Ana içeriğe geç
Sözlük

kısa ile cümle

kısa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O kısa ve şişman.She's short and fat.
Onun saçı kısa.He has short hair.
Onu çok kısa sürede yapamazsın.You can't do it too soon.
Tom'un aldığı mektup en kısa sürede eve dönmesi gerektiğini söylüyordu.The letter Tom received said that he should return home as soon as possible.
Tom'un kısa bir dikkat süresi var.Tom has a short attention span.
Yolculuk kısaydı.The journey was brief.
O gözlerini kısarak baktı.He squinted.
Bunu kısa yapalım.Let's make this short.
En kısa sürede senden bir cevap istiyorum.I want an answer from you ASAP.
En kısa sürede bunun yapılmasını istiyorum.I'd like this done as soon as possible.
En kısa sürede raporunu istiyorum.I'd like your report as soon as possible.
En kısa sürede o bilgiyi istiyorum.I want that information as soon as possible.
En kısa sürede buradan çıkmanı istiyorum.I want to get out of here as soon as possible.
Tom en kısa sürede onu geri aramanı istiyor.Tom wants you to call him back as soon as possible.
En kısa sürede o belgenin bir kopyasını istiyorum.I'd like a copy of that document as soon as possible.
Sanırım en kısa sürede Tom'la temas kurmak isteyeceksin.I think you'll want to contact Tom as soon as possible.
Yarın erken kalkmam gerektiği için kısa süre içinde yatmak istiyorum.I want to go to sleep soon because I need to get up early tomorrow.
Kısa bir zaman önce eski bir arkadaşımla karşılaştım.I met an old friend a short time ago.
Fakat hayat kısa!But life is short!
Tom kısa sürede hiç kimsenin onunla ilgilenmediğini fark etti.Tom soon realized that no one was paying any attention to him.
En kısa sürede cevapla!Answer as soon as possible!
On iki saniyeden kısa sürede yüz metre koşabilir.He can run 100 meters in less than twelve seconds.
Uzun lafın kısası: o kazandı ve ben kaybettim.To cut a long story short - she won and I lost.
Dil öğrenmek bir kısa mesafe yarışı değildir; o bir maratondur.Language learning isn't a short distance race; it's a marathon.
Hayat kısa, bu yüzden Python kullanıyorum!Life's short, so I use Python!
Ona kendisinden kısa sürede eve gelmesini isteyen bir mektup yazmıştım.I wrote him a letter asking him to come home soon.
Şifre çok kısa. Beş harften uzun olmak zorunda.The password is too short. It has to be longer than 5 letters.
Tom gözlerini kısarak baktı.Tom squinted.
Seni çok kısa sürede tekrar gördüğüme şaşırdım.I'm surprised to see you again so soon.
Tom kısa süre göz attı.Tom glanced away.
Tom kısa bir süre durakladı.Tom paused briefly.
Kısa kes, lütfen.Be brief, please.
Kısa bir ara verebilir miyiz?May we have a short recess?
Kısa ve öz olacağım.I'll be brief.
Onu kısa tut.Keep it brief.
Onu kısalt.Make it brief.
Kısa devre bir sigortayı patlattı.The short circuit blew a fuse.
Kısa sürede iyi bir iş kurdu.He built up a good business in a short time.
Hayır diyerek onu kısa kesti.He cut him short by saying no.
O, erkek kardeşinden daha kısadır.He's shorter than his brother.
Kısa bir dikkat süresi var.He has a short attention span.
O en kısa sürede geldi.He arrived as soon as he could.
En kısa sürede sen görmek istiyorum.I want to see you as soon as possible.
Kısa sürede geleceğim.I won't be a moment.
Ben kısayım.I'm short.
O benden daha kısaydı.He was shorter than me.
Uzun lafın kısası, başaramadık.Long story short, we failed.
Bu kadar kısa sürede dönmeni beklemiyordum.I didn't expect you back so soon.
Henüz bilmiyorum ama yeterince kısa sürede öğreneceğim.I don't know yet, but I'll find out soon enough.
En kısa sürede başlamak zorunda.It has to begin as soon as possible.
En kısa sürede işi durdurmak zorunda olduğunu bir SMS aracılığıyla bildirdim.I reported to him by means of an SMS that he had to stop his work as soon as possible.
En kısa sürede işi durdurmak zorunda olduğunu bir SMS vasıtasıyla ona bildirdim.I reported to him through an SMS that he had to stop his work as soon as possible.
Çok kısayım.I'm very short.
Benim kısa bir açıklamam var.I have a brief statement.
Kısa bir süre önce Tom'u gördüm.I saw Tom a short time ago.
Acele et! Tren burada kısa bir süre için durur.Hurry up, the train stops here for a short while.
Yeterince kısa zamanda gerçek hikayeyi öğreneceğiz.We'll know the real story soon enough.
Acele et, tren sadece kısa bir süre için burada durur.Hurry up, the train only stops here for a short while.
Tom'un evine bir kısayol biliyordum.I knew a shortcut to Tom's house.
Daha kısa bir yol biliyorum.I know a shorter route.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod