kımıldama ile cümle

kımıldama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Kedi kımıldamadı.The cat didn't move a muscle.
At durdu ve kımıldamadı.The horse stopped and wouldn't move.
Bir süre kımıldama, lütfen.Hold still for a moment, please.
Bir araba kazası vardı ve trafik bir inç kımıldamadı.There was a car accident and the traffic didn't move an inch.
Kımıldama, yoksa seni vururum.Don't move, or I'll shoot you.
At kımıldamadı.The horse would not move.
Onu uyandırma korkusuyla kımıldamadık.We did not move for fear we should wake him up.
Sadako daha fazlasını demek istiyordu ama dudakları artık kımıldamak istemedi.Sadako wanted to say more, but her lips just didn't want to move anymore.
Hiçbir şey kımıldamadı.Nothing had moved.
Kimse kımıldamasın!Nobody moves!
Tom bir saatten daha fazla süredir kımıldamadı.Tom hasn't budged for over an hour.
Tom kımıldamayacak.Tom won't budge.
Onlar kımıldamadılar.They didn't budge.
O kımıldamayacak.It won't budge.
Sadece kımıldamadan uzan.Just lie still.
Şimdi kımıldama.Now lie still.
Sen kımıldama.You stay put.
Kımıldama. Nefes bile alma.Don't move. Don't even breathe.
Kımıldama yoksa vururum.Don't move or I'll shoot.
Ben kımıldamanı söyleyinceye kadar kımıldama.Don't move until I tell you to.
Kımıldama, Tom.Hold still, Tom.
Ben sana kımıldamamanı söyledim.I told you to stay put.
Ne yaparsan yap, kımıldama.Whatever you do, don't move.
Kımıldama. Bu zarar vermeyecek.Hold still. This won't hurt.
Kımıldamadan uzanmalısın.You must lie still.
Benden haber alıncaya kadar kımıldama.Stay put until you hear from me.
Kımıldamadan oturalım.Let's sit tight.
Şimdi sadece kımıldama.Now just lie still.
Kımıldamadan yat ve dinlen.Lie still and rest.
Kımıldama! Bir adım atarsan ölürsün!Don't move! You take a step and you die!
Tom kapı kolunu çevirmeye çalıştı ama o kımıldamadı.Tom tried to turn the doorknob, but it wouldn't budge.
Sanırım biz kımıldamayacağız.I think we'll stay put.
Ben kımıldamadım.I didn't budge.
Tamamen kımıldamadan dur.Stand perfectly still.
Kımıldamamaya çalış.Try to stand still.
Mümkün olduğu kadar kımıldama.Keep as still as possible.
Ben dönünceye kadar kımıldama.Don't move till I get back.
Sadece yerimden kımıldamadım.I just stayed put.
Tom kımıldamadı.Tom didn't budge.
Kımıldama. Omzunda bir örümcek var.Don't move. There is a spider on your shoulder.
İkincisinin yerinden kımıldaması zaman alır.You have to take some time to step back from it.
Kımıldamayın !Everybody freeze!
Kadınlar bu tarafa, erkeler kımıldamasın.All women come out, men stay inside.
Kımıldama !Don't move!
"Oğul, eğer bir aslanla karşılaşırsan, sakın kımıldama."Boy, if you run into a lion, don't move.
Sakın kımıldama.Don't move.
Ama ben hiç kımıldamadan yatıyordu ve konuşulan kadar bir şey söylemek çözümlenir.But I lay perfectly still, and resolved not to say a word till spoken to.
Bu Lee Tae Ik'in sürmüş olduğu aynı ilaç.<br />Merak etme ve kımıldamadan dur.It is the same medicine that Lee Tae Ik applies. Don't worry and stay still.
Etinin katmerleri birbirine yapışmış, Sertleşmiş üzerinde, kımıldamazlar.The flakes of his flesh are joined together. They are firm on him. They can't be moved.
Rohan'a göre, her iki taraf da Mitrovica konusundaki tutumlarından kımıldamayı reddetti.Both sides refused to budge from their positions on Mitrovica, according to Rohan.
Hamas sivillere yeriden kımıldamamalarını söyledi.De son côté, le Hamas avait demandé à la population de ne pas quitter les lieux.
İkincisinin yerinden kımıldaması zaman alır.La première parvient plus loin à lâcher la seconde.
"Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona."«Sempre nell'identico luogo permane senza muoversi per nulla, né gli si addice recarsi or qui or là.».
Bir araba kazası vardı ve trafik bir inç kımıldamadı.Случилась авария, и дорожное движение не продвигалось ни на дюйм.
"Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona."«Очевидно, там настолько весело, что никто и никогда оттуда не уходит».
Olduğun yerde kal ve kımıldama.Blijf waar je bent en beweeg je niet.
"Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona."Do Tokia se vždy vracím moc ráda a za rok to nebude jiné."
Ancak Kent yerinden kımıldamadı.Dean se ale už nemůže hýbat.
Ancak Kent yerinden kımıldamadı.コングはその場から動けない。
"Amerikan elçisinin adamlarına tüfek çevirttim yarım saat kımıldamadan beklettim".彼らはアメリカ軍を機関銃で迎え撃ち、夕方まで持ち場を保持した。

İlgili Sayfalar