kadınların ile cümle
kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.To je prostor z ženskami s pomanjkanjem spanca.
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.Toto je miestnosť plná nevyspatých žien.
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.Toto je místnost plná spánkově deprivovaných žen.
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.Αυτή είναι μια αίθουσα γεμάτη από γυναίκες που στερούνται ύπνου.
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.Това е зала от нуждаещи се от сън жени.
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.Це кімната жінок позбавлених сну.
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.Это зал женщин, страдающих недосыпанием.
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.זה חדר של נשים חשוכות שינה.
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.هذه الغرفة مليئة بالنساء المحرومات من النوم
Bu oda uyku bozukluğu çeken kadınların salonu.睡眠不足になりがちな女性です 私は睡眠の大切さを
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Acesta era un loc unde femeile niciodată - nici chiar cele mai în vârstă nu stătuseră în cerc cu bărbaţii.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Az egy olyan hely, ahol nő soha sem - még az idősebbek közül se - ülhetett le a férfiak közé.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Der eine Ort, wo die Frauen niemals - selbst die älteren nicht - im Kreise mit den Männern sitzen durften.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Dette er et sted, hvor kvinder aldrig -- selv de ældre sad knap nok i cirkel med mændene.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Dit is een plek waar de vrouwen nooit -- zelfs de oudere vrouwen zaten amper in de kring met de mannen.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Este es un lugar en el que las mujeres -incluso las mayores- apenas se sientan al lado de los hombres.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.É um local onde as mulheres, mesmo as mais velhas, nunca se sentavam no mesmo círculo que os homens.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.그 지역은 젊은 여자들은 물론 나이든 여자들도 절대로 남자들과 한자리에 앉지 못하는 곳이였죠.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Questo è un luogo dove le donne -- anche le più anziane a malapena si siedono accanto agli uomini.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.To jedyne miejsce gdzie kobiety nigdy, nawet te starsze, nie zasiadły w kręgu z mężczyznami.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.В этой сфере женщины никогда — даже самые старшие — не могли и сидеть рядом с мужчинами.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Там жінок ніколи не було - навіть найстарші рідко могли сидіти поруч із чоловіками.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.Това е място, където жените никога -- дори и по-възрастните не седят в кръга на мъжете.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.היה מדובר במקום שבו מעולם נשים לא -- אפילו המבוגרות שבהן אפילו לא ישבו באותו מעגל עם הגברים.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.وذلك مكان حيث لم تكن النسوة ابدأ -- حتى كبار السن بالكاد تجلس في نفس الحلقة مع الرجال.
Burası öyle bir yer ki, kızların hatta yaşlı kadınların erkeklerle bir arada oturması mümkün değil.年配の女性でさえも 男性と肩を並べたことがほとんどなかった分野です 少女たちは連携し グループを作って
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.cướp đem đi hết tài vật , các con_trẻ và đờn bà , cùng mọi vật chi ở trong nhà vậy .
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.cướp đem đi hết tài vật, các con trẻ và đờn bà, cùng mọi vật chi ở trong nhà vậy.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.그 모든 재물을 빼앗으며 그 자녀와 아내들을 사로잡고 집 속의 물건을 다 노략한지라
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.le-au luat ca pradă de război toate bogăţiile, copiii şi nevestele, şi tot ce se găsea în case.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.Og alt deres gods og alle deres barn og deres kvinner førte de bort som bytte, og alt annet som var i husene.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.Ook de vrouwen en kinderen werden gevangen genomen. Alle kostbaarheden in de huizen werden buitgemaakt.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.tudi vse njih blago in vse njih otročiče in njih žene odvedo ujete in uplenijo sploh vse, kar je bilo v hišah.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.und alle ihre Habe; alle Kinder und Weiber nahmen sie gefangen, und plünderten alles, was in den Häusern war.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.и все богатство их, и всех детей их, и жен их взяли в плен, и разграбили все, что было в домах.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.и откараха в плен всичките им деца и жени, и разграбиха всичко що имаше в къщите.
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.ואת כל חילם ואת כל טפם ואת נשיהם שבו ויבזו ואת כל אשר בבית׃
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.وسبوا ونهبوا كل ثروتهم وكل اطفالهم ونساءهم وكل ما في البيوت
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.又 把 他 們 一 切 貨 財 、 孩 子 、 婦 女 、 並 各 房 中 所 有 的 、 都 擄 掠 去 了
Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.又 把 他 們一切 貨財 、 孩子 、 婦女 、 並各 房 中 所有 的 、 都擄掠 去了
Büyük Müfti, Suudi Arabistan'daki dini kurumun lideri, kadınların araba kullanması tavsiye edilmez dedi.Giáo chủ Grand Mufti, người đứng đầu giáo quyền ở Ả rập Xê út, từng khyến cáo phụ nữ không nên lái xe.
Büyük Müfti, Suudi Arabistan'daki dini kurumun lideri, kadınların araba kullanması tavsiye edilmez dedi.사우디 종교 기관의 수장인 그랜드 머프티는 여성이 운전하는 것을 권장하지 않는다고 했습니다.
Büyük Müfti, Suudi Arabistan'daki dini kurumun lideri, kadınların araba kullanması tavsiye edilmez dedi.'Velký Mufti', hlava náboženského zřízení v Saúdské Arábii řekl, že není doporučeno ženám řídit auta.
Büyük Müfti, Suudi Arabistan'daki dini kurumun lideri, kadınların araba kullanması tavsiye edilmez dedi.Ο Μεγάλος Μούφτι, που είναι ο αρχηγός της θρησκευτικής εξουσίας στη Σαουδική Αραβία είπε:
Büyük Müfti, Suudi Arabistan'daki dini kurumun lideri, kadınların araba kullanması tavsiye edilmez dedi.המופתי הגדול, שהוא ראש הממסד הדתי בערב הסעודית אמר, שזה לא מומלץ לנשים לנהוג.
Büyük Müfti, Suudi Arabistan'daki dini kurumun lideri, kadınların araba kullanması tavsiye edilmez dedi.المفتي الأعلى، وهو رئيس الهيئة الدينية في السعودية، قال أنه ليس من المستحب للنساء القيادة.
Büyük Müfti, Suudi Arabistan'daki dini kurumun lideri, kadınların araba kullanması tavsiye edilmez dedi.サウジアラビアにおける宗教と司法の 最高権力者は こう宣言しました 女性の運転を推奨するものではないが かつての禁制は 前任の大ムフティ時代の遺産である
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.Așa că niște țărănci au mers să facă o demonstrație la Versailles.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.Così ci fu effettivamente una marcia di donne contadine a Versailles.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.Darum gab es wirklich einen Marsch der Bauersfrauen nach Versailles.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.Dus de boerinnen trokken in protestmars naar Versailles.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.Houve uma marcha de mulheres camponesas até Versalhes.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.Il y a donc eu une marche des femmes sur Versailles.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.그래서 실제로 소작농 부인들이 베르사유 궁전으로 가두시위를 하는 일이 벌어졌습니다
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.Kvůli tomu se uskutečnil pochod rolnických žen do Versailles.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.No i był faktycznie marsz chłopek na Wersal
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler. Ve bu kadınlar silah taşıyorlardı.K palácu sa uskutočnil pochod roľníčiek, ktoré boli ozbrojené.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.Тому і відбувся той марш селянок у Версалі.
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.لذلك سارت حشود من الفلاحات إلى فراساي
Çiftçi kadınların Versay'a bir yürüyüş düzenlediler.が始まった。 彼女たちは武装もしていた。