Sezon Finalinde İsmail ile evleneceği akşam kasabaya gelen müfettiş ile kaçar.Παντρεύεται με την Ευρυδίκη κατά την παραμονή του στην πόλη.
Adem ısrar ettiğinde ise büyü ile kaçar ve onu terk eder.Όταν προστίθεται στις τροφές, ανοίγει την όρεξη και τις νοστιμεύει.
Karbondioksit, sistemden kaçarak havaya karışır.Το διοξείδιο του άνθρακα μπορεί να παραληφθεί από την απόσταξη του αέρα.
Ona aşık olur ve ikisi birlikte Hitay'a kaçarlar.Η Αν ερωτεύεται τον Στου και οι δυο τους παντρεύονται κρυφά.
Selina kaçar.Σελάνα Βροντή.
Ama iblis kaçar.Djævlen fejler.
Bunun üzerine evden kaçar.Hun flygter derfra.
Gayri meşru çocuk yapıp kaçar.Hunden løber og løber...
Daha sonra tekrar yeraltından kaçar.Det tvinger ham til endnu en gang at gå under jorden.
Vickers filika yardımı ile kaçar ve Janek Prometheus'u Mühendis'in gemisine çarptırır.Janek flyver ”Prometheus” direkte ind i Ingeniøren rumskib.
Kate ve Tom kaçmaya çalışır, ama Tom kazada ölür ve Kate ise polislerden kaçar.Skudene slår Tom ihjel, og Kate løber væk umiddelbart efter bilen forulykker.
Nazi rejiminden kaçarak 1938 yılında Paris'e taşındı.Han undslap det nazistiske regime, da han emigrerede han til Paris i 1938.
Ormana kaçar.En lysning i skoven.
Bu panik halinde geriye kaçarak kendi hatlarına daldılar.I panik flygtede de mod toget.
Kız, Daniş'in annesinin mücevherlerini çalarak kaçar.Francis havde arvet smykkerne gennem sin mor.
Üçü beraber buradan kaçarlar.De tre omgås stadig.
Sibergölge üçünden kaçar.Drik Din Hjerne Ud 3.
Adam onu engellemeye çalışınca da onu vurup kaçar.Da han ikke vil, slår hun op med ham.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.De fløjter, når de bliver forstyrret.
Tuleyha kaçarak Suriye'ye gitti.Sidstnævnte flygtede til Syrakus.
Birlikte kaçarlar.De planlegger å flykte sammen.
Laurie, Michael'dan kaçar.Ruth er redd for å miste Michael.
Soyguncular ise Will'i geride bırakarak araçla kaçarlar.Men de nekter å dra etter piratene for å redde Will.
Ardından ikisi de kale duvarlarından atlayıp kaçarlar.Fra disse to nedstammer Frønningen og Lærdal grenene.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny dreper ved et uhell mannen foran øynene på mannens barn, før han blir skadd under flukten.
Wesker kaçar, iki ortak kovalar.Kaptein Dawson vil jage paret bort.
Buradan kaçarak Paris’e yerleşti.Dette presset ham til å flykte til Paris.
Aile West Helena, Arkansas'a kaçarak birkaç hafta buradaki kiralık bir odada yaşadı.De flyktet til West Helena i Arkansas hvor de levde i frykt i leide rom i flere uker.
Tehlike anında ya kendilerini toprağa uzanarak saklar ya da kaçarlar.Eller for å gjemme seg eller flykte fra noe.
Buna herkesin şaşkınlığından faydalanan Leporello hemen oradan kaçar.Det viser seg at Ocelot har lurt alle fra begynnelsen av det hele.
Frodo yüzüğü takarak kaçar.Frodo ender opp med å ta på seg ringen for å slippe unda.
Peçe yine durur ve Doktor kaçar.Hun besvimer igjen og Doktoren våkner.
Bu olaydan 5 kişi kaçarak kurtulmuş, 34 kişi ölmüştür.Fem mennesker døde av bombingen og 34 ble skadet.
Tanrı Yakup'a Beytel'e gitmesini ve orada ağabeyinden kaçarken gördüğü tanrıya bir sunak yapmasını emretti.Gud ber Jakob dra til Betel og oppføre et alter for Gud som viste seg for ham da han rømte fra Esau.
Joker kaçar.Joe rømmer.
Bunun üzerine evden kaçar.Forskrekket flykter hun derfra.
Setsuna'nın yandaşları da cehennemden zamanında kaçarlar.Også Stavangerskes datterselskap vil bli slått sammen med Tide Sjø AS.
Bu sırada şehir nüfusunun üçte biri çatışmalardan kaçarak şehri terk etmiştir.I åpningsdagene ble det rapportert at opptil en tredjedel av sivilbefolkningen hadde fledd byen.
Onları tanımayıp kaçar.De skjønner ikke hvorfor og stikker av.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Gorillaer gjesper når de blir engstelige.
Daha sonra hepsi bir gemiye binip kaçar.Ni mann tok seg om bord i en.
Daha sonra R2-D2 buradan kaçarak ve tabii ki C-3PO'yu peşine takarak Obi-Wan'ı bulmaya koyulmuştur.Neste morgen har R2-D2 dratt for å lete etter Obi-Wan, og Luke og C-3PO finner droiden et lite stykke unna.
Üçü beraber buradan kaçarlar.Begge jentene rømmer fra stedet.
Kolçak Omsk’dan 13 Kasımda kaçarak Irkutsk’a doğru yola çıkmıştır.Den 3 juli forlot deltakerne Irkutsk for å fortsette mot Omsk.
Tiberius kaçarak Bitinya' ya geçti.Kimberly prøver å unnslippe.
Ama Buffy kaçarak kendisini şüpheli durumuna düşürmüştür.Men Fagin er blitt mistenksom.
Tony teröristleri öldürür ve oradan kaçar.Danny skyter og dreper Jeff og guttene flykter fra stedet.
O sıcak takip Kaptan Amerika ile, kaçar.Helikopteret flyr vekk, og den amerikanske destroyeren følger etter dem på diskret avstand.
Gauguin Arles'dan kaçarak gitti ve bir daha van Gogh'u görmedi.Gauguin melarikan diri dari Arles dan tak pernah bertemu dengan Van Gogh lagi.
Daha sonra hepsi bir gemiye binip kaçar.Kemudian mereka melarikan diri dan menaiki salah satu kapal.
İkili patlamadan kaçarlar.Keduanya lalu meledak.
Işıktan kaçarak karanlık yerlerde yaşarlar.Mereka hidup di tempat-tempat gelap untuk menghindari cahaya.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Para burung pun kaget dan melarikan diri.
Bunun üzerine evden kaçar.Ia kabur dari rumah.
Birlikte kaçarlar.Mereka pun kabur bersama.
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Dalam sebagian besar penglihatan, beruang biasanya menghindar dan melarikan diri dari manusia.
Ama Jango kaçar.Namun, Anton langsung kabur.
Işıktan kaçar, iyi uçucu değildir.Cahaya yang menerangi bukan dari lampu listrik.
Daha sonra da Afşarlar, Zendler ve Kaçarlar tarafından yönetilmiştir.Pada waktu itu pula dipersembahkan korban kerbau, kuda, babi dan ayam.
Cansu daha fazla dayanamaz ve evden kaçar.Dia tidak betah dan ingin pulang terus.