Artık kahkahamı tutamıyorum.I can't hold back my laughter any longer.
Tom ve Mary birlikte bir fincan kahve içti.Tom and Mary had a cup of coffee together.
Almanlar kahve içen bir millettir.Germans are a coffee-drinking people.
Tom saçını kahverengiye boyadı.Tom dyed his hair brown.
Aç olmadığım için sadece kahve ısmarladım.Since I wasn't hungry, I only ordered coffee.
Kahvaltı saat yediden dokuza kadardır.Breakfast is from seven to nine.
Uyan ve kahveyi kokla.Wake up and smell the coffee.
Tom kahvesine nadiren şeker koyar.Tom seldom puts sugar in his coffee.
Gece geç saatlere kadar çok fazla kahve içmemelisin.You shouldn't drink so much coffee late at night.
Gece geç saatlere kadar çok fazla kahve içmesen iyi olur.It would be better if you didn't drink so much coffee late at night.
Lütfen bana bir fincan kahve daha ver.Please give me another cup of coffee.
Kahkaha, sağlığınız için iyidir.Laughing is good for your health!
Biz kahvehanede takıldık.We hung out in the coffee shop.
Tom acı bir kahkaha attı.Tom gave a bitter laugh.
Kahire'nin çok sıcak bir iklimi var.Cairo has a very warm climate.
Onun dalgalı kahverengi saçları ve koyu renk gözleri var.He has wavy brown hair and dark eyes.
Altıda kalktım, sabah kahvaltısı yedim ve sonra okula gittim.I got up at six, ate breakfast and then went to school.
Kahvene krema koyuyor musun?Do you put cream in your coffee?
Mary koyu kahverengi elbise giyiyordu.Mary wore a dark brown dress.
Köpek, kahverengi, küçük ve sıska.The dog is brown, small, and skinny.
Tom bazen sabahleyin kahvaltıdan önce Mary'yi arar.Tom sometimes calls Mary in the morning before breakfast.
Hayır, teşekkür ederim. Kahve içmem.No, thank you. I don't drink coffee.
Hayır, teşekkür ederim. Kahve içmiyorum.No, thank you. I don't drink coffee.
Kahve, bu ülkenin en önemli ürünlerinden biridir.Coffee is one of this country's most important products.
Bu ülkenin en önemli ürünlerinden biri kahvedir.One of this country's most important products is coffee.
Tom kendine biraz kahve almak için mutfağa yürüdü.Tom walked into the kitchen to get himself some coffee.
Tom satış makinesinden bir fincan kahve aldı.Tom bought a cup of coffee from a vending machine.
Tom genellikle kahvaltı için bir kase mısır gevreği yer.Tom usually eats a bowl of cereal for breakfast.
Kahvaltın hazır. Onun soğumatma.Your breakfast is ready. Don't let it get cold.
Tom bir fincan kahve almak için mutfağa gitti.Tom went to the kitchen to get a cup of coffee.
Yarın Tom'la kahvaltı yapacağım.I'm going to have breakfast with Tom tomorrow.
Tom, kahvenin içmek için fazla sıcak olduğunu söyledi.Tom said the coffee was too hot to drink.
Genellikle kahvaltıdan önce duş alırım.I usually take a shower before breakfast.
Tom, Mary ve John kahvaltı ediyorlar.Tom, Mary and John are eating breakfast.
Herkes mutfakta kahvaltı yedi.Everyone ate breakfast in the kitchen.
Tom Mary'nin ona teklif ettiği kahveyi aldı.Tom took the coffee Mary offered him.
Sana bir fincan kahve daha getireceğim.I'll bring you another cup of coffee.
Tom bu sabah kahvaltı yapmadı.Tom skipped breakfast this morning.
Duvarlar açık kahverengiye boyandı.The walls were painted light brown.
Bir demlik daha kahve yapmaya gideceğim.I'll go make another pot of coffee.
Bir demlik kahve yapacağım.I'm going to make a pot of coffee.
Biraz daha kahve alacağım.I'm going to get some more coffee.
Tom Mary'ye bir kupa kahve sundu.Tom offered Mary a mug of coffee.
Tom her sabah kahvaltı yapar.Tom eats breakfast every morning.
Tom kahvaltıda ne yer?What does Tom eat for breakfast?
Biraz kahvaltı alacağım.I'm going to get some breakfast.
Yarın kahvaltı için boşum.I'm free for breakfast tomorrow.
Bir demlik kahve daha yapacağım.I'll make another pot of coffee.
Kahvaltıdan beri yemek yemedim.I haven't eaten since breakfast.
Kahvaltı için Tom'la buluşacağım.I'm meeting Tom for breakfast.
İkisi de kahkaha atmaya başladı.Both of them started laughing.
Tom sabah kahvaltısını nerede yer?Where does Tom eat breakfast?
Tom kahvaltıyı kendi başına yedi.Tom ate breakfast by himself.
Kahvemi yanıma alıyorum.I'm taking my coffee with me.
Biraz kahve alacağım.I'm going to get some coffee.
Kahvaltıyı Tom için kim yapar?Who makes breakfast for Tom?
Tom ne zaman sabah kahvaltısı yer?When does Tom eat breakfast?
Tom Mary'ye biraz kahve koydu.Tom poured Mary some coffee.
Ben sadece bir kahve içeceğim.I'll just have some coffee.
Tom Mary'ye bir kahve getirdi.Tom brought Mary a coffee.