Sen yaptıktan sonra kahvaltı yaptım.I had breakfast after you did.
Benimle kahvaltı yapmak ister misin?Do you want to have breakfast with me?
Annem biz onları sevdiğimizden dolayı kahvaltı için bize tatlı çörek hazırlar.My mother often prepares us doughnuts for breakfast because we love them.
Kahretsin, ne yazık!Fuck, what a pity!
Kahvaltı önemli bir yemektir.Breakfast is an important meal.
Tom kahvesine şeker ilave etti.Tom added sugar to his coffee.
Tom kahvesine şeker koydu.Tom put sugar in his coffee.
Kahvaltı ve öğle yemeği dahil.Breakfast and lunch are included.
Neredeyse kahvaltına hiç dokunmamışsın.You've hardly touched your breakfast.
Tom kahve kupasını yeniden doldurdu.Tom refilled his coffee mug.
Bu kitap kahramanın aşılmaz olasılıkları fethettiğini görür ve günü kurtarır.This book sees the protagonist conquer insurmountable odds and save the day.
Eğer sola dönerseniz, bir kahve dükkanı göreceksiniz.If you turn left, you'll see a coffee shop.
Tom günde altı kupa kahve içer.Tom drinks six cups of coffee a day.
Tom kahve satıyor.Tom sells coffee.
Tom günde üç fincan kahve içer.Tom drinks three cups of coffee a day.
Onlar kahve içerler.They drink coffee.
Tom kahvesini bitirdi ve işe gitti.Tom finished his coffee and went off to work.
Şekerli kahve içiyor musun?Are you drinking coffee with sugar?
Güzel kahveyi severim.I like good coffee.
Ben saat sekizde kahvaltımı yerim.I eat breakfast at eight o'clock.
Bir süper kahraman olmak istiyorum.I wish to become a superhero.
Ne zaman kahvaltı yaparsın?What time do you have breakfast?
Bir kahraman gibi hissetmiyorum.I don't feel like a hero.
Ben şekersiz kahve tercih ederim.I prefer coffee without sugar.
Tom benim için bir kahraman gibi görünüyor.Tom looks like a hero to me.
Ben sadece biraz daha kahve istiyorum.I just want a little more coffee.
Kahvaltısını kendi başına yedi.He ate breakfast by himself.
Ben genellikle kahvaltıyı burada yerim.I usually eat breakfast here.
Oh kahretsin!Oh crap!
Kahvaltı için buluşmamıza ne dersin?How about we meet for breakfast?
Bana senin için kahve verildi.I was given coffee for you.
Tom yalnız başına kahvaltı etti.Tom breakfasted alone.
Kitap kahverengi.The book is brown.
Zaten kahvaltı ettiniz, değil mi?You've already had breakfast, haven't you?
Ben kahraman olmaya çalışmıyordum.I wasn't trying to be hero.
Bir fincan kahve alayım lütfen.I'll have a cup of coffee, please.
Tom kahramanlarımdan biridir.Tom is one of my heroes.
Kahkaha iyi bir ilişkide esastır.Laughter is essential in a good relationship.
Fiyata kahvaltı dahil mi?Does the price include breakfast?
Her gün ne kadar kahve içersin?How much coffee do you drink every day?
Ben balkonumda kahvaltı ettim.I ate breakfast on my balcony.
Bu sabah kahvaltı için ne yedin?What did you eat for breakfast this morning?
Kahve içmek için içeri girdim.I went inside to drink coffee.
Kahvaltı masasında gözardı edilmeye alışkınım.I'm used to being ignored at the breakfast table.
Maria kahvaltıda her zaman süt içer.Maria always drinks milk at breakfast.
Dedem ve büyükannem sütlü kahveyi katiyen sevmezlerdi.My grandparents never liked coffee with milk.
Kahveye şeker koymayın.Don't put sugar in the coffee.
Ben her zaman kahvaltıda süt içmeye çalışırım.I always try to drink milk at breakfast.
Mary bir kahin.Mary is clairvoyant.
O kahve sevmez.She doesn't like coffee.
Harika bir kahkahan var.You have a great laugh.
Ben bacağımı kahve masasına çarptım.I banged my leg on the coffee table.
O, kahverengi ayakkabılara sahip.He has brown shoes.
Onun kahverengi ayakkabıları var.She has brown shoes.
Onun, kahve renkli ayakkabıları var.He has coffee-colored shoes.
Onun kahve renkli ayakkabıları var.She has coffee-colored shoes.
O çok fazla kahve içer.He drinks too much coffee.
Bana kahvaltı için katılır mısın?Will you join for me breakfast?
Herkes kahkaha atıyor.Everybody is laughing.
Ben ondan bir çay istemiş olsam da o bana bir kahve getirdi.He brought me a coffee even though I had asked for a tea.