Bileşik kırığın ağrısı neredeyse katlanılmazdı.The pain of the compound fracture was almost unbearable.
Birkaç kötü kırığım vardı.I had some bad breaks.
Vincent'ın annesi Anna van Gogh'un o sırada kalça kemiği kırığı iyileşme safhasındaydı.Vincent's mother, Anna van Gogh, was healing from a broken thighbone.
Lisede, abur cubur almaya giderken... ...bacağımı kırığım günü hatırlıyor musun?You know, you remember when I broke my leg running out for dinner in senior high?
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,They said to my parents, the neck break was a stable fracture, but the back was completely crushed.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.I used a microscopic shard of diamond to actually carve the actual base.
Yılbaşında şelf kırığı bölgesinde görülmüş.On Christmas, it was out on the shelf edge.
Olekranon kırığı dirseğin kemikli kısmında meydana gelen bir kırıktır.Olecranon fracture is a fracture of the bony portion of the elbow.
Olekranon kırığıOlecranon fracture
İstikrara, ayrılmaya ve kırığın parçalanmasına bağlıdır.Based on the stability, the displacement and the comminution of the fracture.
Camın gevrek kırığıBrittle fracture in glass
Kafatası kırığının belirtileri arasında şunlar vardır:Symptoms of skull fracture can include:
El bileği kemiklerinde kırığına en sık rastlanan kemiktir.La fracture du scaphoïde est la fracture la plus fréquente du poignet.
1973'te geçirdiği bir kalça kırığı sonrası bununla ilişkili komplikasyonlar nedeniyle iki hafta sonra öldü.Nel febbraio 1999 morì per delle complicazioni dovute ad un altro intervento successivo.
Kemik kırığı bir kemiğin sürekliliğindeki kopuşa verilen addır.عظم الترقوة أحد العظام الطويلة في الإنسان.
El bileği kemiklerinde kırığına en sık rastlanan kemiktir.Kynsisientä esiintyy yleisimmin varpaankynsissä.
El bileği kemiklerinde kırığına en sık rastlanan kemiktir.שבר עצם הסירה הוא השבר הנפוץ ביותר בעצמות שורש כף היד.
Yarışta kırmızı bayraklar sallanırken Berger kazayı kaburga kırığı ve ikinci derece yanıklarla atlattı.Състезанието бе спряно, докато Бергер оцеля със счупени ребра и изгарания, втора степен по ръцете.
Aracın sürücü bölümü zarar görmemiş olsa da, çarpmanın etkisi bazal kafatası kırığına neden oldu.Макар че оцелявацата клетка остана непокътнат, силата на удара нанесе базална-фрактура на черепа му.
Tuğla, toz ve kırığı yoktur.Neturi snapelio, brylių ar atvartų.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Azt mondták a szüleimnek, hogy a nyaki törés stabil törés volt, de a hátam teljesen szétzúzódott.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,De sagde til mine forældre, at bruddet i nakken var en stabil fraktur, men ryggen var fuldstændig knust.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Disseram aos meus pais que a fratura do pescoço era estável, mas que a coluna estava completamente desfeita.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,I-au spus părinților că fractura gâtului era rezolvată, dar coloana era complet distrusă.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Ils ont dit à mes parents que la fracture cervicale était stable mais que le dos était complètement écrasé.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,의사들은 제 부모님에게, 목은 안정성 골절이었지만 등은 산산히 부셔졌다고 말했습니다.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Lekarze powiedzieli moim rodzicom, że złamanie karku było stabilne, ale kręgosłup był zupełne zmiażdżony.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Mojim rodičom povedali, že zlomenina krku je stabilná, ale chrbát bol úplne zničený.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Řekli mým rodičům, že zlomení krku byla stabilní zlomenina, ale záda byla kompletně rozdrcena.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Sie sagten meinen Eltern, das Genick war glatt durchgebrochen, aber der Rücken war komplett zerschmettert.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Ze zeiden tegen mijn ouders dat de nekbreuk een stabiele breuk was, maar dat de rug volledig verbrijzeld was.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Казаха на родителите ми, че счупването на врата е стабилна фрактура, но гърба ми беше напълно смачкан.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Моим родителям сказали, что перелом шеи без смещений, а вот спина полностью раздроблена.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,הם אמרו להורים שלי, שהשבר בצוואר היה שבר יציב, אבל הגב היה מרוסק לחלוטין.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,أخبروا والدّي ، أن كسر الرقبة كان مستقراً، لكن الظهر كان مهشّماً تماماً.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,背中が完全に潰れていて L1脊椎は落としたピーナツを
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.Ho usato un frammento micriscopico di diamante per scavare il fondo.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.Ik gebruikte een microscopische diamantscherf om de sokkel uit te snijden.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.J'ai utilisé un éclat microscopique de diamant en fait pour tailler ce socle.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.그리고 아주 미세한 다이아몬드 조각을 사용해서 받침을 조각했고요.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.Na vytvorenie základne som použil mikroskopický črep z diamantu.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.Tôi dùng một miếng kim cương rất nhỏ để có thể thực sự khắc cái đế như vậy.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.Usé una esquirla microscópica de diamante para tallar la base.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.Użyłem odłamka diamentu, aby wyrzeźbić podest.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.Използвах една микроскопична частица от диамант, за да изсека реалната основа.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.Я использовал микроскопический осколок бриллианта для того, чтобы вырезать саму основу.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.השתמשתי בשבר יהלום מיקרוסקופי כדי לגלף את הבסיס.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.واستخدمت قشرة ماسٍ مجهرية لنحت القاعدة.
Kaideyi oymak için mikroskobik boyutta bir elmas kırığı kullandım.土台を削ったんだ この作品を見ると 誇らしげに感じるんだ
Kırığı oturt, kanı al, kanı çevir, mikroskopun altında bak, kültür oluştur, antiserum enjekte et.Bạn nắn xương, lấy máu, ly tâm mẫu máu, xem xét dưới kính hiển vi, nuôi cấy vi khuẩn, tiêm kháng huyết thanh.
Kırığı oturt, kanı al, kanı çevir, mikroskopun altında bak, kültür oluştur, antiserum enjekte et.골절을 치료하고, 채혈하고, 혈청을 회전시켜 현미경으로 관찰하고,
Kırığı oturt, kanı al, kanı çevir, mikroskopun altında bak, kültür oluştur, antiserum enjekte et.מקום להחלים בו, אולי כמה כלים בסיסיים, בהחלט יכולת לעשות הכל. קיבעת שברים, ניקזת דם,
Kırığı oturt, kanı al, kanı çevir, mikroskopun altında bak, kültür oluştur, antiserum enjekte et.يمكنك تعيين الكسر، قمت drew الدم، يمكنك نسج الدم، بحثت تحت المجهر،
Kırığı oturt, kanı al, kanı çevir, mikroskopun altında bak, kültür oluştur, antiserum enjekte et.血液を遠心分離機にかけ 顕微鏡で見ることが できました 細菌培養をし 血清を注射し—
Lisede, abur cubur almaya giderken... ...bacağımı kırığım günü hatırlıyor musun?Emlékszel, amikor eltörtem a lábam a középsuliban miközben rágcsáért szaladtam ki?
Lisede, abur cubur almaya giderken... ...bacağımı kırığım günü hatırlıyor musun?هل تتذكرين عندما كسرت رجلي في طريق لاحظار بعض المأكولات؟
Yılbaşında şelf kırığı bölgesinde görülmüş.Am Weihnachtstag trieb er sich an der Kontinentalkante herum.
Yılbaşında şelf kırığı bölgesinde görülmüş.A Natale aveva raggiunto il limite della piattaforma.
Yılbaşında şelf kırığı bölgesinde görülmüş.De Crăciun s-a aflat pe marginea platoului.
Yılbaşında şelf kırığı bölgesinde görülmüş.En Navidad estaba en el límite de la plataforma continental.