kütüphane ile cümle
kütüphane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Kütüphanenin en eski kitabı, 1300 yıllık bir Kur’an'dır.Het oudste archiefstuk is uit het jaar 1300.
Yazma Escurial Kütüphanesi'nde bulunmaktaydı.Hij verscheen in boek De Duistere Deur.
Ayrıca kiliseler, kaleler, kütüphaneler ve arşivler yağmalanıp, yerle bir edildiler.Kastelen, adellijke woningen, bibliotheken, archieven en schatkamers waren geconfisqueerd en leeggeroofd.
Portre şu an Huntington Kütüphanesi, San Marino, Kaliforniya'da korunmaktadır.Dit bevindt zich momenteel in de Huntington Library in Californië.
1994'ten beri Polonya Ulusal Kütüphanesi'nde çalışıyordu.Makowski werkt sinds 1994 bij de Nationale Bibliotheek.
Ayrıca müzenin kendi kütüphanesi ve kitapçısı bulunmaktadır.Ook beschikt het museum over een eigen bibliotheek.
Günümüzde Paris'teki Ulusal Kütüphane'de korunmaktadır.Tegenwoordig wordt het in de Nationale Bibliotheek in Madrid bewaard.
Kütüphaneye geri döner ve orada polisler ile karşılaşır.Hij loopt naar buiten en komt daar in aanraking met de politie.
Elizabeth Garrett Anderson'un arşivleri London School of Economics'deki Kadın Kütüphanesinde tutulmaktadır.De archieven van Millicent Fawcett zijn te vinden in de Women's Library van de London School of Economics.
Raffaello, burada ilk olarak Papanın kütüphanesini dekore etti.De Rega-vleugel huisvestte oorspronkelijk de bibliotheek van de universiteit.
Kız, gözlerini kapattığında kendisinin büyük bir kütüphanede olduğunu anlatır.Als geleerde man beschikt hij in zijn appartement over een grote bibliotheek.
ODTÜ Kütüphanesi, Ekim 1957'de küçük bir birikimle açılmıştır.Gemeenschappelijke station en de lus werd geopend in een oktober 1915.
Kütüphanenin ilk yıllarında kütüphaneye büyük ilgi gösterilmekte idi.In de beginjaren was de bibliotheekvoorziening nog basaal.
Haloun'un belgeleri Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunmaktadır.Zijn archieven werden gedeponeerd in de Cambridge University Library.
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.Wat later verlaten ze samen de bibliotheek.
Dijital kütüphane kullanıcıları kütüphaneye gitmek zorunda değildirler.Bibliotheekmedewerkers zijn dan echter niet beschikbaar.
Büyük boyutlu bir kütüphanesi bulunmaktadır.Hij moet over een omvangrijke bibliotheek hebben beschikt.
“Oğlumun Kütüphanesi” adlı çeviri dizisini hazırlamaya başladı.De ontsluiting is wel 'het hart van het bibliotheekvak' genoemd.
Osmanlı Devleti döneminde Hüdavendigar vilayetinde 16 kütüphane vardı.De Muur had in de tijd van Aurelianus zestien stadspoorten.
Kütüphanede John'u gördüm.Ik heb John gezien in de bibliotheek.
Bu kitabı bugün kütüphaneye iade etmem lâzım.Ik moet dit boek vandaag terugbrengen naar de bibliotheek.
Bu kitabı bugün kütüphaneye geri götürmeliyim.Ik moet dit boek vandaag terugbrengen naar de bibliotheek.
O, kitabı kütüphaneye geri götürdü.Ze bracht het boek terug naar de bibliotheek.
Kütüphanede yalnızdılar.In de bibliotheek waren ze alleen.
Kütüphane nerede?Waar is de bibliotheek?
Haftada en az bir kere kütüphaneye giderim.Ik ga naar de bibliotheek ten minste een keer per week.
Haftada en az bir kere kütüphaneye giderim.Ik ga minstens één keer per week naar de bibliotheek.
Haftada en az bir kez kütüphaneye giderim.Ik ga naar de bibliotheek ten minste een keer per week.
Haftada en az bir sefer kütüphaneye giderim.Ik ga naar de bibliotheek ten minste een keer per week.
Haftada en az bir kez kütüphaneye giderim.Ik ga minstens één keer per week naar de bibliotheek.
Haftada en az bir sefer kütüphaneye giderim.Ik ga minstens één keer per week naar de bibliotheek.
Bugün kütüphanede çalışmam gerekiyordu ama yaklaşık 12.00'de uyandım.Eigenlijk had ik vandaag in de bibliotheek moeten studeren, maar ik ben pas rond de middag wakker geworden.
Ben bir kitap okumak için kütüphaneye gittim.Ik ging naar de biblotheek om een boek te lezen.
2012'de Vakko Moda Vakko Merkezi bünyesinde Vitali Hakko Kreatif Endüstriler Kütüphanesi kuruldu.In 2012 werd de Vitali Hakko Creative Industries Library geopend in het Vakko Fashion Center.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.W odróżnieniu od bibliotek publicznych, rzadko zezwalają na pożyczanie książek obywatelom kraju.
Birçoğu Peru Devlet Kütüphanesi'nde bulunabilmektedir.Większość z nich można znaleźć w Bibliotece Narodowej Peru.
24 Nisan - ABD Kongre Kütüphanesi kuruldu.24 kwietnia – została założona Biblioteka Kongresu Stanów Zjednoczonych.
QuarkXPress 3 (1990) - Ölçüm paleti ve kütüphaneler desteği ile ilk sürümü.QuarkXPress 3 (1990) – Pierwsza wersja zawierająca paletę miar (measurement palette) oraz obsługę bibliotek.
Roma Katolik Kilisesince çevirmenlerin, kütüphanecilerin ve ansiklopedistlerin koruyucu azizi olarak tanınır.W Kościele rzymskokatolickim jest on uznawany za patrona tłumaczy, bibliotekarzy oraz encyklopedystów.
1800 - Dünyanın en büyük kütüphanesi olan Kongre Kütüphanesi kuruldu.1800 – Założono Bibliotekę Kongresu Stanów Zjednoczonych.
Kullanıcı arayüzünde wxWidgets kütüphaneleri kullanılmıştır.Wykorzystuje go biblioteka wxWidgets.
Her bir kampüs kendine ait kütüphane birimlerine sahiptir.Wszystkie katedry posiadają własne biblioteki.
Dumbarton Oaks Araştırma Kütüphanesi ve Koleksiyonu (Dumbarton Oaks Research Library and Collection).Instytut znajduje się w Dumbarton Oaks Research Library and Collection. .
Elizabeth Garrett Anderson'un arşivleri London School of Economics'deki Kadın Kütüphanesinde tutulmaktadır.Archiwa Emily Faithfull są przechowywane w Women's Library w bibliotece London School of Economics.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Pracował w Bibliotece Narodowej.
“Kütüphaneciler Marşı”, 1959."Roczniki Biblioteczne" 1959.
Kütüphanesi vardır.Istniała biblioteka.
Daha sonra bir kütüphaneci olarak çalıştı.Później pracował jako bibliotekarz.
Üniversinin tüm öğrencileri ve akademik personelinin kullanımına açık fakülte kütüphanesi mevcuttur.Do dyspozycji studentów i nauczycieli akademickich jest otwarta w trybie ciągłym biblioteka.
Bünyesinde evler, bir kütüphane, üç restoran ve bir konservatuvar vardır.W budynku znajduje się również biblioteka, trzy restauracje oraz konserwatorium.
Boş zamanlarımda kütüphanede olurum.Dzień bez kar w bibliotekach.
Bu sırada kütüphanede 60 kadar kitap vardı.W tym momencie w bibliotece znajdowało się 56 osób.
Kütüphanecilik eğitimi planlaması.Seminarium poświęcone zagadnieniom budownictwa bibliotecznego.
Ancak 1881 yılında Vatikan Kütüphanesi açıldığında XIII. Leo arşivi araştırmacılara açtı.W 1881 Leon XIII postanowił udostępnić Archiwum Watykańskie naukowcom.
MusicBrainz, bir açık kodlu müzik kütüphanesi projesidir.MusicBrainz – projekt stworzenia otwartej encyklopedii muzycznej.
Spandau Cezaevi'nin bir kütüphanesi vardı.Klasztor dominikański posiadał bibliotekę.
Evlerinde zengin bir kütüphaneleri vardı.Posiadał bogaty księgozbiór w swojej bibliotece.
Załuski kütüphanesiŻywa Biblioteka
Ayrıca bir kütüphane ve bir de hastane adadılar.Prowadziły również aptekę i szpital.
"İşte Beştepe kütüphanesi".Biuletyn Bibliotek Kościelnych”.