Ana içeriğe geç
Sözlük

küsur ile cümle

küsur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Depodaki bir ağaçtan kusurlu bir versionsuz kopyayı kontrol etNameZískat z repository kopii stromu bez verzeName
Depodaki bir ağaçtan kusurlu bir versionsuz kopyayı kontrol etNameΈλεγχος εξόδου ενός αντιγράφου χωρίς έκδοση από ένα δέντρο του χώρου αποθήκευσηςName
Depodaki bir ağaçtan kusurlu bir versionsuz kopyayı kontrol etNameВзяти зі сховища копію дерева без версійName
Depodaki bir ağaçtan kusurlu bir versionsuz kopyayı kontrol etNameЗагрузить копию дерева без служебной информации системы управления версиямиName
Depodaki bir ağaçtan kusurlu bir versionsuz kopyayı kontrol etNameリポジトリから非バージョン管理ツリーとしてチェックアウトします。Name
Derslerde iyisin, yakışıklı bir yüzün var ve uzunsun... Hayatın mükemmel diye her şey kusursuz mu?Pretože ti ide štúdium, máš peknú tvár a si vysoký... máš pocit, že si lepší ako my?
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.그는 샘플의 사람들보다 20년 정도나이든 남성이었습니다.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Aveva una ventina d'anni più degli altri nel gruppo.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Bol o 20-čosi rokov starší ako ktokoľvek vo vzorke.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Byl asi o 20 let starší než všichni ostatní ve skupině.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Był o dwadzieścia kilka lat starszy niż reszta.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Dia sekitar 20-an tahun lebih tua daripada orang lain dalam percobaan itu.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Ele era aproximadamente 20 anos mais velho que todos os outros na amostra.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Era alrededor de 20 años mayor que el resto de las personas de la muestra.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Era cu vreo 20 de ani mai în vârstă decât oricine altcineva din eşantion.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Er war etwa 20 Jahre älter als die anderen in dieser Gruppe.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Hän oli noin 20 vuotta vanhempi kuin kukaan muu ryhmässä.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Han var omkring 20 äldre än någon annan i urvalsgruppen.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Han var omkring 20 år ældre end alle andre i stikprøven.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Hij was 20 jaar ouder dan de anderen in de groep.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Huszonvalahány évvel idősebb volt, mint bárki más a csoportban.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Il avait 20 et quelques années de plus que tous les autres dans l'échantillon.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Ông ấy già hơn tất cả những người tham gia khoảng 20 tuổi.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Star je bil kakih dvajset let več od drugih v vzorcu.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Ηταν περίπου 20 χρόνια μεγαλύτερος από οποιονδήποτε άλλο στο δείγμα.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Він був на 20 з копійками років старшим від інших учасників.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Он был на двадцать с лишком лет старше всех остальных членов выборки.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.Той беше с около 20 години по-възрастен от всеки друг от извадката.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.הוא היה בכ20 שנה יותר מבוגר מכל אחד אחר בדגימה.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.كان في العشرينيات من عمره أكبر ممن سواه في المجموعة.
Diğer deneklerden 20 küsür yıl kadar daha yaşlıydı.覚えていますよ
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.A DNS igazi szépsége azonban a tökéletlenségében rejtőzik.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Dar adevărata frumusețe a ADN-ului constă în imperfecțiunile sale.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.De echte schoonheid van het DNA zit echter in haar onvolkomenheden.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Det fantastiska med DNA är dock dess små fel och misstag.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Det virkelig smukke ved DNA er dog i dens ufuldkommenhed.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Die wahre Schönheit der DNA liegt allerdings in ihrer Unvollkommenheit.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.그러나 DNA의 진정한 아름다움은 그 불완전함에 있습니다.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.DNA:n todellinen kauneus on sen epätäydellisyyksissä.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.La vera bellezza del DNA, però risiede nelle sue imperfezioni.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.La vraie beauté de l'ADN est cependant dans ses imperfections.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Namun keindahan sesungguhnya dari DNA adalah ketidaksempurnaannya.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Noten que la información se tornó parte de nuestra historia.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Pravá krása DNA je v její nedokonalosti.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Prawdziwe piękno DNA tkwi jednak w jego niedoskonałości.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Skutočná krása DNA je však v jej nedokonalostiach.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Todavia, a verdadeira beleza do ADN está nas suas imperfeições.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Η πραγματική ομορφιά του DNA όμως, είναι οι ατέλειές του.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Истинная красота ДНК в её несовершенстве.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.Истинската красота на ДНК обаче е в нейните несъвършенства.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.היופי האמיתי של DNA בכל אופן נמצא בפגמים שלו.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.و مع هذا و ذاك فالجمال الحقيقي للحمض النّووي يكمن في عدم كماله.
DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı.その不完全さにあります コピーをする過程で
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Dacă eşti fără prihană, are Cel Atotputernic vre un folos? Şi dacă trăieşti fără vină, ce va cîştiga El?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Dầu ông công bình, Ðấng Toàn năng có vui chi chăng? tánh hạnh ông trọn vẹn, ấy được ích lợi gì cho Ngài sao?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Gyönyörûségére van-é az a Mindenhatónak, ha te igaz vagy; avagy nyereség-é, hogy feddhetetlenül jársz?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Har den Allsmäktige någon båtnad av att du är rättfärdig, eller någon vinning av att du vandrar ostraffligt?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Har den Almægtige godt af din Retfærd, Vinding af, at din Vandel er ret?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?Hasni li Vsegamogočnemu, da si pravičen, ali pa ima kaj dobička, ko brezmadežne hraniš poti svoje?
Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?네가 의로운들 전능자에게 무슨 기쁨이 있겠으며 네 행위가 온전한들 그에게 무슨 이익이 있겠느냐
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod