kabul etme ile cümle
kabul etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirCeea ce fac când dau împrumuturi este să accepte cambii
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirCe qu'elles font lorsqu'elles réalisent des prêts est d'accepter des obligations"
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirDet de derimod gør, når de foretager udlån -
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektir"대출을 할 때 은행은 약속어음(대출증서)을 받는다"
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirO que eles fazem ao emprestar dinheiro é aceitar notas promissórias
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirSe mitä he tekevät kun he antavat lainaa on että he hyväksyvät sitoumuksia"
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirWas tun sie dann, wenn sie Geld verleihen? Sie stellen einen Schuldschein aus
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektir"Αυτό που κάνουν δεχόμενες τα δάνεια" "είναι να δεχτούν υποσχετικά γραμμάτια"
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirТова, което правят при заеми е да приемат "обещателни ноти"
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirالذي يفعلونه لتقديم القروض هو قبول سندات وعود
Bu cismin durgun halde olduğunu kabul etmek yerine sabit bir hızla hareket ettiğini varsayalım. -עתה, במקום להניח שהגוף נמצא במנוחה, נניח שהוא נע במהירות קבועה
Bu cismin durgun halde olduğunu kabul etmek yerine sabit bir hızla hareket ettiğini varsayalım. -والان بدل أن نفرض أن الكتلة ساكنة لنفرض أنها تتحرك بسرعة ثابتة
Bu da eğlenceli bir terim. Emme teorisini kabul etmediler.lo cual también resulta divertido decirlo, no se la tragaban.
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.A gdy go oni prosili, aby u nich przez dłuższy czas zamieszkał, nie zezwolił;
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.A když ho prosili, aby tu déle pobyl u nich, nepovolil.
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.A keď ho prosili, žeby zostal u nich za viacej času, neprivolil,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.cari l-au rugat să rămînă la ei mai multă vreme. El însă n'a voit,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Da de bad ham bli der lenger, samtykte han ikke,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Die vroegen hem zelfs nog een paar dagen te blijven, maar dat wilde hij niet.
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Estes rogavam que ficasse por mais algum tempo, mas ele não anuiu,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Ja he pyysivät häntä viipymään kauemmin, mutta hän ei suostunut,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.여러 사람이 더 오래 있기를 청하되 허락지 아니하고
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Ko ga pa prosijo, naj ostane dalje časa ž njimi, ne privoli,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Men da de bade ham om at blive i længere Tid, samtykkede han ikke;
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Mereka minta supaya ia tinggal lebih lama dengan mereka, tetapi ia tidak mau
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Mikor pedig azok kérék, hogy több ideig maradjon nálok, nem álla reá;
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Och de bådo honom att han skulle stanna där något längre; men han samtyckte icke därtill,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Pero a pesar de que ellos le pedían que se quedase por más tiempo, no accedió
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Questi lo pregavano di fermarsi più a lungo, ma non acconsentì
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.qui le prièrent de prolonger son séjour.
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Sie baten ihn aber, daß er längere Zeit bei ihnen bliebe. Und er willigte nicht ein,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.song khi chúng xin ở lại lâu hơn nữa, thì người chẳng khứng.
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.song khi chúng xin ở lại lâu hơn_nữa , thì người chẳng khứng .
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Και παρακαλουμενος υπ' αυτων να μεινη πλειοτερον καιρον παρ' αυτοις, δεν συγκατενευσεν,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.И като слезе в Кесария, възлезе в Ерусалим та поздрави църквата и после слезе в Антиохия.
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Когда же они просили его побыть у них долее, он не согласился,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.Як же просили його, щоб довший час побув у них, не зволив,
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.ויבקשו ממנו להאריך ימי שבתו אתם ולא אבה׃
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.واذ كانوا يطلبون ان يمكث عندهم زمانا اطول لم يجب.
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.眾 人 請 他 多 住 些 日 子 、 他 卻 不 允
Bunlar daha uzun bir süre kalmasını istedilerse de, Pavlus kabul etmedi.眾人請 他 多 住 些 日子 、 他卻不允
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Ce n'est pas un acte de foi de croire que cette boucle d'oreille ait appartenu à sa femme.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Det är inte helt otänkbart att föreställa sig att pärlörhänget faktiskt tillhör hans hustru.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Det er ikke så skørt at tro, at den perleørering rent faktisk tilhører hans kone.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Es ist kein so großes Wagnis, anzunehmen, dass der Perlenohrring tatsächlich seiner Frau gehört.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Het is niet zo'n grote stap om aan te nemen dat de parel van zijn vrouw was.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Không phải là vô căn cứ khi tin là đôi hoa tai ngọc trai đó thật sự thuộc về vợ của ông.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.따라서 진주귀걸이도 부인의 것이라고 해도 틀린 말은 아니겠죠.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Não é rebuscado pensarmos que este brinco de pérola, na verdade, pertence à mulher dele.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Nem olyan égbekiáltó dolog, hogy az a fülbevaló tulajdonképpen a feleségéé.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Není tak těžké uvěřit, že ta perlová náušnice ve skutečnosti patřila jeho ženě.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.No es muy arriesgado pensar que esa perla era en realidad de su esposa.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Non ci vuole poi molto per credere che quell'orecchino di perla sia in realtà della moglie.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Nu este exagerat să credem că acel cercel aparţinea de fapt soţiei.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Stąd też można domniemać, że kolczyk też należał do żony Vermeera.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Tidak aneh jika kita menganggap bahwa anting mutiara itu sebenarnya adalah milik istrinya.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Έτσι δεν είναι και τόσο παρατραβηγμένο να πούμε ότι αυτό το μαργαριταρένο σκουλαρίκι άνηκε στην γυναίκα του.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Не е невероятно, тази перлена обица да е принадлежала на съпругата му.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Поэтому несложно догадаться, что и эти серёжки принадлежали его жене.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Тому нескладно здогадатися, що і ці сережки належали його дружині.