kıy ile cümle
kıy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Aptal parasının kıymetini bilmez.A fool and his money are soon parted.
Altın demirden daha kıymetlidir.Gold is more precious than iron.
Kıyıdan uzakta bazı botlar görüyorum.I can see some boats far away from the shore.
Menkul kıymetler borsası sürüp giden bir ekonomik kriz içindedir.The stock market is in a prolonged slump.
Ben, kıyıdan yaklaşık bir mil ötede bir balıkçı teknesi gördüm.I saw a fishing boat about a mile off the shore.
Firmamız kıyasıya rekabete karşı hayatta kalmakta başarısız oldu.Our company failed to survive against cutthroat competition.
Kıyılarımızın kirliliği çok ciddi.The pollution of our coasts is very serious.
Neden yaz kıyafetleri giymiyorsun?Why don't you wear summer clothes?
Maria kıyafetlere çok para harcıyor.Maria spends a lot of money on clothes.
Beth tamamiyle yeni kıyafetlerinden çok etkilenmiş ve mutluMary was very impressed with the professional appearance of her new outfit.
Paris Seine nehri kıyısında güzel bir şehirdir.Paris, which is on the Seine, is a beautiful city.
Ada kıyıdan yaklaşık iki mil uzaklıktadır.The island is about two miles off the coast.
Onlar o mağazada ayakkabı ve kıyafet satarlar.They deal in shoes and clothes at that store.
Kasaba, kıyıdan iki mil uzaktadır.The town is two miles away from the coast.
Gemi kıyıya doğru gitti.The ship made for the shore.
Çocuk kıyıya ulaşmak için boşuna çabaladı.The boy made vain efforts to reach the shore.
Balina, Wakayama kıyılarının açıklarında bulundu.The whale has been found off the coast of Wakayama.
Tekne kıyıya yakın demir attı.The boat anchored near the shore.
Satıcı kıyma makinesinin nasıl kullanılacağını gösterdi.The salesman demonstrated how to use the mincer.
On dakikalık bir başka yürüyüş bizi kıyıya getirdi.Another ten minutes' walk brought us to the shore.
Bildiğiniz gibi, hayat bir yolculukla kıyaslanabilir.As you know, life is comparable to a voyage.
Bu yol, kıyıya kadar uzanır.This road extends to the coast.
Bu kıymığı parmağımdan çıkaramıyorum.I can't get this splinter out of my finger.
Çocuğa bu kıyafetleri giydir.Put the kid into these clothes.
Bu ona kıyasla oldukça ilkeldi.This was quite primitive compared to that.
Caroline tüm parasını kıyafetlere harcamayacak kadar mantıklıdır.Caroline knows better than to spend all her money on clothes.
Caroline tüm parasını kıyafetlere harcamayacak kadar akıllıdır.Caroline knows better than to spend all her money on clothes.
Bana bunun onunla nasıl kıyaslandığını söyleyebilir misin?Can you tell me how this compares to that?
Senin çevirini onunkiyle kıyasla.Compare your translation with his.
Antik halılar özellikle kıymetlidir.Antique carpets are especially valuable.
Bizim sorunlarımız onunkine kıyasla hiçbir şey.Our problems are nothing compared to hers.
Thames'in kıyısında yürüdük.We walked on the banks of the Thames.
Göl kıyısı boyunca yürüdük.We walked along the shore of the lake.
Bu kıyafetim çok demode.These clothes of mine are out of style.
En sevdiğim eğlence kıyı boyunca gezmektir.My favorite pastime is strolling along the shore.
Evim Thames'in güney kıyısında.My house is on the south bank of the Thames.
NTT Menkul kıymetlerin 1,000 hissesine sahibim.I own 1,000 shares of NTT stock.
Bu kitap benim gözümde çok kıymetlidir.I have a high opinion of this book.
Fotoğrafımı gölün kıyısında çektirdim.I had my photo taken on the shore of the lake.
Ben her zaman bilgiye çok kıymet veririm.I always place a high value on knowledge.
Ben onun adına bir yeni kıyafet aldım.I bought a new dress for her on his behalf.
Ben genellikle kıyafetlerimi büyük mağazadan satın alırım.I usually buy my clothes at the department store.
Kıyafete kız kardeşimden daha az para harcarım.I spend less money on clothes than my sister does.
Otelimiz kıyıya bakar.Our hotel faces the coast.
Çocuklarını başkalarıyla kıyaslama.Don't compare your children with others.
Azın kıymetini bilmeyen çoğu bulamaz.Take care of the pence and the pounds will take care of themselves.
İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanırlar.Don't judge a man by his clothes.
Su da hava kadar kıymetlidir.Water is as precious as air.
Bazen su kıymetli bir meta olur.Sometimes water becomes a precious commodity.
Yıllar sonra Avrupalılar kıyı bölgelerinde sömürgeler kurdu.Years later, Europeans established colonies in the coastal areas.
Biz birkaç dakika yürüdük ve kıyıya ulaştık.We walked a few minutes and reached the shore.
Nehrin uzak kıyısında bir sürü çöp var.There's a lot of trash on the far bank of the river.
Birkaç adam nehir kıyısında balık avlıyor.Several men are fishing from the riverbank.
Sağanak yağışlardan sonra, nehir kendi kıyılarının dışına taştı.After the heavy rains, the river overflowed its banks.
Şirket, Tokyo Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem görüyor.The company is listed on the Tokyo Stock Exchange.
Bir kitap okumak bir seyahat ile kıyaslanabilir.Reading a book can be compared to making a journey.
Onun evi nehrin kıyısında.His house is on the bank of the river.
Kıyafeti bir beyefendininki gibi ama konuşması ve davranışı bir palyaçonunki gibi.His dress is that of a gentleman but his speech and behavior are those of a clown.
O, menkul kıymetlerini bu şirkette tutuyor.He holds stocks in this company.
Kıyı boyunca yürüdü.He walked along the shore.
İlgili Sayfalar