kırmızılı ile cümle
kırmızılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Kırmızılı kız, merhaba!Hello, girl with the red dress!
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.Per Røed himself is an exception here.
Plüton'un genel kırmızılığı da 2000 ve 2002 yılları arasında önemli ölçüde artmıştır.Pluto's overall redness has also increased substantially between 2000 and 2002.
Yüzdeki bu kırmızılık kabileyi utandırmış bir durum olduğunun habercisiydi.His red cheeks show his embarrassment at the situation.
Kısa Sarı-Kırmızılı takımda 2 sezon kaldı.There are however some narrow two-lane sections remaining.
Sarı-kırmızılı kızlar 2-1 galip gelirken setler de 10-15, 15-13 ve 15-13 şeklinde sonuçlanmıştı. .Long Beach took the first two games easily, 15-3 and 15-10.
Bazı yerlerde hafifçe kırmızılık var.You can see the kind of a red color coming through.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.For bonobos and humans alike, life is not just red in tooth and claw.
Herşey sessiz. Burda çok az kırmızılık var.Everything is quiet, there's very little red anywhere.
Dağlarda da yollar, beyazlı kırmızılı çeşitli renklerde ve kapkara topraklar var.And in the mountains are streaks white and red, of diverse hues, and pitchy black;
Öntanımlı kırmızılı temaNameDefault theme with purple pegs
Bu alt türlerin gagalarında daha fazla kırmızılık vardır.They have more red on the bill.
Roger Bamkin'in Kırmızılı Kadınlar sunumu, Wikimania 2017Women in Red presentation by Roger Bamkin, Wikimania 2017
Kırmızılı Harun sağdadır.Aaron, in red, is on the right.
Sarı-kırmızılılar, bundan önceki en kötü averajı 1981-82 sezonunda sıfırla (26-26) elde etmişti.Entsprechend schlecht schlossen die Jazz die Saison, die schlechteste seit 1981/82, mit 26:56 ab.
Romalı stoacı filozof Seneca da, Sirius’u Mars’tan daha koyu kırmızılıktaki bir varlık olarak betimlemişti.Bei Plinius ist Sirius „feurig“ und bei Seneca sogar röter als Mars.
Sarı-kırmızılı takım daha sonra 1933 yılına kadar salonlarda görünmemiştir.Schnell- und Eilzüge hielten vor 1945 nicht im Bahnhof.
Plüton'un genel kırmızılığı da 2000 ve 2002 yılları arasında önemli ölçüde artmıştır.La coloration rouge de Pluton a également été substantiellement renforcée entre 2000 et 2002.
Yüzdeki bu kırmızılık kabileyi utandırmış bir durum olduğunun habercisiydi.Parce que c'est une race qui porte la honte sur son visage.
Albümde yalnız Kırmızılım şarkısının remix versiyonuna klip çekilmiştir.In Europa è stata commercializzata anche esclusivamente la versione "rossa" dell'album.
Fakat 30-60 saniye içinde çizgi halinde kırmızılık belirir.Быстро, в течение 30—60 секунд застывают в LED-лампах.
Plüton'un genel kırmızılığı da 2000 ve 2002 yılları arasında önemli ölçüde artmıştır.A vermelhidão geral de Plutão também aumentou consideravelmente, entre 2000 e 2002.
Sarı-kırmızılılar yaklaşık 17 gün kamp yapacak.Het lageren duurt voor een 'rode' Budvar 72 dagen.
Sarı-kırmızılı takım daha sonra 1933 yılına kadar salonlarda görünmemiştir.De roodpootbijvlieg is in Nederland sinds 1946 niet meer waargenomen.
Kırmızılı Kadın 1984 ABD yapımı romantik komedi filmidir.Kobieta w czerwieni – amerykańska komedia romantyczna z 1984 roku.
Plüton'un genel kırmızılığı da 2000 ve 2002 yılları arasında önemli ölçüde artmıştır.Plutos generella rödhet har också ökat betydligt mellan 2000 och 2002.
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.Ett rött skynke. – Något som väcker stark irritation.
Plüton'un genel kırmızılığı da 2000 ve 2002 yılları arasında önemli ölçüde artmıştır.Mezi lety 2000 a 2002 Pluto také znatelně zčervenal.
3-4 gün süren bu başlangıç dönemini vücutta kırmızılık izler, ateş düşer.Po 3–5 dnech se objeví drobně skvrnitá, sytě červená vyrážka, která postupně splývá.
Yani, kırmızılık; parmakla veya su bardağı gibi bir cisimle bastırıldığında kaybolmaz.Leziunile nu își schimbă culoarea, roșeața nedispărând prin apăsare cu degetul sau cu un pahar din sticlă.
Kitabı yazarken bu arada Gezi olayları oldu mesela ve orada kırmızılı kadın vardı.Mens den var i drift, bestod den af et spor og en kort perron med et rødt læskur.
Plüton'un genel kırmızılığı da 2000 ve 2002 yılları arasında önemli ölçüde artmıştır.Plutos generelle rødhet har også økt betydelig mellom 2000 og 2002.
Romalı stoacı filozof Seneca da, Sirius’u Mars’tan daha koyu kırmızılıktaki bir varlık olarak betimlemişti.Seneca hadde også beskrevet Sirius som dypere rød i fargen enn Mars.
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.Men selve opplevelsen av fargen rød er en quale.
Sarımsı görünür, irin sızar, ağrılıdır ve kırmızılık görünür.Hud-abscesser er synlige, røde, hovne og smertefulle.
Nil'deki kırmızılığın sebebi bu olabilir.Sangat mungkin hal ini disebabkan karena keberadaan sungai Nil.
Yani, kırmızılık; parmakla veya su bardağı gibi bir cisimle bastırıldığında kaybolmaz.Ruam biasanya tidak memucat; warna merahnya tidak memudar saat ditekan dengan jari atau batang gelas.
Kitabı yazarken bu arada Gezi olayları oldu mesela ve orada kırmızılı kadın vardı.だから地図を見るとトンネルがあるのに赤い×印が打ってあったりそこだけ細線になったりしているものがあった。
Romalı stoacı filozof Seneca da, Sirius’u Mars’tan daha koyu kırmızılıktaki bir varlık olarak betimlemişti.ローマ帝国の政治家ルキウス・アンナエウス・セネカもシリウスは火星よりも赤いと記述している。
Plüton'un genel kırmızılığı da 2000 ve 2002 yılları arasında önemli ölçüde artmıştır.2000到2002年間冥王星整體表面大幅紅化。
Romalı stoacı filozof Seneca da, Sirius’u Mars’tan daha koyu kırmızılıktaki bir varlık olarak betimlemişti.네로 황제의 스승 세네카 역시 시리우스를 '화성보다 붉은 별'로 묘사했다.
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.לדוגמה: צבע אדום בעל משמעות חשובה יותר.
Sarı-kırmızılılar, bundan önceki en kötü averajı 1981-82 sezonunda sıfırla (26-26) elde etmişti.הג'אז סיימו את העונה הסדירה במאזן 26–56, הגרוע ביותר מאז עונת 82–1981.
Yani, kırmızılık; parmakla veya su bardağı gibi bir cisimle bastırıldığında kaybolmaz.Osip uglavnom ne izbijeli; crvenilo ne nestane kad se na osip pritisne prstom ili čašom.
Bazı yerlerde hafifçe kırmızılık var.leicht rötliche Färbung durchschimmern sehen.
Bazı yerlerde hafifçe kırmızılık var.Widzimy przebijający się odcień czerwieni.
Bazı yerlerde hafifçe kırmızılık var.Можна побачити, що проступив червоний колір.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.A bonobók és az emberek számára egyaránt, az élet nem csak kemény küzdelem.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Baik bagi bonobo dan manusia, hidup tidak hanya berwarna merah pada gigi dan cakar.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Đối với tinh tinh lùn và con người đều như nhau, cuộc sống không chỉ là màu hồng.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.För både bonober och människor, handlar livet inte bara om pur överlevnad.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Für Bonobos und Menschen gleichermaßen besteht das Leben nicht aus Zähnen und Klauen allein.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.보노보와 인간 모두에게 삶은 죽자 살자 싸우는 것이 아닙니다.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Para bonobos y humanos por igual, la vida no es sólo cruel y despiadada.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Pentru oameni și pentru maimuțele bonobo, viața nu este doar vânătoare și violență.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Per i bonobo, e per gli esseri umani, la vita non è fatta solo di zanne e artigli.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Pour les bonobos comme pour les humains, la vie n'est pas que violence prédatrice.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Pro bonoby stejně jako pro lidi život není vždycky jen krutá divočina.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Tanto para os bonobos como para os seres humanos, a vida não é sobrevivência e agressividade.
Bonobo ve insanlar için hayat sadece diş ve tırnaktaki kırmızılık değil.Zowel voor bonobo's als voor mensen, het leven is niet alleen 'rood in tand en klauw'.