kışı ile cümle
kışı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tek başına on kişilik akşam yemeği pişiremezsen, Lucy sana yardımcı olabilir.Lucy might be able to help you, if you can't cook dinner for ten people alone.
Geziye kaç kişi gidiyor?How many people are going for the trip?
Birçok kişi konsere geç kalmıştı.Many people were late for the concert.
Onun bazı kısımları üzerinde anlaşamadı.They could not agree on some parts of it.
Teklifin diğer kısımlarını tartıştılar.They debated other parts of the proposal.
Üç kişi fikre karşı oy kullandı.Three voted against the idea.
Sadece yirmi yedi kişi hayır oyu verdi.Only twenty-seven had voted no.
Neredeyse 69 milyon kişi oy verdi.Almost sixty-nine million people voted.
Otuz bin kişi öldürüldü.Thirty-thousand people were killed.
Büyük patlamada altı kişi öldü.The huge explosion killed six people.
Hiç kimse kaç kişi öldüğünden emin değildi.No one is sure how many people died.
Hiç kimse tam olarak kaç kişinin kendilerini hippi kabul ettiklerini bilmez.No one knows exactly how many people considered themselves hippies.
Birçok kişi Lincoln'un o adam olabileceğini düşündü.Many people thought Lincoln could be that man.
Birçok kişi memnundu.Most people were satisfied.
O, onun kişisel fikriydi.It was his personal opinion.
Bu, birçok kişiyi kızdırdı.This made many people angry.
Birçok kişi işsizdi.Many people were out of work.
Binlerce kişi katıldı.Thousands of people attended.
Çoğunlukla birkaç kişi sarhoştu.A few were drunk most of the time.
Yaklaşık üç bin kişi öldü.Almost three thousand people died.
Tiyatrodaki birçok kişi onu tanıyordu.Many in the theater recognized him.
Beş yüzden daha fazla kişi yaralandı.More than five-hundred were wounded.
Aşırı kişiler müzakere etmeyi reddettiler.The extremists refused to negotiate.
Kırk yedi kişi atama istedi.Forty-seven men wanted the nomination.
Üç milyon kişi işsizdi.Three million people were out of work.
Şiddet olayında elli beş kişi öldü.Fifty-five people died in the violence.
Birçok kişi Başkan Wilson'u kınadı.Many people denounced President Wilson.
Çoğu kişi John Adams'ın kazanmasını umuyordu.Most people expected John Adams to win.
Kuzeydeki birçok kişi köleliğin yanlış olduğunu düşünüyordu.Many in the North felt slavery was wrong.
Birçok kişi ayrıca onun bir deli olduğunu düşünüyordu.Many people also considered him a madman.
1897'de binlerce kişi işsizdi.By 1897, thousands of people were out of work.
Binlerce kişi başkanı görmeye gitti.Thousands of people went to see the President.
Birkaç kişi benim dilimi konuşuyor.Few people speak my language.
Garip bir kişi aniden kapıdan girdi.A strange figure suddenly came through the door.
O iyi bir kişi değildir.He's not a good person.
Böylesine kişisel bir soru sorduğum için lütfen beni affet.Please forgive me asking such a personal question.
Aradığı o kişi kimdi?Who was it that he phoned?
Seni herhangi bir diğer kişiyi sevdiğimden daha çok seviyorum.I love you more than I love any other person.
Ben namuslu bir kişiyim.I am an honest person.
Çok kısa bir uyarı veya açıklama akıllı bir kişi için yeterlidir.A very brief warning or explanation is enough for an intelligent person.
O kişinin aksanı benim için tutarsızThat person's accent is incoherent to me.
Bu geminin mürettebatı kaç kişiden oluşur?How many people does this ship's crew consist of?
Jose kendini kötü karakterli bir kişi olarak gösterdi.José showed himself to be a person of bad character.
Yanlış kişiye soruyorsun.You're asking the wrong person.
Ben onun ne tür bir kişi olduğunu bilmiyorum.I don't know what kind of person he is.
Geçen hafta konserde altı kişi vardı.There were six people at the concert last week.
Bu görevi başka bir kişiye vermelisin.You should give this task to some other person.
Peige işi bitirecek olan kişidir.Peige is the person who will finish the work.
Eski günlerde, kışın buz pateni yapmaya giderdik ama şimdi çok yaşlıyız.In the old days we would go ice skating in the winter, but now we are too old.
O, senin güvenebileceğin türde bir kişiydi.He was the kind of person in whom you can trust.
Kişiliksiz kadınlardan hoşlanmıyorum.I don't like women without personalities.
O, onu kişisel bir çeki kabul etmesi için ikna edemedi.She couldn't convince him to accept a personal check.
O, ona yardım eden ilk kişiydi.She was the first one to help him.
Ona dikkat edecek ilk kişiydi.She was the first one to pay attention to him.
Bu zehirin bir damlası 160 kişiyi öldürmek için yeterlidir.One drop of this poison is enough to kill 160 people.
Dürüst olmak gerekirse, ben dünyada en doğru kişi değilim.Honestly, I am not the most accurate person on earth.
O, bizim köpeği besleyen kişidir.She is the one who feeds our dog.
Kışın, günler daha kısadır.In the winter, days are shorter.
Çilekler kışın pahalıdır.Strawberries are expensive in the winter.
Çilek kışın yüksek fiyata satılıyor.Strawberries sell for a high price in the winter.