kızkardeş ile cümle

kızkardeş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu kızımız hazır, ama kızkardeşi Florida'da hazırlanıyor.Esta nave y su nave gemela... ...salen mañana a Florida, para ser preparadas.
Bu kızımız hazır, ama kızkardeşi Florida'da hazırlanıyor.Hon och systerfarkosten ska till Florida i morgon för att förberedas för start.
Bu kızımız hazır, ama kızkardeşi Florida'da hazırlanıyor.Jutro te dwa bliźniacze promy wyruszą na Florydę. Sądziłem, że powinniście to zobaczyć.
Bu kızımız hazır, ama kızkardeşi Florida'da hazırlanıyor.Lei e I'altra partiranno domani per una prova di lancio in Florida.
Bu kızımız hazır, ama kızkardeşi Florida'da hazırlanıyor.Se ja sen sisaralus lähtevät huomenna Floridaan laukaisun valmisteluun.
Bu kızımız hazır, ama kızkardeşi Florida'da hazırlanıyor.Zítra oba odvážíme na Floridu.
Bu kızımız hazır, ama kızkardeşi Florida'da hazırlanıyor.Τα δύο σκάφη στέλνονται στη Φλόριδα απ'όπου θα εκτοξευθούν.
Bu kızımız hazır, ama kızkardeşi Florida'da hazırlanıyor.Тази совалка и още една като нея утре заминават за Флорида.
Bu kızımız hazır, ama kızkardeşi Florida'da hazırlanıyor.هي وسفينة أختها في فاندنبرج سيرحلوا غداً لتجهيز الإطلاق فى فلوريدا
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.A když to pověděla, odešla a zavolala tajně Marie, sestry své, řkuci: Mistr zde jest, a volá tebe.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.A keď to povedala, odišla a zavolala Máriu, svoju sestru, tajne, povediac: Učiteľ je tu a volá ťa.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.A to rzekłszy szła i potajemnie zawołała Maryję, siostrę swoję, mówiąc: jest tu nauczyciel, i woła cię.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.Dito isto, retirou-se e foi chamar em segredo a Maria, sua irmã, e lhe disse: O Mestre está aí, e te chama.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.Hierna ging zij weg om haar zuster te halen. "Maria", zei zij zacht, "de Meester is er en Hij wil je spreken."
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.In rekši to, odide in pokliče skrivaj Marijo, sestro svojo, rekoč: Učenik je tu in te kliče.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.Ja tämän sanottuaan hän meni ja kutsui salaa sisarensa Marian sanoen: "Opettaja on täällä ja kutsuu sinua".
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.이 말을 하고 돌아가서 가만히 그 형제 마리아를 불러 말하되 선생님이 오셔서 너를 부르신다 하니
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.Người nói xong , liền về , lén kêu em là Ma-ri , mà rằng : Thầy ở đằng kia , đương gọi em lại .
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.Người nói xong, liền về, lén kêu em là Ma-ri, mà rằng: Thầy ở đằng kia, đương gọi em lại.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.Затуй фарисеите рекоха помежду си: Вижте, че нищо не постигате! Ето, светът отиде след Него.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.І, се промовивши, пійшла та й покликала Марию, сестру свою, нишком, кажучи: Учитель прийшов, і кличе тебе.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.Сказав это, пошла и позвала тайно Марию, сестру свою, говоря: Учитель здесь и зовет тебя.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.ויהי אחר דברה זאת ותלך ותקרא למרים אחותה בסתר לאמר הנה המורה פה וקרא לך׃
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.ولما قالت هذا مضت ودعت مريم اختها سرّا قائلة المعلّم قد حضر وهو يدعوك.
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.馬 大 說 了 這 話 、 就 回 去 暗 暗 的 叫 他 妺 子 馬 利 亞 說 、 夫 子 來 了 、 叫 你
Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryemi gizlice çağırdı. ‹‹Öğretmen burada, seni çağırıyor›› dedi.馬大 說 了 這話 、 就 回去 暗暗 的 叫 他 妺子 馬利亞說 、 夫子 來 了 、 叫 你
Burada sağda kızkardeşi Kylie, şimdi doktor oldu. bu Natasha ile aramızda bir anlaşmaEsta é a Kylie, a irmã dela, que é agora médica, à direita. Isto foi um acordo que fiz com a Natasha.
Burada sağda kızkardeşi Kylie, şimdi doktor oldu. bu Natasha ile aramızda bir anlaşma오른쪽에 보이는 것이 여동생인 카일리이고 지금은 의사가 되었죠. 이건 애틀랜타에 도착했을 때 나타샤가 제 수염을
Burada sağda kızkardeşi Kylie, şimdi doktor oldu. bu Natasha ile aramızda bir anlaşmaבצד ימין, זו קיילי, אחותה, שהיום היא רופאה. זו העסקה שהייתה לי עם נטשה, לפיה כשהגענו לאטלנטה
Burada sağda kızkardeşi Kylie, şimdi doktor oldu. bu Natasha ile aramızda bir anlaşmaهذه كيلي أختها ، على اليمين ،التي تعمل كطبيبة الآن. كان هذه اتفاقي مع نتاشا، و هو أنه حين نصل إلى أطلنطا
Burada sağda kızkardeşi Kylie, şimdi doktor oldu. bu Natasha ile aramızda bir anlaşmaこれは私たちがアトランタについたときのナターシャと私の取り決めで 彼女は私のあごひげを切っています
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Aceştia sînt toţi fiii lui David, afară de fiii ţiitoarelor. Şi Tamar era sora lor.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.A cić wszyscy są synowie Dawidowi, oprócz synów z założnic; a Tamar była siostra ich.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Alle disse var Davids sønner foruten de sønner han fikk med sine medhustruer; og Tamar var deres søster.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Ấy là những con trai của Ða-vít, chẳng kể các con trai của những cung phi; và Ta-ma là chị em của chúng.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Ấy_là những con_trai của Ða - vít , chẳng kể các con_trai của những cung_phi ; và Ta-ma là chị_em của chúng .
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Ce sont là tous les fils de David, outre les fils des concubines. Et Tamar était leur soeur.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Das sind alles Kinder Davids, ohne was der Kebsweiber Kinder waren. Und Thamar war ihre Schwester.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Detta var alla Davids söner, förutom sönerna med bihustrurna; och Tamar var deras syster.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Det var alle Davids Sønner foruden Medhustruernes Sønner; og Tamar var deres Søster.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.In deze lijst zijn de zonen van zijn bijvrouwen niet opgenomen. David had ook nog een dochter, Tamar.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.다 다윗의 아들이요 저희의 누이는 다말이며 이 외에 또 첩의 아들이 있었더라
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Mindezek a Dávid fiai, az õ ágyastársainak fiain kivül; és ezeknek a huga, Támár.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Tässä ovat kaikki Daavidin pojat, lukuunottamatta sivuvaimojen poikia. Ja Taamar oli heidän sisarensa.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Todos estes foram filhos de Davi, afora os filhos das concubinas; e Tamar foi irmã deles.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Todos éstos fueron los hijos de David, sin contar los hijos de las concubinas. Tamar fue hermana de ellos
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.To všetko boli synovia Dávidovi krome synov ženín, a Támar, ich sestra.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Tutti costoro furono figli di Davide, senza contare i figli delle sue concubine. Tamàr era loro sorella
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Všickni ti synové Davidovi krom synů ženin, a Támar sestra jejich.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Vsi ti so bili sinovi Davidovi, razen sinov priležnic; Tamara pa je bila njih sestra.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.παντες υιοι του Δαβιδ, πλην των υιων των παλλακων, και Θαμαρ η αδελφη αυτων.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.Вот все сыновья Давида, кроме сыновей от наложниц. Сестра их Фамарь.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.всички тия бяха Давидови синове освен синовете от наложниците; и Тамар беше тяхна сестра.
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.כל בני דויד מלבד בני פילגשים ותמר אחותם׃
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.الكل بنو داود ما عدا بني السراري. وثامار هي اختهم
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.這 都 是 大 衛 的 兒 子 、 還 有 他 們 的 妹 子 他 瑪 、 妃 嬪 的 兒 子 不 在 其 內
Bütün bunlar, Davutun cariyelerinden doğanlar dışındaki oğullarıydı. Tamar onların kızkardeşidir.這 都 是 大衛 的 兒子 、 還有 他們 的 妹子 他 瑪 、 妃嬪 的 兒子 不 在 其 內
Çaldın gönlümü kızkardeşim, yavuklum, Bir bakışınla, Gerdanlığının tek zinciriyle çaldın gönlümü!Du har fanget mig, min Søster, min Brud, du har fanget mig med et af dine Blikke, med en af din Halses Kæder.
Çaldın gönlümü kızkardeşim, yavuklum, Bir bakışınla, Gerdanlığının tek zinciriyle çaldın gönlümü!Jala jsi srdce mé, sestro má choti, jala jsi srdce mé jedním okem svým, a jedinou točenicí hrdla svého.
Çaldın gönlümü kızkardeşim, yavuklum, Bir bakışınla, Gerdanlığının tek zinciriyle çaldın gönlümü!나의 누이 나의 신부야 네가 내 마음을 빼앗았구나 네 눈으로 한번 보는 것과 네 목의 구슬 한 꿰미로 내 마음을 빼앗았구나

İlgili Sayfalar