Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.Primul pas în rezolvarea oricărei probleme e să-ți dai seama de situația în care te afli.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.Prvi korak k reševanju kateregakoli problema je zavedanje realne situacije v kateri ste.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.Prvým krokom k riešeniu akéhokoľvek problému je uvedomenie si skutočnej situácie v ktorej sa nachádzate.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.Sekarang langkah pertama untuk menyelesaikan masalah apapun adalah mengakui kenyataan dari situasi Anda.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.Το πρώτο βήμα λύσης κάθε προβλήματος είναι να παραδεχτείς την πραγματικότητα της κατάστασής σου.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.Итак, первым шагом в решении любой проблемы является признание реальности ситуации, в которой вы оказались.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.Отже, перший крок вирішення будь-якої проблеми це визнання реалій ситуації, в якій ви опинились.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.עכשיו, הצעד הראשון בפתרון של כל בעיה הוא ההכרה במצב בו אתם נמצאים.
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.الآن .. الخطوة الأولى في حل أي مشكلة هو الإعتراف بحقيقة الوضع الذي كنت فيه
Tüm sorunları çözmenin ilk adımı içinde bulunduğunuz gerçeği veya durumu kabullenmektir.今おかれている状況を現実的に認識することです 私たちの現実社会は
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Dan pengakuan itu akan menaburkan ketakutan -- mengakui betapa seriusnya situasi yang ada.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Die erkenning zal angst zaaien... omdat de ernst van de situatie wordt erkend.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.És ez a felismerés félelmet generál majd -- ami a helyzet komolyságának felismeréséhez vezet.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Et cette reconnaissance va semer la peur - en reconnaissant la gravité de la situation.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Ja tämä tunnustaminen kylvää vihaa -- tämän tilanteen vakavuuden tunnustaminen.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.인식은 두려움을 낳을 것입니다. 상황의 심각성을 인식하게 되면 말이죠.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Ma aprire gli occhi metterà paura a molte persone. Riconoscere la gravità della situazione.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Og den anderkendelse vil så frygt. En anderkendelse af situationens alvor.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Pochopenie vážnosti situácie vyvolá v ľuďoch strach.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Pochopení závažnosti celé situace vyvolá v lidech strach.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Și recunoscând gravitatea situației, multe persoane vor fi cuprinse de teamă.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Ta rozpoznawalność będzie siać strach -- rozpoznanie powagi sytuacji.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Und diese Anerkennung wird bei vielen Personen Angst hervorrufen. Die Erkenntnis über den Ernst der Lage.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Và sự thừa nhận đó sẽ gieo rắc nỗi sợ hãi -- khi chúng ta nhận ra mức độ nghiêm trọng của hoàn cảnh.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Y ese reconocimiento va a generar miedo en muchas personas. El reconocer la gravedad de la situación.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.И това признание ще внесе страх - приемането на сериозността на ситуацията.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.И это осознание посеет страх - страх от понимания всей серьёзности ситуации.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.І це усвідомлення посіє страх - страх від розуміння всієї серйозності ситуації.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.שהיא, למעשה, הכרה. והכרה זו תזרע פחד -- בהכרה של חומרת המצב
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.ان الاعتراف سوف يزرع الخوف اقصد الاعتراف بمدى جدية الموضوع
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.認識する事で、恐怖を生みます。 恐怖は無関心よりはましです。
Yani, ölüm temalı bir ders, ölme sürecine ve öleceğini kabullenme üzerine bir tartışma içerebilir.그래서 죽음에 대한 강의를 할 때는 죽음에 이르는 과정 그리고 여러분들이 언젠가는 죽음을 맞이할 거라는 사실을 주지시키는 것에 대한 이야기를 주로 합니다
Yani, ölüm temalı bir ders, ölme sürecine ve öleceğini kabullenme üzerine bir tartışma içerebilir.ובכן, קורס העוסק במוות עשוי להכיל דיון בתהליך המיתה, ובהשלמה שלך עם העובדה של מותך העתידי.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.Ik moet met spijt toegeven... dat ik zijn gezicht... niet herken.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.J'ai honte de l'admettre... je ne reconnais pas... son visage.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.Me avergüenza admitir... que no reconozco... su rostro.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.Mi-e ruşine să recunosc... Nu recunosc... ... faţa lui.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.Mi vergogno di ammetterlo... ma non riconosco... il suo viso.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.Tenho vergonha de admitir... Eu não reconheço... sua face.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.Žal moram priznati, da ne prepoznam njegovega obraza.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.Ντρέπομαι να παραδεχτώ... Ότι δεν αναγνωρίζω... το πρόσωπό του.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum.Мне стыдно признаться... я не узнаю... его лицо.
Yüzünü dahi hatırlamadığımı... ...kabullenmekten... ...utanıyorum...أشعر بالخجل و أنا أعترف ..بأني لا أتعرف على وجهه