Ana içeriğe geç
Sözlük

kıska ile cümle

kıska kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom da kıskanç.Tom is jealous, too.
Ben kıskanç olmalıyım.I should be jealous.
Kıskançlık, Amerikan yaşamının ana gerçeğidir.Envy is the central fact of American life.
Gerçekten kıskançlığını kontrol etmek zorundasın. O senin içindeki bir canavar gibidir.You really have to control your jealousy. It's like a beast inside of you.
Çok fazla maddecilikle büyüdün ve şimdi komşularını kıskanıyorsun.You grew up with too much materialism, and now you envy your neighbours.
Kıskançlığın davranışını kontrol etmesine izin verme!Don't let envy control your behaviour!
Tom erkek kardeşini severdi ama o da onu kıskanırdı.Tom loved his brother but he envied him, too.
Tom kıskanç olacak.Tom is going to be jealous.
Kıskançlık imrenme ile aynı değildir. İkisini karıştırmayın. Bir fark var.Jealousy is not the same as envy. Do not confuse the two. There is a difference.
Mary Tom gibi kolayca kıskanan erkekleri sevmez.Mary doesn't like men who get jealous easily like Tom.
Komşu kadın neredeyse kıskançlıktan öldü.The neighbor woman nearly died of envy.
Ben onları kıskanmıyorum.I don't envy them.
Boşver onu, Tom. O sadece kıskanıyor.Ignore him, Tom. He's just jealous.
Mary Kate'in popülerliğini kıskanıyordu.Mary was jealous of Kate's popularity.
Şu insanları son derece kıskanıyorum.I am extremely envious of those people.
Amerikalıların daha prestijli saydıkları İngiliz aksanını kıskandıklarını bilirsiniz.You know Americans are jealous of the British accent that they deem more prestigious.
Papağanın kuyruğu bile diğerlerini kıskanç yapar.Even the tail of the parrot makes others envious.
Kıskançlık tüm insan duygularının en yıkıcı olanlarından biridir.Jealousy is one of the most destructive of all human emotions.
Mary kıskanç değil.Mary is not jealous.
O sadece seni kıskandırmaya çalışıyor.He's just trying to make you jealous.
Sanırım o seni kıskandırmaya çalışıyor.I think that she's trying to make you jealous.
Kıskanılan ekmeğin tadı güzeldir.Envied bread tastes good.
Ay bile onun güzelliğini kıskanıyordu.Even the moon was jealous of her beauty.
O sadece kıskanç.She's just jealous.
Onlar hakkında endişelenme. Onlar sadece kıskanç.Don't worry about them. They're just jealous.
Onun için endişelenme. O sadece kıskanç.Don't worry about him. He's just jealous.
Onun için endişelenme. O sadece kıskanıyor.Don't worry about her. She's just jealous.
Mary kıskanç değildir.Mary's not envious.
Yaşlı adam gençleri kıskanıyor.The old man envies the youth.
Yaşlılar gençleri kıskanır.The old envy the young.
Mary kıskanç olacak.Mary will be jealous.
Senin başarını kıskanıyorum.I am jealous of your success.
Biz kıskanç değiliz.We are not jealous.
Ona aldırış etme. O sadece kıskanç.Don't pay attention to her. She's just jealous.
Tom kıskanç bir erkek.Tom is a jealous man.
Tom çok kıskanç bir adamdır.Tom is a very jealous man.
O onu kıskandırmaya çalıştı.She tried to make him jealous.
Tom, Mary'yi kıskandırmaya çalıştı.Tom tried to make Mary jealous.
Tom son derece kıskanç.Tom is terribly jealous.
Büyücüler sırlarını kıskançlıkla korurlar.Magicians jealously guard their secrets.
Tom çok kıskanmış.Tom is green with envy.
Tom kıskançlıktan kudurmuş.Tom is green with envy.
O sadece seni kıskandırmak için onunla çıkıyor.He's just dating her to make you jealous.
Tom sadece seni kıskandırmak için onunla çıkıyor.Tom is just dating her to make you jealous.
Çift dillileri kıskandı.She was jealous of the bilinguals.
Bana kıskanç olduğunu söyleme.Don't tell me you're jealous.
Yazarlar güvercinler kadar kıskançtır.Writers are as jealous as pigeons.
Ben biraz kıskancımdır.I'm a bit jealous.
Kıskançlık ve açgözlülük, cinayetin en yaygın etkenlerinden ikisidir.Jealousy and greed are two of the most common motivators of murder.
Ben biraz kıskançtım.I was a bit jealous.
Ben kıskanıyorum.I'm getting jealous.
Leyla gerçekten kıskançtı.Layla was really jealous.
Leyla, Sami'nin kızını kıskanıyordu.Layla was jealous of Sami's daughter.
Kıskanç değil misin?Aren't you jealous?
Tom gerçekten kıskançtı.Tom was really jealous.
Tom Mary'yi kıskandı.Tom was jealous of Mary.
Sen Tom'u kıskanmıyor musun?Aren't you jealous of Tom?
Sami'nin problemleri kıskanç bir kalp ile başladı.Sami's problems began with a jealous heart.
Tom'un kıskanmak için iyi bir sebebi vardı.Tom had good reason to be jealous.
Sami, Leyla'nın yaşam tarzını kıskanıyordu.Sami envied Layla's lifestyle.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod