain in Athens?" "Until Sunday."
"Tokyo'da ne kadar kalacaksın?" "Cumaya kadar.""How long will you remain in Tokyo?" "Until Friday."
"Boston'da ne kadar kalacaksın?" "Perşembeye kadar.""How long will you remain in Boston?" "Until Thursday."
"Paris'te ne kadar kalacaksın?" "Çarşambaya kadar.""How long will you remain in Paris?" "Until Wednesday."