kadınların ile cümle

kadınların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk umiał myśleć nieliniowo. Uczynił obowiązkowym noszenie zasłon przez prostytutki.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk var en lateral tänkare. Han gjorde det obligatoriskt för prostituerade att bära slöja.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk var tænkte bredt. Han gjorde det obligatorisk for prostituerede at bære tørklæde.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ataturk was scherp van geest. Hij stelde het dragen van sluiers verplicht voor prostituees.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Atatür war ein Querdenker. Er machte es verbindlich, dass Prostituierte den Schleier tragen mussten.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.아타투르크는 요즘 말로 수평적 사고(lateral thinking)를 할 줄 아는 사람이었습니다. 이 사람이 어떻게 했냐면, 창녀들은 꼭 베일을 써야 한다, 라는 법을 만들었데요.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ο Ατατούρκ το σκέφτηκε πιο πονηρά. Έκανε υποχρεωτική τη χρήση του πέπλου για τις πόρνες.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ататурк поступил иначе. Он обязал всех проституток носить платок.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.Ататюрк бил латерален мислител. Направил носенето на фередже задължително за проститутките.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.אתא-טורק היה בעל חשיבה צידית. הוא אילץ זונות לשים רעלה.
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.ولكن آتاتورك كان ذا فكر عريض فقد أجبر حينها " بائعات الهوى " على إرتداء الحجاب
Atatürk etraflıca düşünen bir insandı. ve hayat kadınlarının peçe giymesini zorunlu hale getirdi.売春婦にベールの着用を義務付けたのです (笑)
Aynı zamanda 1998 ayaklanmalarına tanıklık eden kadınların hikayelerini de anlatıyor.A publicação também conta histórias de mulheres que testemunharam os protestos de 1998.
Aynı zamanda 1998 ayaklanmalarına tanıklık eden kadınların hikayelerini de anlatıyor.Nowela zawiera też opowieść kobiety, która była obserwatorem zamieszek z 1998 roku.
Aynı zamanda 1998 ayaklanmalarına tanıklık eden kadınların hikayelerini de anlatıyor.Presenta anche le storie di donne che hanno assistito alle sommosse del 1998.
Aynı zamanda 1998 ayaklanmalarına tanıklık eden kadınların hikayelerini de anlatıyor.También incluye las historias de mujeres que presenciaron los disturbios de 1998.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Dapatkan keluar dari apartemen saya segera," kata Mr Samsa dan membuka pintu, tanpa melepaskan perempuan.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."¡Fuera de mi casa inmediatamente", dijo el señor Samsa, y abrió la puerta, sin dejar ir de las mujeres.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Fuori di casa mia immediatamente", ha detto il signor Samsa e aprì la porta, senza lasciar andare le donne.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin.Hin und wieder Grete ihr Gesicht auf den Arm ihres Vaters gedrückt.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Kifelé a lakás azonnal", mondta Samsa úr, és kinyitotta az ajtót, anélkül, hogy hagyta el a nők.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Mene pois minun huoneisto heti", sanoi Mr. Samsa ja veti oven auki, ilman päästämällä irti naisia.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Ra khỏi căn hộ của tôi ngay lập tức", ông Samsa và kéo mở cửa, mà không cần để cho đi của phụ nữ.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Raus aus meiner Wohnung sofort", sagte Herr Samsa und zog die Tür öffnen, ohne Loslassen der Frauen.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Saia do meu apartamento imediatamente", disse o Sr. Samsa e abriu a porta, sem deixar de ir as mulheres.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."바로 내 아파트에서 나가"씨 Samsa는 말했다없이 문을 열어 뽑았 죽지는 여성 이동합니다.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Sors de mon appartement immédiatement", dit M. Samsa et ouvrit la porte, sans lâcher des femmes.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Ut ur min lägenhet omgående", sa Mr Samsa och ryckte upp dörren, utan att släppa av kvinnorna.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Ven iz moje stanovanje takoj," je dejal g. Samsa in potegnil odpre vrata, ne da bi opuščanjem ženske.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Vypadni z mého bytu okamžitě," řekl pan Samsa a otevřela dveře, aniž by pouštění žen.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Vypadni z môjho bytu okamžite," povedal pán Samsa a otvorila dvere, bez púšťanie žien.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Wynoś się z mojego mieszkania od razu," powiedział pan Samsa i otworzył drzwi, bez puszczania kobiet.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Забирайся з моєї квартири відразу", сказав пан Замза і відкрив двері, без відпустити жінок.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."Убирайся из моей квартиры сразу", сказал г-н Замза и открыл дверь, без отпустить женщин.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."צא מיד לדירה שלי," אמר מר סמסא ומשך לפתוח את הדלת, ללא לשחרר את הנשים.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin."اخرج من شقتي على الفور" ، قال السيد Samsa وسحبت فتح الباب ، دون بتخليها عن المرأة.
Bay Samsa, "benim apartmanın hemen çık" dedi ve olmadan, kapıyı çekti icar kadınların gidin.させるには、女性が行く。 "あなたはどういう意味ですか?"中間の下宿は幾分落胆と甘い笑顔で、言った。
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Dicono che, nel gioco del patriarcato, le donne non siano la squadra avversaria, ma la palla.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Escuché decir que, en el juego del patriarcado, las mujeres no son el equipo rival, son la pelota.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Ich habe mal gehört, dass im Spiel der Patriarchie Frauen nicht das gegnerische Team sind, sondern der Ball.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Ik heb al horen zeggen dat "in het spel der patriarchen de vrouw niet de tegenstander is, maar de bal".
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum, Bunlar, top.Można by rzec, że w grze patriarchatu kobiety nie są w przeciwnej drużynie, są one piłką.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum,Jeg har hørt det formuleret sådan, at i et patriakalt spil er kvinden ikke modparten - hun er bolden.
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum,가부장이라는 게임에서 여성은 참가자가 아니라
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum,שמעתי את הביטוי, שבמשחק הפטריארכיה, הנשים הן לא קבוצת היריב,
Ben bu ataerkil oyununda, kadınların rakip takım değil, dedi duydum,ボールであると言われています。
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Cred că e ceva profund corect în ceea ce fac aceste femei.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Hay algo profundamente correcto en lo que estas mujeres hacen.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Ik denk dat er heel diep iets logisch zit in wat deze vrouwen doen.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Jag tror att det är någonting fullt förståeligt i det de här kvinnorna gör.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Je pense qu'il y a quelque chose de très profondément juste dans ce que ces femmes font.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.저는 이 여성들이 하는 행동에는 매우 심각하게 옳은 면이 있다고 생각합니다.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Sądzę, że coś jest fundamentalnie właściwe w tym, co te kobiety robią.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Szerintem van valami nagyon mélyen helyes abban, amit ezek a nők tesznek.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Мисля, че има нещо много дълбоко правилно в онова, което правят тези жени.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.Я думаю, есть что-то фундаментально правильное в том, что делают эти женщины.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.אני חושב שזה דבר נכון בבסיסו מה שנשים אלו עושות.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.أعتقد أن هناك شيئا عميقا جدا في الصحة فيما تقوم به هؤلاء النسوة.
Bence bu kadınların yaptığında ziyadesiyle doğru bir mantık var.深い道理があると思っています それは水漏れするバケツには
Beni Juarez, Meksika' ya götürdü, bir hafta önce oradaydım, kadınların kemiklerinin temizlenipIk ging naar Juarez, Mexico, waar ik vorige week was.

İlgili Sayfalar