O, on yıldan daha fazla süredir tek başına bir kabinde yaşamaktadır.He has been living in the cabin by himself for more than ten years.
O, yoksuldu ve küçük bir kabinde yaşardı.He was poor and lived in a small cabin.
Tom bütün geceyi gölün yanında küçük bir kabinde geçirdi.Tom spent the night in the small cabin near the lake.
Kaldığımız kabinde elektrik yoktu.The cabin we stayed in didn't have electricity.
Bütün gece kabindeydim.I was in the cabin all night.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.You know? They don't imagine the person in the booth, typing it all.
Yan kabinden biri sadece.Just your guy next stall.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.This is a cancer at the core of evidence-based medicine.
Ana odak noktası, önceden belirlenmiş bir dizi görevi yerine getirirken kabinden bir tren sürmektir.The main focus is on driving a train from the cab while performing a series of pre-determined tasks.
Pernot ise ikinci sınıfta bilinmeyen bir kabinde oturuyordu. [1]Pernot occupied an unknown cabin in second class.[1]
Kabinde ise 3 kişiye yer vardı.Auf der vorderen Sitzbank war Platz für drei Personen.
Model 221 kapalı bir kabinde altı yolcu kapasitesine sahipti.O segundo, o modelo 221, teve uma cabine de 6 passageiros.
Kabinde ise 3 kişiye yer vardı.W kabinie było 3 miejsca.
Kabinde ise 3 kişiye yer vardı.Planet hade plats för tre personer.
Kabindeki bir ısıtıcının çalışmaması nedeniyle sıcaklık 6,1°'ye kadar düşmüştü.Ta způsobila pokles teploty v kabině na 6,1 °C.
Model 221 kapalı bir kabinde altı yolcu kapasitesine sahipti.Model 221 Jeden poštovní letoun se schopností přepravy 6 cestujících.
Kazada, kabindeki yedi yolcunun beşi hayatını kaybetti.Pe drumul de întoarcere, patru dintre cei șapte membri ai echipei au căzut în prăpăstie.
Kabinde ise 3 kişiye yer vardı.Kokouksia varten kahvilassa oli kolme kabinettia.
İki mürettebat dışında kabinde 12 yolcu taşıma kapasitesine sahiptir.Veneeseen mahtuu kaksihenkisen miehistön lisäksi 12 matkustajaa.
Model 221 kapalı bir kabinde altı yolcu kapasitesine sahipti.Το δεύτερο, το μοντέλο 221, είχε και μια καμπίνα για έξι επιβάτες.
Model 221 kapalı bir kabinde altı yolcu kapasitesine sahipti.Yang kedua, Model 221, memiliki kabin berkapasitas 6 penumpang.
Kabinde ise 3 kişiye yer vardı.Vienu metu tik trys iš jų budėdavo sostinėje.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Avem un cancer la baza datelor medicinei ştiinţifice.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Das ist ein Geschwür inmitten der evidenzbasierten Medizin.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Đây là một bệnh ung thư ở cốt lõi của dựa trên bằng chứng y khoa.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Dette er en kræftknude i kernen af evidensbaseret medicin.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Dit is een kanker in het hart van de op bewijsmateriaal gebaseerde geneeskunde.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Esto es un cáncer en el núcleo de la medicina basada en evidencia.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.È un cancro nel cuore della medicina basata sulle prove.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Ez a bizonyítékokon alapuló orvoslás rákfenéje.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Il s'agit d'un cancer au cœur de la médecine factuelle.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Ini adalah kanker pada inti dari pengobatan berbasis bukti.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Isto é um cancro no âmago da medicina que se baseia em provas.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Jedná se o rakovinu v samotném srdci medicíny založené na důkazech.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.이런 현상은 증거 기반 의학의 발달에 암적인 요소입니다.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Tämä on syöpä näyttöön perustuvan lääketieteen ytimessä.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.To rak medycyny opartej na dowodach.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Toto je nádor v jadre medicíny založenej na dôkazoch.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Αυτό είναι ένας καρκίνος στην καρδιά της τεκμηριωμένης ιατρικής.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Това е ракът в сърцето на медицината, базирана на доказателства.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Це отруює при основі медицину, засновану на доказах.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.זהו סרטן בלב הרפואה מבוססת-הראיות.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.يعد ذلك بمثابة مرض السرطان الذي يصيب صميم الطب القائم على الأدلة
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.私がコインを100回投げてそれから
Bu sayede kabinde hangi elbiseleri yanınıza aldığınızı kolayca biliriz.그렇게 하면 정확하게 사용자가 어떤 상품들을 입어 보는 지 알 수 있습니다.
Bu sayede kabinde hangi elbiseleri yanınıza aldığınızı kolayca biliriz.כך שהם יודעים בדיוק אילו בגדים יש לך בחדר ההלבשה.
Bu sayede kabinde hangi elbiseleri yanınıza aldığınızı kolayca biliriz.وبهذا نعرف أي الملابس لديك في غرفة القياس
Bu sayede kabinde hangi elbiseleri yanınıza aldığınızı kolayca biliriz.タッチスクリーンに商品が表示されるので
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Bạn biết đấy, họ không hình dung ra người ngồi trong phòng gõ lại phụ đề.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Begrijp je? Ze kunnen zich de persoon die alles typt niet voorstellen.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Capite? Non si immaginano la persona nella cabina che li batte al computer.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Ils ne pensent pas à la personne dans sa cabine qui les tape.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Înţelegeţi? Nu-şi imaginau persoana din cabină, tastând totul.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.그렇잖아요? 부스에 앉아서 열심히 받아적는 사람이 있다는 생각은 못하는거죠.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Nawet przez chwilę nie pomyśleli o tym gościu w "pudle", który wszystko to musi wystukać.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.¿Saben? Ellos no se imaginan la persona en la cabina, escribiendo todo.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Sie denken nicht an die Leute in der Box, die das alles tippen.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Ξέρετε, δεν φαντάζονται τον άνθρωπο στην καμπίνα, να τους πληκτρολογεί.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Знаете, они представить себе не могут, что сидит человек в кабинке и печатает их.
Orada kabinde bunun hepsini yazan birisi olduğunu düşünemiyorlar.Разбирате ли? Те не си представят оператора в кабината, който набира всичко това на клавиатура.