kadınların ile cümle

kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Kadınların %50'si ailelerinin belirlediği kişilerle evlendirilmişler.El cincuenta por ciento de mujeres contrajo matrimonio a través una unión arreglada.
Kadınların, ama onu bunu yapmak duymamış geç.여성의,하지만 난 그가 그것을하지 못 들었 늦었어.
Kadınların, ama onu bunu yapmak duymamış geç.של נשים, אבל לא שמעתי אותו עושה את זה של המנוח.
Kadınların, ama onu bunu yapmak duymamış geç.من النساء ، ولكن لم أسمع له القيام بذلك من في وقت متأخر.
Kadınların, ama onu bunu yapmak duymamış geç.後半。
Kadınların başka bir problemi daha vardı.또 다른 문제가 있었죠.
Kadınların başka bir problemi daha vardı.las mujeres tenían otro problema.
Kadınların başka bir problemi daha vardı.le donne avevano un altro problema.
Kadınların başka bir problemi daha vardı.les femmes avaient un autre problème.
Kadınların başka bir problemi daha vardı.לנשים היתה בעיה נוספת.
Kadınların başka bir problemi daha vardı.كانت لدى المرأة مشكلة أخرى.
Kadınların başka bir problemi daha vardı.調理 掃除 風呂に使う すべての水を
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.A legszegényebb és legvisszamaradottabb társadalmak mindig elnyomják a nőket.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.As sociedades mais pobres e retrógradas são sempre aquelas que oprimem as mulheres.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Cele mai sarace si marginalizate societati sunt intotdeauna cele ce desconsidera femeile.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.De armste en meest onderontwikkelde maatschappijen zijn altijd degene die vrouwen kleineren.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.De fattigaste och de mest outvecklade samhällen är alltid de som trycker ner kvinnor.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.De fattigste og tilbagestående samfund er altid dem som undertrykker kvinder.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Die ärmsten und rückständigsten Gesellschaften sind immer die, die Frauen klein halten.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.가장 가난하고 퇴보하는 사회에서는 항상 여성들을 무시합니다.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Las sociedades más pobres y retrógradas siempre son las que oprimen a sus mujeres.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Le società più povere e meno sviluppate sono sempre anche quelle che reprimono le donne.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Les sociétés les plus pauvres et les plus arriérées sont celles qui rabaissent le plus les femmes.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Najbiedniejsze i najbardziej zacofane społeczeństwa okazują się być zawsze tymi, które tłamszą kobiety.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Najchudobnejšie a najzaostalejšie kultúry sú vždy tie, ktoré ponižujú ženy.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Nejchudší a nejzaostalejší společnosti jsou vždy ty, které utlačují ženy.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Những xã hội nghèo và lạc hậu nhất là những xã hội xem nhẹ vai trò của phụ nữ.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Οι φτωχότερες και πιο οπισθοδρομικές κοινωνίες είναι πάντα αυτές που ταπεινώνουν τις γυναίκες.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Най-бедните и изостанали общества са винаги тези, които подтискат жените.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Найбідніші та найвідсталіші суспільства завжди применшують роль жінок.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.Самые бедные и малоразвитые общества - это те, которые принижают своих женщин.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.החברות העניות והמפגרות ביותר הן תמיד אלה שמדכאות את הנשים.
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.ُفالمجتمعات الفقيرة والمتخلفة هم الأغلب من يضعوا النساء في الأسفل
Kadınların baskı altında tutulduğu toplumlar her zaman en yoksul ve en geri kalmış toplumlar olagelmiştir.いつも女性を押さえつけています なのに この明白な事実は政府や
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.Együtt a nők, elhagyta a korlát, és mindannyian visszatértek, mintha megkönnyebbült, vissza a lakásukat.
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.Samsa., Bersama-sama dengan perempuan, meninggalkan pegangan tangga, dan mereka semua kembali, seolah-olah
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.Samsa가. 함께 여성과 계단 난간을 왼쪽, 그들은 모두 같은 경우, 반환
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.Samsa. ، جنبا إلى جنب مع النساء ، ترك درابزين ، وعادوا جميعا ، كما لو
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.Společně s ženami, zábradlí vlevo, a všichni se vrátili, jako by ulevilo, zpět do jejich bytu.
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.Wraz z kobietami, w lewo się poręczy, i wszyscy wrócili, tak jakby ulgą, z powrotem do ich mieszkania.
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.Yhdessä naisten vasen kaiteesta, ja he kaikki palasivat, ikään kuin helpottunut, takaisin asunnolleen.
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.Самса., Разом з жінками, ліворуч перила, і всі вони повернулися, коли б полегшення, назад у свої квартири.
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.סמסא. יחד עם הנשים, עזבה את המעקה, וכולם חזרו, כאילו
Kadınların birlikte Samsa. Korkuluğu bıraktı ve sanki hepsi geri döndü kendi daire içine, rahatladım.バックのアパートに、ホッと。彼らは休憩とその日を渡すことに決めました。
Kadınların birlikte Samsa.Samsa.
Kadınların birlikte Samsa.Samsa.
Kadınların birlikte Samsa.Samsa.
Kadınların birlikte Samsa.Spoločne so ženami, opustil zábradlia, a všetci sa vrátili, ako by uľavilo, späť do ich bytu.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.Aceste femei nu aveau voie să iasă din comunitate și să lucreze în societate.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.A las mujeres no se les permitía salir de la comunidad y mezclarse con la sociedad india.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.Alle donne non era consentito uscire fuori dalle comunità e lavorare nel tessuto sociale.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.A nők nem jöhetnek ki a közösség területéről hogy a társadalommal együtt dolgozzanak.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.As mulheres não podiam sair da comunidade e trabalhar com a sociedade indiana.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.De vrouwen mochten echter de gemeenschap niet verlaten om in de gewone maatschappij te werken.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.여성들은 사회에 진출하거나 주류 사회에서 일하는 것이 허용되지 않았지만, 우리는 그것을 가능하게 만들었습니다.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.Kvinnorna var bara inte tillåtna att komma ut i samhället och arbeta i det övriga samhället.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.Những người phụ nữ bị cấm ra ngoài cộng đồng cũng như làm việc với xu hướng xã hội.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.Nie mogły opuszczać społeczności i pracować z resztą społeczeństwa.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.Ženy sa predtým nemohli pohybovať mimo komunity a pracovať v bežnej spoločnosti.
Kadınların bu grubun dışına çıkmaları ve esas toplumla çalışmaları yasaktı.Οι γυναίκες απλά δεν επιτρεπόταν να βγουν από την κοινότητα και να δουλέψουν στην κοινωνία.

İlgili Sayfalar