Kızılhaç'ın şubesinde kurul üyesi olan erkek arkadaşı tarafından hediye olarak verilmiş.하부 부서 이사회 임원이던 그녀의 남자친구에게 받은 선물이었습니다
Kızılhaç'ın şubesinde kurul üyesi olan erkek arkadaşı tarafından hediye olarak verilmiş.על יד החבר שלה. שהיה במועצת המנהלים במחלקה אחת של הצלב האדום בלשכת המסחר.
Kızılhaç'ın şubesinde kurul üyesi olan erkek arkadaşı tarafından hediye olarak verilmiş.من صديقها الذى كان عضواً في أحد أقسامها منظمة الصليب الأحمر في غرفة التجارة.
Kızılhaç'ın şubesinde kurul üyesi olan erkek arkadaşı tarafından hediye olarak verilmiş.彼は赤十字の商工会議所支部の 役員だったのです とても込み入った話です
Kızılhaç'ın şubesinde kurul üyesi olan erkek arkadaşı tarafından hediye olarak verilmiş.都系距男朋友送。 距的男朋友系紅十字商會 旗下部門的前任董事會成員。
"Kızılhaç kapandı" dedi.Anh ta nói," Hội Chữ Thập Đỏ đóng cửa rồi."
"Kızılhaç kapandı" dedi.A on na to: "Czerwony Krzyż jest zamknięty."
"Kızılhaç kapandı" dedi.A on odpověděl: "Červený kříž je zavřený."
"Kızılhaç kapandı" dedi.A on povedal: "Červený kríž zatvorili."
"Kızılhaç kapandı" dedi."Crucea Roșie e închisă", mi-a răspuns.
"Kızılhaç kapandı" dedi.E lui disse: "La Croce Rossa è chiusa".
"Kızılhaç kapandı" dedi.És ő azt mondta, 'A Vöröskereszt bezárt.'
"Kızılhaç kapandı" dedi.Et il a dit : " La Croix-Rouge a fermé. "
"Kızılhaç kapandı" dedi.Hij zei: "Het Rode Kruis is dicht."
"Kızılhaç kapandı" dedi.그가 말했습니다. "적십자는 문을 닫았습니다."
"Kızılhaç kapandı" dedi."Porque é que não tem as pernas artificiais?" E ele disse: "A Cruz Vermelha fechou."
"Kızılhaç kapandı" dedi.Und er sagte: "Das Rote Kreuz hat geschlossen."
"Kızılhaç kapandı" dedi.Y me dijo: "La Cruz Roja cerró".
"Kızılhaç kapandı" dedi.Και μου είπε, "Ο Ερυθρός Σταυρός έκλεισε."
"Kızılhaç kapandı" dedi.А той отговори, "Червеният кръст затвори."
"Kızılhaç kapandı" dedi.На что он ответил: "Красный Крест закрылся".
"Kızılhaç kapandı" dedi.והוא אמר, "הצלב האדום נסגר."
"Kızılhaç kapandı" dedi.وقال: "لقد أقفل الصليب الأحمر."
"Kızılhaç kapandı" dedi.深く考えずに私は彼に言いました
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.Czerwony Krzyż musiał zwołać konferencję prasową aby wyjaśnić sprawę a dochodzenie nadal się toczy.
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.적십자사는 이를 분명히 하기 위해 기자회견을 열었고, 조사는 아직도 진행 중에 있습니다
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.שהצלב האדום היה צריך לכנס מסיבת עתונאים על מנת להבהיר את הנושא. והחקירה נמשכת.
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.بحيث اضطر الصليب الاحمر لعقد مؤتمرا صحفيا لتوضيح ذلك ، والتحقيق مازال جاريا .
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.以至於紅十字會開記者招待會 來澄清"郭美美事件", 此事件因此亦被不斷調查。
Kızılhaç olayı aydınlatmak için basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldı ve soruşturma hala devam ediyor.真相を解明させられました 捜査は未だに続いています 現時点で我々が知っているのは
Kızılhaç Yardım Merkezinde tedavi oluyorlar.Alberto Cairon johtamassa Punaisen Ristin kuntoutuskeskuksessa.
Kızılhaç Yardım Merkezinde tedavi oluyorlar.Czerwonego Krzyża. Prowadzi je Alberto Cairo.
Kızılhaç Yardım Merkezinde tedavi oluyorlar.알베르토 카이로에 의해 운영되는 적십자 중독치료센터에서 치료를 받았습니다.
Kızılhaç Yardım Merkezinde tedavi oluyorlar.la centrul Crucii Roşii din Alberto Cairo.
Kızılhaç Yardım Merkezinde tedavi oluyorlar.במרכז השיקום של הצלב האדום בניהול אלברטו קאירו.
Kızılhaç Yardım Merkezinde tedavi oluyorlar.في رحاب الصليب الأحمر الذي يديره ألبرتو كايرو.
Kızılhaç Yardım Merkezinde tedavi oluyorlar.残っていた地雷で脚を失った少年です
Mikroblog Twitter'ın çince versiyonu. Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Und sie behauptete, Generaldirektorin vom Roten Kreuz in der Wirtschaftskammer zu sein.
Mikroblog Twitter'ın çince versiyonu. Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Y decía ser la gerente general de la Cruz Roja en la Cámara de Comercio.
Mühürler, beş pasaport, boş kızılhaç pasaportları. - Hemen.Sellos, cinco pasaportes...
Mühürler, beş pasaport, boş kızılhaç pasaportları. - Hemen.Талоны, пять паспортов, бланки удостоверений Красного Креста.
Mülteciler Finlandiya’ya vardıklarında, Kızılhaç’ın çalışanları mültecileri havaalanında karşılamaya gider.Cuando los refugiados lleguen a Finlandia, un trabajador de la Cruz Roja acudirá al aeropuerto a recibirlos.
Mülteciler Finlandiya’ya vardıklarında, Kızılhaç’ın çalışanları mültecileri havaalanında karşılamaya gider.Kun pakolaiset saapuvat Suomeen, punaisen ristin työntekijä tulee lentokentälle vastaanottamaan heitä.
Mülteciler Finlandiya’ya vardıklarında, Kızılhaç’ın çalışanları mültecileri havaalanında karşılamaya gider.När flyktingarna anländer till Finland kommer en anställd från röda korset till flygplatsen och tar emot dem.
Mülteciler Finlandiya’ya vardıklarında, Kızılhaç’ın çalışanları mültecileri havaalanında karşılamaya gider.Когда беженцы прибывают в Финляндию, работник Красного Креста встречает их в аэропорту.
Mülteciler Finlandiya’ya vardıklarında, Kızılhaç’ın çalışanları mültecileri havaalanında karşılamaya gider.يكون عاملو جمعية الصليب الأحمر الفنلندية باستقبال لاجئي الحصة بالمطار عند وصول هؤلاء إلى فنلندا.
Mülteciler Finlandiya’ya vardıklarında, Kızılhaç’ın çalışanları mültecileri havaalanında karşılamaya gider.难民可以像难民资讯中心或法律援助机构咨询法律问题和寻求帮助。
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Dia mengatakan akan menjadi Manajer Umum dari Palang Merah di bagian Dewan Niaga.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.E afirmava ser a diretora-geral da Cruz Vermelha na Câmara do Comércio.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.E si spacciava per il direttore generale della Croce Rossa alla Camera di Commercio.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Et elle a prétendu être le directeur général de la Croix-Rouge à la Chambre de Commerce.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Hän väitti olevansa Punaisen Ristin toimitusjohtaja kauppakamarilla.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.그리고 그녀는 자신이 상공회의소에서 적십자사의 총괄 책임자라고 했었습니다
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Og hun påstod, at hun var Røde Kors' administrerende direktør i Handelskammeret.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Predstavljala se je kot generalna direktorica Rdečega križa pri Trgovinski zbornici.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Şi susţine că este managerul general al Crucii Roşii la Camera de Comerţ.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Tvrdila, že je ředitelkou místní divize Červeného kříže na Ministerstvu obchodu.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Tvrdila, že je vedúcou manažérkou Červeného kríža v Obchodnej komore.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Twierdziła, że jest dyrektorem naczelnym Czerwonego Krzyża w Izbie Handlowej.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.Và cô tự nhận là tổng giám đốc của Hội Chữ Thập Đỏ ở Phòng Thương Mại.