Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Tehát, a változatosság fontos. Kölcsönöztél ki valaha is olyan filmet, amit már láttál egyszer?
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Variatie is dus belangrijk. Heb je wel eens een film gehuurd die je al gezien had?
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Vì vậy, sự đa dạng rất quan trọng.
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Więc różnorodność jest ważna.
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Άρα η ποικιλία είναι σημαντική.
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Вы когда-нибудь брали напрокат видео или фильм, который вы уже видели?
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?И така, разнообразието е важно.
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?Отже, різноманіття важливе. Чи ви колись брали у прокаті фільм, який ви вже бачили?
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?אז, הגיוון חשוב. אי פעם שכרתם וידאו או סרט
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?إذن, التنوع أمر هام. هل حدث و قمت بتأجير فيلم
Hiç daha önce izlediğiniz bir kasedi ya da filmi kiraladınız mı?やったことのある人? 他にやることないの?
İçi bir kase gibi.Det är typ av som på insidan ska den se ut som en skål.
İçi bir kase gibi.É como se o lado de dentro parecesse com uma tigela.
İçi bir kase gibi.外に円柱または缶のように見えます。
İçinde, et, peynir ve marul aromalı 'O'lar var. Hem de tortilla kasesi içinde yeniyor.E' carne-, formaggio- e verdura- condita O's in una ciotola di tortilla.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.De menselijke vorm, en dan vooral het hoofd, werd beschouwd als de heilige graal van onze industrie.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.Forma umană, capul uman în special, era considerat Sfântul Graal al industriei noastre.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.Hình dáng con người, cụ thể là đầu người, được xem như Chén thánh trong ngành công nghiệp của chúng tôi.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.La forma humana, especialmente la cabeza, ha sido considerada el Cáliz Sagrado de nuestra industria.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.Postać człowieka, a w szczególności głowa, uznawane były za Święty Graal naszej branży.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.인체의 표현은, 특히나 얼굴 부분은, 영화계에서는 성배 (the Holy Grail) 처럼 여겨져 왔지요.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.Η ανθρώπινη μορφή και ειδικά το κεφάλι, θεωρείται ως το Άγιο Δισκοπότηρο στον τομέα μας.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.Людські форми, а особливо голова людини, вважались Святим Граалем в нашій індустрії.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.Человеческие формы, в особенности человеческая голова, считались священным Граалем для нашей индустрии.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.Човешкото тяло, и по-специално главата, се счита за Светия Граал на нашата индустрия.
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.הצורה האנושית, וביחוד ראש האדם,
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.حيث إن شكل الإنسان ، ولا سيما رأس الإنسان ، كان يعتبر مثل الكأس المقدسة في مجال صناعتنا .
İnsan formu, özellikle insan kafası endüstrimizin Kutsal Kasesi olarak düşünülmüştü.私たちの業界では神の領域とされていました 10年ほど経ってからプロジェクトが再始動しました
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.10種類のパスタソースを食べてもらいました 種類の違うソースをかけたパスタを小皿に10個です
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.2시간 동안 10가지 종류의 음식을 맛보게 했습니다.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.A dvě hodiny tam s nimi seděl a dával jim v průběhu těch dvou hodin, deset misek.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Dan mendudukkan mereka selama 2 jam dan memberi mereka, selama 2 jam itu, 10 mangkok.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Hän istutti heitä siellä kaksi tuntia ja antoi niiden kahden tunnin aikana heille kymmenen kulhoa.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Il les invitait à s'asseoir pendant deux heures et leur donnait, tout au long de ces deux heures, 10 bols.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.În hale mari. Şi i-a pus la masă pentru două ore şi le-a dat pe parcusul celor două ore, zece boluri.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.I stora hallar. Och han satte dem ner i två timmar och gav dem tio matskålar på dessa två timmar.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.leültette őket két órára és ez alatt a két óra alatt a kezükbe nyomott tíz tálat.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Mời họ ngồi và đưa cho họ, 10 bát chứa nước sốt trong suốt buổi giới thiệu kéo dài 2 tiếng.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Na dve hodiny ich posadil, a dal im počas tých dvoch hodín, desať misiek.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Reunia-as durante duas horas, e durante essas duas horas, dava-lhes10 tigelas.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.V velike hale. Posedel jih je za dve uri, in jim dal, v roku dveh ur, deset krožnikov.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Y los sentó durante dos horas y les dio, durante el transcurso de esas dos horas, diez boles.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Και τους έβαλε κάτω για δύο ώρες, και τους έδωσε, μέσα σε δύο ώρες, δέκα πιάτα.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.В големи зали. Държал ги вътре по два часа и им давал (в продължение на тези два часа) десет купи.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Саджав їх на дві години і протягом тих двох годин пропонував їм 10 мисок.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.Усаживал их на два часа и давал им на протяжении этих двух часов по десять тарелок.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.הוא הושיב אותם במשך שעתיים ונתן להם, במשך שעתיים, עשר קערות.
İnsanları iki saatliğine oturttu ve bu iki saat boyunca 10 tane kase verdi.وأجلسهم هناك لساعات , وأعطاهم, في غضون ساعتين, عشرة اطباق.
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.Disse, pois, Jesus a Pedro: Mete a tua espada na bainha; não hei de beber o cálice que o Pai me deu?
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.Entonces Jesús dijo a Pedro: --Mete tu espada en la vaina. ¿No he de beber la copa que el Padre me ha dado
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.I řekl Ježíš Petrovi: Schovej meč svůj do pošvy. Což nemám píti kalicha, kterýž mi dal Otec?
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.I rzekł Jezus Piotrowi: Włóż miecz twój w pochwę; izali nie mam pić kielicha tego, który mi dał Ojciec?
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.Isus a zis lui Petru: ,,Bagă-ţi sabia în teacă. Nu voi bea paharul, pe care Mi l -a dat Tatăl să -l beau?``
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.Jesus sa da til Peter: Stikk sverdet i skjeden! Skal jeg ikke drikke den kalk min Fader har gitt mig?
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.Jezus pa reče Petru:Vtakni meč svoj v nožnico. Ali naj ne pijem keliha, ki mi ga je dal Oče?
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.Jezus zei: "Doe dat zwaard weg! Zou Ik de beproeving die de Vader Mij stuurt, uit de weg gaan?"
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.예수께서 베드로더러 이르시되 검을 집에 꽂으라 아버지께서 주신 잔을 내가 마시지 아니하겠느냐 하시니라
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.Vtedy povedal Ježiš Petrovi: Daj svoj meč do pošvy! Či nemám piť kalich, ktorý mi dal Otec?
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.Но ако и да бе извършил толкова знамения пред тях, те пак не вярваха в Него;
İsa Petrusa, ‹‹Kılıcını kınına koy! Babanın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?›› dedi.Но Иисус сказал Петру: вложи меч в ножны; неужели Мне не пить чаши, которую дал Мне Отец?