Kakanın hayat kurtardığı tek yer dünyanın yoksul kesimleri değil.Poep kan niet alleen in de arme landen levens redden.
Kakanın hayat kurtardığı tek yer dünyanın yoksul kesimleri değil.Τα κακά δεν σώζουν ζωές μόνο στον φτωχό κόσμο.
Kakanın hayat kurtardığı tek yer dünyanın yoksul kesimleri değil.Не тільки в бідному світі какашки можуть рятувати життя.
Kakanın hayat kurtardığı tek yer dünyanın yoksul kesimleri değil.Но содержимое туалета спасает жизни не только в бедных странах.
Kakanın hayat kurtardığı tek yer dünyanın yoksul kesimleri değil.הקקי יכול להציל חיים לא רק בעולם העני.
Kakanın hayat kurtardığı tek yer dünyanın yoksul kesimleri değil.ليس فقط في الدول الفقيرة يمكن للغائط أن ينقذ الأرواح.
Kakanın hayat kurtardığı tek yer dünyanın yoksul kesimleri değil.この女性が注射器で
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.A to není jediná věc, kterou pro vás mohu udělat.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Bukan hanya itu saja yang dapat diberikan oleh kotoran.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Ce n'est pas la seule utilité que je vois.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Dar mai poate face ceva.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Dat is niet alles wat het voor je kan doen.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Đây không phải là điều duy nhất nó có thể làm cho bạn.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.E non è l'unica cosa che possiamo fare.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Esa no es la única cosa que puede hacer por ustedes.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Fäkalien können noch etwas anderes für uns tun.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.그뿐만이 아닙니다.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Mas não é a única coisa que pode fazer por vós.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.To nie jedyna sprawa, z którą mogą nam pomóc.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Αυτό δεν είναι το μοναδικό.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Но туалеты способны на большее.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.Це не єдина річ, яку можна зробити для вас.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.זה איננו הדבר היחיד שהוא יכול לעשות עבורכם.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.هذا ليس الشيء الوحيد الذي يمكن أن يقدمه لكم
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.うんちで夕飯を調理できます
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Anh ta muốn mang ca cao và gửi nó đến Bờ Biển Ngà.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Chciał przeszmuglować kakao na Wybrzeże Kości Słoniowej.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Er wollte den Kakao zur Elfenbeinküste verschiffen.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Han vil medbringe kakaoen og sende den til Elfenbenskysten.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Hij wil cacao meenemen en naar Ivoorkust sturen.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Il veut envoyer du cacao en Cote d'Ivoire.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.그는 코코아를 가져와 코트디부아르로 밀반출하길 원했습니다.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Quer trazer o cacau e enviá-lo para a Costa do Marfim.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Quiere traer el cacao y enviarlo a Costa de Marfil.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Vrea să aducă cacao şi s-o vândă pe Coasta de Azur.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Vuole prendere il cacao e inviarlo in Costa d'Avorio.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Він хотів провезти контрабандою какао до Кот-д'Івуара.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.Он хочет привезти какао и отправить в Кот-д'Ивуар.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.הוא רוצה להביא את הקקאו ולשלוח אותו לחוף השנהב.
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.أنه يريد أن يجلب الكاكاو وإرساله إلى "ساحل العاج".
Kakao getirmek ve Fil Dişi Sahillerine göndermek istyiyordu.私は本心は隠したまま 黙っていた
Kakao kaçakçılığından yargılanacaklar.계산기를 두드리고 있습니다.
Kakao kaçakçılığından yargılanacaklar.lấy máy tính và tính số tiền chúng tính theo lượng ca cao buôn lậu.
Kakao kaçakçılığından yargılanacaklar.שהם ידרשו עבור הקקאו שמוברח.
Kakao kaçakçılığından yargılanacaklar.الذي سيتقاضونه على تهريب الكاكاو
Kakao kaçakçılığından yargılanacaklar.アナス: これは汚職との戦いの一つです
Kaka, tam olarak karşılamıyor. Bok, insanı rahatsız ediyor. Dışkı, aşırı tıbbi kalıyor.Treaba mare nu e prea potrivit, rahat - e jignitor; fecale - e prea medical.
Kaka, tam olarak karşılamıyor.Caca n'est pas particulièrement adéquat.
Kaka, tam olarak karşılamıyor.Cacca non è molto adeguata.
Kaka, tam olarak karşılamıyor."Đi ị" hẳn không phải là một từ chuẩn.
Kaka, tam olarak karşılamıyor."Kacke" ist nicht besonders adäquat.
Kaka, tam olarak karşılamıyor.Kadění není moc adekvátní.
Kaka, tam olarak karşılamıyor.응가는 특히 적절하지 않고,
Kaka, tam olarak karşılamıyor."Kotoran" tidak benar-benar cocok.
Kaka, tam olarak karşılamıyor.Kupa nie jest zbyt odpowiednia.
Kaka, tam olarak karşılamıyor.Poep voldoet eigenlijk niet.
Kaka, tam olarak karşılamıyor."Popó" no es particularmente adecuada.
Kaka, tam olarak karşılamıyor.Το "τα κάνω" δεν είναι πολύ κατάλληλο.
Kaka, tam olarak karşılamıyor."Какашки" - не зовсім підходяще.
Kaka, tam olarak karşılamıyor."Какашки" не самый лучший вариант.