Ben Batı Kıyısındanım.I'm from the West Coast.
Bu taşların nehir kıyısından getirildiği anlaşılmaktadır.It is hard to distinguish the instruments found here from river stones.
E6 otoyolu gölün batı yakası kıyısından geçmektedir.The European route E06 highway passes along the west coast of the lake.
Öncesinde Fırat kıyısından 100 metre içerdeydi.We were about 100 metres from the beginning of the curve.
Uzayın hemen kıyısından bir paraşüt atlayışı.A parachute jump from the very edge of space.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.This is from the coast of Brittany, which is being enveloped in this green, algal slime.
Mart 2014'te Sibirya'daki bir nehir kıyısından toplanan toprak örneğinde bulunmuştur.It was discovered in March 2014 in a soil sample collected from a riverbank in Siberia.
Kazakistan'ın Hazar kıyısından Sincan, Çin'e kadar uzanmaktadır.It runs from Kazakhstan's Caspian shore to Xinjiang in China.
İki haftalığına batı kıyısından aşağı indi ve sonra doğu kıyısına geçti.He went down the west coast for two weeks and then crossed to the east coast.
Bu nokta, en yakın deniz kıyısından yaklaşık 2.648 km uzaklıktadır.Ce point est à une distance de 2 648 km de la côte la plus proche.
9 Eylül günü, Gabrielle Kuzey Karolina kıyısından karaya giriş yaptı.وفي 9 أيلول/سبتمبر، أدلى غابرييل اليابسة على ساحل كارولينا الشمالية.
Avşar Barajı nın baraj gölü kıyısından seyreden yoldan devam edilir.المجموعة تكتشف غرفة المحركات على الجانب الآخر من الممر المغمور بالمياه.
Nero bir yarışmacı olarak on atlı araba yarışına katıldı ve arabadan düşmesi sonucu ölümün kıyısından döndü.Como competidor, Nero conduziu um carro de dez cavalos e quase morreu ao sofrer uma queda.
Avşar Barajı nın baraj gölü kıyısından seyreden yoldan devam edilir.O bairro ainda é banhado pelo final da Lagoa de Saquarema.
E6 otoyolu gölün batı yakası kıyısından geçmektedir.De Europese weg E6 loopt langs de oostelijke oever.
Plinius, onların Eyn Gedi kentinin yukarısında Ölü Deniz'in kıyısından içerilerde yaşadıklarını yazmaktadır.Plinius de Oudere schrijft dat de Essenen leefden in het “onherbergzame gebied ten westen van de Dode Zee”.
Irminger Akıntısı, İzlanda'nın güneybatı kıyısından batıya uzanan Kuzey Atlantik Okyanusu akıntısıdır.De Irmingerstroom is een Oceaanstroom in de Noordelijke Atlantische Oceaan ten zuidoosten van IJsland.
Nero bir yarışmacı olarak on atlı araba yarışına katıldı ve arabadan düşmesi sonucu ölümün kıyısından döndü.Som tävlande förde Nero en vagn med tiospann och var nära att dö efter att ha kastats av den.
Müzenin Haliç kıyısından bir görünümü, sağda Hasköy İskelesi, solda ilerde Haliç Köprüsü (Şubat 2013)Вид на музей з берега Золотого Рогу. Пристань Хаскьой праворуч, міст Золотий Ріг ліворуч (лютий 2013 року)
Bu nokta, en yakın deniz kıyısından yaklaşık 2.648 km uzaklıktadır.Această poziție este la peste 2.600 kilometri de cea mai apropiată coastă.
Bu nokta, en yakın deniz kıyısından yaklaşık 2.648 km uzaklıktadır.Ez a pont körülbelül 2648 km-re van a legközelebbi parttól.
Irminger Akıntısı, İzlanda'nın güneybatı kıyısından batıya uzanan Kuzey Atlantik Okyanusu akıntısıdır.Az Irminger-áramlat az Északi-Atlanti-óceánban Izlandtól délre halad keletről nyugati irányba.
Bu nokta, en yakın deniz kıyısından yaklaşık 2.648 km uzaklıktadır.Posisi ini adalah garis lurus sejauh 2648 km dari garis pantai terdekat.
Irminger Akıntısı, İzlanda'nın güneybatı kıyısından batıya uzanan Kuzey Atlantik Okyanusu akıntısıdır.Arus Irminger adalah arus samudra Atlantik yang mengalir ke barat dari pesisir barat daya Islandia.
Nero bir yarışmacı olarak on atlı araba yarışına katıldı ve arabadan düşmesi sonucu ölümün kıyısından döndü.Với tư cách là người thi đấu, Nero thi đua xe mười ngựa và gần chết sau khi bị tai nạn làm văng ra ngoài.
1970'lerde, ülkenin doğu kıyısından, batı kıyısına doğru uçtum.V 70. letech jsem letěl nad Spojenými státy od východního nad západní pobřeží.
1970'lerde, ülkenin doğu kıyısından, batı kıyısına doğru uçtum.كنت أطير عبر البلاد من الساحل الشرقي إلى الساحل الغربي عام 1970
Aslında tam olarak Dünya'da değil. Uzayın hemen kıyısından bir paraşüt atlayışı.O quizá más: un salto en paracaídas desde los confines del espacio.
Bir haberim var. Yaklaşık 200 metre güneyde nehir kıyısından küçük bir tekne çalınmış.Joen rannalta on varastettu pieni vene 200 metriä täältä etelään.
Brittany kıyısından.브르타뉴 해안가 일입니다.
Brittany kıyısından.la cual está siendo envuelta en este fango de algas verde.
Brittany kıyısından.ברפש האצות הירוק הזה.
Brittany kıyısından.بهذه الخضرة وحل الطحلب
Brittany kıyısından.これが特に注目されたのは
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Asta este de pe coastele din Britania, care este acoperită de această vâscozitate verde cu alge.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Ca vient des côtes de Bretagne, qui sont en train de se faire envelopper par cette bave verte d'algue.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Das ist die Küste der Bretagne, die von diesem grünen Algenschleim ummantelt ist.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Dit is de kust van Bretagne besmeurd met groene, slijmerige wieren.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Ini adalah pantai Brittany, yang telah diselimuti oleh lendir ganggang hijau ini.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Sono le coste della Bretagna, che sono ricoperte da questa mucillagine verde.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Tämä on Bretagnen rannikolta, joka on peittynyt vihreään limalevään.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.To zdjęcie z wybrzeża Bretanii, pokrytego szczelnie zielonym mułem z glonów.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Từ bờ biển của Brittany, cái mà được bao bọc bởi màu xanh lá, chất nhớt của tảo.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Това е от брега на Британия, обвит в една зелена, водораслова тиня.
Bu, şu yeşil yosunsu balçıkla kaplanmakta olan Brittany kıyısından.Фотография побережья Бретани, окруженное этой зеленой тиной.
Galapagos'u saran bu akıntılar aynı zamanda Pasifik'in karşı kıyısından da canlıları bu kıyılara getirmektedirProudy, jež se sbíhají kolem Galapág, sem rovněž přivádí tvory z opačných konců Pacifiku.
Galapagos'u saran bu akıntılar aynı zamanda Pasifik'in karşı kıyısından da canlıları bu kıyılara getirmektedirΤα συγκλίνοντα ρεύματα που περικλείουν τα Γκαλαπάγκος... έφεραν πλάσματα απ'τις απέναντι ακτές του Ειρηνικού.
Galapagos'u saran bu akıntılar aynı zamanda Pasifik'in karşı kıyısından da canlıları bu kıyılara getirmektedirБлагодаря сильным течениям в этом районе появилось много морских обитателей из разных регионов Тихого океана.
Galapagos'u saran bu akıntılar aynı zamanda Pasifik'in karşı kıyısından da canlıları bu kıyılara getirmektedirמפגש הזרמים העוטף את הגאלאפאגוס הביא גם יצורים מהקצה השני .של האוקיאנוס השקט לחופים אלה
Galapagos'u saran bu akıntılar aynı zamanda Pasifik'in karşı kıyısından da canlıları bu kıyılara getirmektedirالتيارات المتلاقية التي تطوق غالاباغوس جلبت أيضا مخلوقات إلى هذه الشواطئ من النهايات المعاكسة للمحيط الهادي
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.A Jezus poszedłszy stamtąd, przyszedł nad morze Galilejskie, a wstąpiwszy na górę, siedział tam.
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.Allontanatosi di là, Gesù giunse presso il mare di Galilea e, salito sul monte, si fermò là
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.A odšed odtud Ježíš, šel podle moře Galilejského, a vstoupiv na horu, posadil se tam.
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.Cuando Jesús partió de allí, fue junto al mar de Galilea, y subiendo al monte se sentó allí
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.Ðức Chúa Jêsus từ đó đi đến gần biển Ga-li-lê; rồi lên trên núi mà ngồi.
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.Ðức_Chúa_Jêsus từ đó đi đến gần biển Ga-li-lê ; rồi lên trên núi mà ngồi .
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.És onnét távozva, méne Jézus a Galilea tengere mellé; és felmenvén a hegyre, ott leüle.
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.In Jezus odide odtod in pride h Galilejskemu morju, in stopivši na goro, sede tam.
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.Isus a plecat din locurile acelea, şi a venit lîngă marea Galileii. S'a suit pe munte, şi a şezut jos acolo.
İsa oradan ayrıldı, Celile Gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.Ja Jeesus lähti sieltä ja tuli Galilean järven rannalle; ja hän nousi vuorelle ja istui sinne.