Kafeteryalarda cok guzel yemekler yedigim oldu.Έχω φάει πολύ καλά σε καφετέριες.
Kafeteryalarda cok guzel yemekler yedigim oldu.Мне случалось превосходно перекусывать в кафетериях.
Kafeteryalarda cok guzel yemekler yedigim oldu.Похапвал съм доста добре в подобни столови.
Kafeteryalarda cok guzel yemekler yedigim oldu.היו לי ארוחות נהדרות בקפיטריות.
Kafeteryalarda cok guzel yemekler yedigim oldu.تناولت بعض الوجبات الرائعة في الكافيتريات.
Kafeteryalarda cok guzel yemekler yedigim oldu.吐き気を催すような食事もあります
Kafeteryalarda cok guzel yemekler yedigim oldu.我在自助餐廳有吃得很開心的經驗。
Kafeye gelen 4 yaşındaki herkesle kavga etmek için hazır bekleyen o, militan ruhlu lezbiyen değildim.Ich war nicht die militante Lesbe, bereit jedes 4-jährige Kind, das ins Café kam, herauszufordern.
Kafeye gelen 4 yaşındaki herkesle kavga etmek için hazır bekleyen o, militan ruhlu lezbiyen değildim.Je n"étais pas la lesbienne militante prête à combattre n'importe quel môme de 4 ans entrant dans ce café.
Kafeye gelen 4 yaşındaki herkesle kavga etmek için hazır bekleyen o, militan ruhlu lezbiyen değildim.No era la lesbiana militante preparada para pelear con una niña de 4 años que entra a un café.
Kafeye gelen 4 yaşındaki herkesle kavga etmek için hazır bekleyen o, militan ruhlu lezbiyen değildim.Не бях войнствената лесбийка, готова да се бори с всяко 4-годишно, което влезеше в кафенето.
Kafeyi baban açmıştı.A început ca fiind cafeneaua tatălui tău...
Kafeyi baban açmıştı.C'était le café de ton père, au début.
Kafeyi baban açmıştı.Começou no Café do seu pai.
Kafeyi baban açmıştı.Del café de tu padre.
Kafeyi baban açmıştı.Het begon als je vaders café.
Kafeyi baban açmıştı.Kavarna je bila očetova.
Kafeyi baban açmıştı.Questo bar l'aveva aperto tuo padre, infatti.
Kafeyi baban açmıştı.Ξεκίνησε σαν καφέ του πατέρα σου.
Kafeyi baban açmıştı.Сначала тут было кафе твоего отца.
Kafeyi baban açmıştı.لقد بدأ المكان كمقهى لأبيك
Kar buldum! Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.Zăpadă, magazine Wal-Marts, aspiratoare și multă mâncare în cantine.
KFC ve kafe gibi yerlerde bizim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.(Applausi) Interagiscono con gente come noi in fast food e bar.
KFC ve kafe gibi yerlerde bizim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.Berhadapan langsung dengan orang-orang seperti Anda dan saya di KFC, di outlet kopi.
KFC ve kafe gibi yerlerde bizim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.Direkt möta människor som du och jag på KFC, på caféer.
KFC ve kafe gibi yerlerde bizim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.KFC나 카페같은 곳에서 나와 당신같은 소비자를 직접 마주하는 서비스업 말입니다.
KFC ve kafe gibi yerlerde bizim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.Stând față în față cu oameni ca mine și ca tine în KFC, în cafenele.
KFC ve kafe gibi yerlerde bizim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.Trực tiếp tiếp xúc như các bạn và tôi trong KFC trong quán cà phê
KFC ve kafe gibi yerlerde bizim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.Непосредственно встречаясь с людьми как мы с вами в KFC, в кофейнях.
Köpeđi Riverdale'deki kafeye götür.Amanhã, 11:00, Avenida Fisher.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.A avut o cafenea, dar a fugit cu o chelneriţă şi nu s-a mai întors vreodată.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.Abrió un pequeño café, pero se fugó con una camarera, nunca volvió.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.Ele tinha um pequeno Café, mas fugiu com uma empregada, e nunca mais voltou.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.Gestiva un piccolo bar, ma scappō via con una cameriera, e non tornō mai pių.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.Hij had een klein café, maar hij ging ervandoor met een serveerster, kwam nooit meer terug.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.Il gérait un petit café, mais il s'est enfui avec sa maîtresse, il n'est jamais revenu.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.Vodil je kavarno, a jo za vedno ucvrl z natakarico.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.Είχε ένα μικρό καφέ, μα το σκασε με μια σερβιτόρα και δεν επέστρεψε.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.У него здесь было маленькое кафе, но он сбежал с официанткой и не вернулся.
Küçük bir kafe işletiyordu... ...sonra garson kızın biriyle kaçıp gitti, bir daha da dönmedi.كان يدير مقهى صغير و لكنه هرب مع النادلة و لم يعد أبدا
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Come una gabbia piena di uccelli, così le loro case sono piene di inganni; perciò diventano grandi e ricchi
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Como jaulas llenas de pájaros, así están sus casas llenas de fraude. Así se han hecho grandes y ricos
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Cum se umple o colivie de păsări, aşa se umplu casele lor prin vicleşug; aşa ajung ei puternici şi bogaţi.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Jako klatka pełna ptaków, tak domy ich pełne są zdrady; przetoż się wzmogli i zbogacili.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Jako klece plná ptáků, tak domové jejich plní jsou lsti. Protož zrostli a zbohatli,
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Jako klietka, plná vtákov, tak sú ich domy plné ľsti; preto vzrástli a zbohatli.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Kakor ptičev polna ptičnica, tako so njih hiše polne zvijače, zato so veliki in bogati.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,조롱에 새들이 가득함같이 너희 집들에 속임이 가득하도다 그러므로 너희가 창대하고 거부가 되어
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Mint a madárral teli kalitka, úgy vannak teli az õ házaik álnoksággal; ezért lettek nagyokká és gazdagokká!
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Nhà chúng nó đầy sự dối trá, cũng như lồng đầy chim vậy, vì đó chúng nó trở nên lớn và giàu.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Nhà chúng_nó đầy sự dối_trá , cũng_như lồng đầy chim vậy , vì đó chúng_nó trở_nên lớn và giàu .
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Som et Bur er fuldt af Fugle, således er deres Huse fulde af Svig; derfor blev de store og rige.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Som et bur er fullt av fugler, således er deres hus fulle av svik; derfor er de blitt store og rike.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Как клетка, наполненная птицами, домы их полны обмана; чрез это они и возвысились и разбогатели,
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,ככלוב מלא עוף כן בתיהם מלאים מרמה על כן גדלו ויעשירו׃
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,مثل قفص ملآن طيورا هكذا بيوتهم ملآنة مكرا. من اجل ذلك عظموا واستغنوا.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,籠 內 怎 樣 滿 了 雀 鳥 、 他 們 的 房 中 、 也 照 樣 充 滿 詭 詐 . 所 以 他 們 得 成 為 大 、 而 且 富 足
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,籠內 怎 樣滿 了 雀鳥 、 他 們 的 房 中 、 也 照樣充滿 詭詐 . 所以 他 們 得 成 為大 、 而且 富足
Lütfen gidin, çabuk. Ama kafe olduğu yazıyor.Por favor, váyanse.
Nakliye konteynerlarından almak ve onları sağlıklı kafelere çevirmek istiyorum.Chcem zmeniť prepravné kontajnery na zdravé kaviarne.