Ana içeriğe geç
Sözlük

kaşe ile cümle

kaşe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kaşer yemek Avustralya'dan ithal edilmektedir.Pitná voda se musí částečně dovážet z Austrálie.
Foxy Brown hakkında ise "Onun kasetlerini oynatmadan bir gün geçiremiyordum.K jejich přístupu Igor Haefeli uvedlː "Nikdy jsme doopravdy skladby před jejich nahráváním nenacvičovali.
Lucas, Kutsal Kase fikrini ortaya attı.Václav totiž hájil zájmy Svaté stolice.
Grubun resmi üyeleri Mari-Leen Kaselaan, Rebecca Kontus, Laura Põldvere ve Jaanika Vilipo.V původní sestavě byli Mari-Leen Kaselaan, Rebecca Kontus, Laura Põldvere a Jaanika Vilipo.
Yedeklemeler sunuculardan lokal olarak kasetlere alınabilir.Zálohy lze stáhnout ze serverů lokálně na pásek.
Mantının bir kasesi suya dökülür.Jedna ruka se vždy ze vzpažení zasune do vody.
Buradaki dinletiler kayıt edildikten sonra dinleyicilere kaset olarak verilirdi.Místnost byla kvůli nahrávání přestavěna tak, aby mohli přijít i diváci.
Kasetlerde Katie ile Kristi'nin anne ve annelerinin erkek arkadaşı Dennis ile olan kamera görüntüleri vardır.Na videích jsou vidět dvojčata Katie a Kristi se svými rodiči.
Bu şirket Type-G adlı Japonya'nın ilk kaset çalarını yaptı.Compania a construit prima bandă de înregistrare din Japonia, numită la început „Tip-G”.
Orbit, Madonna'ya 13 parçalık bir dijital ses kaseti yolladı.Orbit i-a trimis cântăreței un digital audio tape cu 13 piese.
1980'li yılların sonunda film VHS kaset olarak yayımlanmıştır.Filmul a fost colorat la sfârșitul anilor 1980 pe casete VHS.
2005 yılında DVD ve kaseti çıkmıştır.Filmul a fost lansat în cinematografe și pe DVD în 2005.
Bir komşusunun verdiği Stevie Ray Vaughan kasediyle, Mayer'da yoğun bir blues sevgisi başladı.Un vecin i-a dat o casetă cu Stevie Ray Vaughan, care i-a cultivat lui Mayer dragostea pentru muzica blues.
Oraya gittim kaset yapmak istediğimi söyledim.Ma pregateam să plec la munte și am primit un telefon prin care eram chemat la un casting.
"Hatırla Sevgili'den Karışık Kaset'e koymayan var mı?".Ce se întâmplă dacă niciun antrenor nu apasă butonul pentru un concurent”.
Ve kaseti izlediklerinde şok olurlar.Cînd vezi videoclipul e întradevăr uimitor.
Oysa herkes bu kasetlerin gelecek nesiller için faydalı olabileceği görüşündedir.Este posibil ca aceleași persoane să fie surse utile și pe viitor.
Kaset bu sefer de polisin eline geçmez.A rendőrök ezúttal sem veszik komolyan.
TÜRKSOY'un mevcut genel sekreteri, eski Kazakistan Kültür Bakanı olan Düysen Kaseyinov'dur.A TÜRKSOY főtitkára Dujszen Kaszejinov, Kazahsztán volt kulturális minisztere.
Basê, kasetleri çıkarmış ve onları dinlemektedir.Lyle elveszi a felvételt és elszalad.
2009’un ortalarında, haftada 200 bin kâse Chobani yoğurdu satılıyordu.Ghánában, Accra városában évente körülbelül 200 000 kilogramm nádipatkány-húst adnak el.
Toshiko Kasen, Kazuki Kasen’in karısıdır.Toshiko Kasen: Kazuki felesége, de mégis ellene van.
"Erdoğan'ın kasedi 'süngüsüz'".Rincon „téves” elrablása.
Tanrı büyük Babil'i anımsadı, ona ateşli gazabının şarabını içeren kâseyi verdi.A nagy Babilon is sorra került Isten színe előtt, hogy neki adják Isten haragos indulata borának a poharát.
Ancak bunu, gerçek bir kaset çalışması olarak kabul etmiyor.Tudják, hogy ez azért van, mert nem az igazi szalag volt náluk.
Albüm plak ve kaset olarak basıldı.Az album hanglemezen és kazettán jelent meg.
Lucas, Kutsal Kase fikrini ortaya attı.Lúcia szerint a Szent Szűz ez utóbbit fogadta el.
Oraya gittim kaset yapmak istediğimi söyledim.Már itthon voltam, amikor közölték velem, hogy a Krízissel nyertem.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.Kaseteilla Hannah kertoo kolmetoista syytä miksi hän riisti oman henkensä.
Leydi Macbeth (brindisi müziği) şeklinde bir şarkı söyler (Si colmi il çaliçe - "Şarap kaşesini doldur.")Lady Macbeth laulaa juomalaulun (brindisin) Si colmi il calice (Täyttäkää kupit).
Grubun resmi üyeleri Mari-Leen Kaselaan, Rebecca Kontus, Laura Põldvere ve Jaanika Vilipo.Suntriben alkuperäiset jäsenet olivat Mari-Leen Kaselaan, Rebecca Kontus, Laura Põldvere ja Jaanika Vilipo.
Oraya gittim kaset yapmak istediğimi söyledim.Puhelinsoitto saatiin kuin saatiinkin nauhoitettua.
1952 yılında ve onu takiben 1966'da kompakt kaset ile manyetik bantların üretimine başladı.Vuonna 1952 aloitettiin magneettinauhan valmistus, jota seurasi nauhakasettien valmistus vuonna 1966.
Daha önce, Muntaser Almanya ve İsviçre'den kaset ithal etti.Gotthardin maantietunneli on merkittävä ajoreitti Italiasta Sveitsiin ja Saksaan.
"Hatırla Sevgili'den Karışık Kaset'e koymayan var mı?".Joku on laittanut väärän levyn kansien sisään.”
Sabah, Fred yine bir video kaset bulur.Seuraavana aamuna Marcel löytää häätöilmoituksen ovestaan.
Başta kaset olarak satışa sunulan tekli, 1994'te CD olarak da yayımlandı.Kultaa Aknepop myi vasta sen ilmestyttyä CD-painoksena vuonna 1994.
Onun için gence onu Kutsal Kase'ye bakma törenine götürmek istediğini söyler.Jeesus kertoi hänelle haluavansa tulla vierailulle Sakkeuksen kotiin.
DJ Premier (Waxmaster C adıyla da biliniyordu) ona bir beat kaseti gönderdi.C.A. Rosetti, tuleva ministeri, tarjosi hänelle erään kirjapainon johdon.
Dolayısı JVC bu hareketiyle 80'lerdeki video kaset formatı savaşını başlatmış oldu.VCR-järjestelmä ei siten osallistunut 1980-luvun videojärjestelmäsotaan.
İlk kasedini çıkartma olayı şu şekilde oldu.Ehkä siksi uuden levyn tekeminen tuntui samanlaiselta.
Nibbles, Tom'un burnuna tırmandı ve O Tom'un kasesinin kenarına zıpladı.Tomin pilkattua Carlia tämä tarttui patsaaseen ja löi sillä Tomia päähän.
Tüm yirmi dokuz katılımcının ses kasetleri ulusal jürilere sunulmuştur.Οι ακουστικές ταινίες των είκοσι εννέα συμμετεχόντων υποβλήθηκαν σε εθνικές επιτροπές.
Lawrence ve Adam'ın ceplerinde "Beni Oynat" yazan iki kaset bulurlar.Ο Λόρενς και ο Άνταμ θα ανακαλύψουν κασέτες στις τσέπες τους με τίτλο "Παίξε με".
Bu şirket Type-G adlı Japonya'nın ilk kaset çalarını yaptı.Η εταιρεία δημιούργησε την πρώτη μαγνητοταινία της Ιαπωνίας, που ονομάζεται Type-G.
"Kasetteki gerçekler".«Θρύλοι του Ταινάρου».
1997 yılından bu yana TDK yavaş yavaş kompakt kaset üretiminden çekilmiştir.Μετά το 1995 σταδιακά σταματά η παραγωγή του καπνού.
Titürel'in sesi oğlu Amfortas'a Kutsal Kase'yi kapayan örtüyü açmasını söyler.Ακούγεται η φωνή του Τίτουρελ που λέει στο γιο του, Αμφόρτας, να αποκαλύψει το Δισκοπότηρο.
Tepeleme bir kaseye doldurulan buz şurup için hazırdır.Βάλτε όλα τα υλικά σε ένα σέικερ που είναι γεμάτο παγάκια.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.I disse bånd forklarer Hannah de 13 grunde til at hun dræbte sig selv.
Adını tonkatsu (domuz pirzola) ve donburiden (pirinç kasesi) almaktadır.Navnet er sammensat af tonkatsu (paneret svineschnitzel) og donburi (keramikskål).
Kardashian, kasetin sahiplenilmesi için Vivid Entertainment'a dava açtı.Kim Kardashian sagsøgte Vivid Entertainment for ejerskab af videoen.
Kirkus'ın korku filmlerin kutsal kasesini kurtardığı için tebrik edilmesi lâzım."Kirkus skal have æren for nærmest at redde gyserfilmenes hellige gral."
Titürel'in sesi oğlu Amfortas'a Kutsal Kase'yi kapayan örtüyü açmasını söyler.Titurels stemme høres, som beder sønnen, Amfortas, at afdække gralen.
Basê, kasetleri çıkarmış ve onları dinlemektedir.Shaq har lavet film og indspillet albums.
Üçü birlikte Kutsal Kase şatosuna gitmek üzere yola koyulurlar.Sammen flygtede de hen til præstegården.
2000'in üzerinde kaset yaptı.Den var lavet i cirka 2000 oplag .
İkinci kasetinin ismi Sensiz İki Gün oldu.Tittelsporet ble sluppet som single to dager etter.
Torbalar aranınca kase ve paralar Bünyamin'in torbasında çıktı.I mangel av ryggsekk ble proviant og utstyr puttet i lommene.
"Kasetteki gerçekler".«Båntjernveien».
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod