Kabinenin her üyesi mevcuttu.Every member of the cabinet was present.
Bakan, kabineden istifa etmek zorunda kaldı.The minister was obliged to resign from the Cabinet.
Kabin görevlisi dalkavuklukta iyidir.The cabin attendant is good at flattery.
Mevcut kabine hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of the present cabinet?
Deneme kabini şimdi kullanılıyor.The fitting room is being used now.
Başbakan kabinesinin üyelerini atadı.The prime minister appoints the members of his cabinet.
Başbakan ve kabine arkadaşları istifa ettiler.The premier and his cabinet colleagues resigned.
Başbakan kabineyi kuramadı.The Prime Minister was unable to form a Cabinet.
Kabinin görünümüne bakılırsa içeride kimse yaşamıyor.From the look of the cabin, no one lives in it.
Kabin fırtına tarafından parçalara ayrıldı.The cabin was torn asunder by the storm.
Yeni kabine hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of the new Cabinet?
Bir kabine oluşturmak zordur.Forming a cabinet is difficult.
Kabine krizi görüşmek üzere bugün buluşuyor.The Cabinet is meeting today to discuss the crisis.
İstifası kabinede boşluk bıraktı.His resignation left a vacancy in the cabinet.
O, on yıldan daha fazla süredir tek başına bir kabinde yaşamaktadır.He has been living in the cabin by himself for more than ten years.
O, yoksuldu ve küçük bir kabinde yaşardı.He was poor and lived in a small cabin.
Gölün yanında bir kabin kiraladık.We rented a cabin by a lake.
Bulaşıkları kabine koyabilir misin?Can you put the dishes in the cabinet?
O, kabinesinden nasihat istedi.He asked his cabinet for advice.
Başkan Jackson kabineyi toplantıya çağırdı.President Jackson called a cabinet meeting.
Tom bütün geceyi gölün yanında küçük bir kabinde geçirdi.Tom spent the night in the small cabin near the lake.
Tom'un göl yakınında küçük bir kabini var.Tom has a small cabin on the lakefront.
Tom dilencinin kabına bir bozuk para koydu.Tom dropped a coin into the beggar's cup.
Kabine ordudan Okinawa'ya bir afet yardımı heyeti göndermesini istedi.The cabinet asked the army to send a disaster relief mission to Okinawa.
Oradaki soyunma kabini boş.The change room over there is vacant.
Onlar tren kabininden navlun çıkarıyorlar.They're taking the freight out of the train car.
Kabinin su ya da elektriği yoktu.The cabin had no water or electricity.
Uçak kabini iki yüz elli kişi alıyor.The aircraft cabin holds two hundred and fifty people.
Deneme kabini dolu.The fitting room is occupied.
Basınçlı kabın içinde ne pişiriyorsun?What are you cooking inside the pressure pot?
Bu bizim kabin mi?Is this our cabin?
Tom kabin çekmecesini açtı ve bir klasör çıkardı.Tom opened the cabinet drawer and pulled out a folder.
Tom dondurucuyu açtı ve dondurma kabını çıkardı.Tom opened the freezer and took out a container of ice cream.
Tom lokantadaki kabinlerden birinde yalnız oturdu.Tom sat alone at one of the booths in the diner.
Kabine geri dönüş yolunu biliyor musun?Do you know the way back to the cabin?
Kabin kesinlikle sessizdi.The cabin was absolutely silent.
Berbat bir şekilde yanmış pilot hâlâ pilot kabinindeydi.The badly burnt pilot was still in the cockpit.
Tom kabininin içinde bekliyordu.Tom was waiting inside his cabin.
Tom kabinin dışındaki güveyi izledi.Tom followed the moth outside the cabin.
Karıştırma kabında tüm malzemeyi birleştirin.Combine all the ingredients in the mixing bowl.
Onu denemek istiyorum. Deneme kabini nerede?I would like to try it. Where is the fitting room?
Kaldığımız kabinde elektrik yoktu.The cabin we stayed in didn't have electricity.
Tüm kabinler kepenkli kalıyor.All the cabins remain shuttered.
Onların kabinlerini inşa etmem.I don't build their cabins.
Sarımsakları büyük bir karıştırma kabına koyun.Put the yolks in a large mixing bowl.
Sarhoş ayı bizim kabinlerine girdi.The drunk bear broke into our cabins.
Bu özel bir kabin, ancak diğer kabinlerle harici bir tuvalet paylaşıyorsunuz.It's a private cabin, but you share an external washroom with the other cabins.
Bütün gece kabindeydim.I was in the cabin all night.
Kabin küflü kokuyordu.The cabin smelled musty.
William kabine ulaştığında hemen kapıyı kilitledi.When William reached the cabin, he immediately locked the door.
Felix yavaşça telefon kabinine yürümeye başladı.Felix slowly started walking to the phone booth.
Hitler Kabinesi burada pek az toplantı yaptı.The Hitler Cabinet held few meetings here.
P234 Sadece orijinal kabında saklayın.P234: Keep only in original container.
5 Şubat 2015 tarihinde Essid kabinesi meclis tarafından onaylandı.On 5 February 2015, Essid's cabinet was approved by the parliament.
Başbakan Nazif, 14 Temmuz 2004 tarihinde ondört yeni kabine bakanları ile birlikte yemin etti.Prime Minister Nazif was sworn in together with fourteen new cabinet ministers on 14 July 2004.
11 Şubat tarihinde, Maliye Bakanı olarak kendisi de dahil olmak üzere kabinesini açıklamıştır.He announced his Cabinet, including himself as Minister of Finance, on 11 February.
Fransen van de Putte Kabinesini kurdu ancak Thorbecke tarafından çabucak devirildi.He formed the Cabinet Fransen van de Putte but was quickly overturned by Thorbecke.
Bu nedenle Pauker ve Gheorghiu-Dej gibi üst düzey komünist figürler Groza'nın kabinesine katılmadı.For this reason top communist figures like Pauker and Gheorghiu-Dej did not join Groza's cabinet.
Öte yandan, Kabin odası hiçbir zaman amaçlandığı şekilde kullanılmadı.On the other hand, the Cabinet room was never used for its intended purpose.
Kabin açıldıktan sonraki ilk altı ayda, 280.000 kişi tarafından kullanıldı.In the first six months after the booth was erected, it was used by 280,000 people.